Gönderen Konu: Tarkan Tunca ve Dehliz ve Adını Çizgi Roman Tarihine Yazdıran Tan  (Okunma sayısı 214 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı ümitkr

  • Çizgi Roman Bağımlısı
  • ****
  • İleti: 921
    • Çizgi Roman Okurlari Platformu (ÇROP)
Tarkan, çok oldu görüşmüyoruz ama kısmet oldu eski çizgi romanlarını okudum tekrardan :) Eminim forumdaki herkes hikayeyi senden dinlemek ister

"
Dehliz: Bağımsız Çizgi Romanda Azimli Denemeler
...
Bu emekte işin başı Caner Özdurak’tı ama yalnız değildi. Bir ekibi, yardımlaştığı, iş birliği yaptığı dostları vardı Dehliz’de: Senaryo yazarı Tan Tunca, çizer Tarkan Tunca ve kaligrafi’de fantastik/polisiye/bilimkurgu yazarı ve editör Aşkın Güngör… Neresinden bakarsanız bakın amatörce bir çizgi roman fanzinine karşılık beklemeden alın terlerini katan gönüllüler:

http://kayiprihtim.com/inceleme/dehliz-inceleme/"

Çevrimdışı yunusmeyra

  • Bölüm Yöneticisi
  • Çizgi Roman Sevdalısı
  • *****
  • İleti: 2,575
GERÇEKLİK YAŞAMIN TEK KURALIDIR FAKAT HAYATIN GERÇEKLERİNDEN BUNALDIĞIN ZAMAN GÖRÜNEN TEK ÇIKIŞ KAPISI BİR ÇİZGİ ROMAN ALIP SAYFALARINI KARIŞTIRMAK VE DÜŞLER ÜLKESİNE ADIM ATMAKTIR. ÖYLE Kİ SİZİ SINIRLAYAN TEK GERÇEKLİK DERGİNİN SAYFA SAYISIDIR."
                                                                                                 
CANER ÖZDURAK ( "DEHLİZ" FANZİN, OCAK-1999, SAYI:1)





selam Ümit. en son "çizgi roman ödülleri"nde görüşmüş ve sohbet etmiştik.eh, bu bile en az 2-3 yıl demek... çizgi roman üzerine yapılan etkinliklere katılımlarını ve katkılarını takip ediyor, dostlarımızdan haberlerini alıyoruz. bunun haricinde "çrop"u takip ettiğimizi söylemeye gerek bile yok.

senin, Caner`i tanıdığın ve "dehliz"i ilk aldığın o günlerin üzerinden 18 yıl geçmiş. sizin (Ümit Kireççi, Mahmud Asrar, Yıldıray Çınar, Hakan Tacal...)"çapa"yı çıkardığınız yıllar; benim, seni elinde "comics"ler  ve zihninde projelerle tanıdığım yıllara denk geliyordu bir yandan...  aynı yıllar Caner`le dostluğumuzun ve çizgi roman üzerine muhabbetlerimizin başladığı yıllardı... "dehliz"in çıkışı ve Caner`in heyecanı ne kadar taze hatıralarımda... "madem Türkiye`de yerli üretim ve çizgi roman üzerine bir şey yapan yok (veya yeterli değil!); yapmak isteyenleri duyan yok, aldıran yok; biz de yaparız, fanzinse fanzin!" diye gözükara bir heyecanla "dehliz"i planlaması...

o yılları, yani 99`un öncesi bir kaç yılı kısaca anımsayalım: sadece yerli çizgi roman üretimi dergilerinin, gazete-dergi bantlarının değil yabancı telifli çizgi roman yayıncılığının bile mumla arandığı yıllardan konuştuğumuzu hatırlamakta fayda var.
evet, artık gazete bayilerinde çizgi roman gördüğümüz günler sayılıydı. kitapçılarda ise "zor" bulurdunuz.  90`ların ilk yarısında pek çok yayın ve yayınevi çizgi romanla ilgilerini sonlandırmışlardı. gazete ve dergiler çizgi romana sırtlarını dönüyorlardı. çok satan ve çizgi romana bolca yer ayıran çocuk dergileri bile kapanmaya, olmadı periyotlarını seyreltmeye ve çizgi romana az yer ayırmaya başlamışlardı. çizgi roman dergiciliği yapma iddiasındaki kaç yazar-çizer grubunun dergi hayali(Rr, zeplin, joker, rh+, eroskop...) kısa sürede sonlanmıştı. 93 ve 94 yılı, çizgi romanda bir dönemin kapandığı yıllar olarak anılacaktı...

çizgi romanı, yayıncılığını, etkilerini ve ülkedeki geldiği durumu düşünen insanlar da(meraklı, fan, okuyucu, yazar-çizer) yok değildi. çocukluk ve gençliği çizgi romanlarla geçmiş dostlar, "çizgi roman bitmesin, konuşulsun, tartışılsın" diye dertler edinmişlerdi. "çizgi roman bir anlatım aracı ve sanat olarak bu topraklarda ayağını sağlam basmalı, daha önce tanışılmamış, konuşulmamış örnekleriyle de varolmalı" diyenler vardı. çizgi roman üzerine ilk fanzinler böyle çıktı. "koloni"(1993) ve "yeni dalga"(1994) ilk akla gelenler. Kosta Ceran, Levent Cantek, Erhan Baş, Murat Erhan, Murat Mıhçıoğlu, Murat Sayın, Mahmud Asrar, Suat Efe...bu saydıklarım ilk çizgi roman yorumlarını yazan, çeviriler ve tanıtımları yapan isimler olarak aklımda...peşinden Zeynep Akkuş, Hüsnü Çoruk, Hakan Alpin,  Yener Çakmak, Ali Düzgün, Aşkın Güngör ve pek çok çizgi roman sevdalısının katkılarıyla şekillenen "darkwood sakinleri" (1994,çizgi roman kültürü dergisi) var ki, yayınını senede bir-iki sayıyla devam ettirerek 2000`lerin başına kadar sürdürecekti.

bahsi geçen bir kaç fanzin ve yayın haricinde çizgi roman üzerinen yazılıp çizilmez miydi diyenler olabilir; "express" dergisinin sayfalarında çizgi roman üzerine yazılara yer vermesini bir kenarda tutarsak, bazı edebiyat-sanat dergilerinde çıkan(tek tük demeli) çizgi roman yazılarını, röportajlarını okuyabilirdiniz en fazla... internet üzerinden forumlar, bloglar kurup çizgi roman konuşamadığımız, çizgi roman üzerine konuşmaların, tartışmaların "alfa yayınları" dergilerinin "okur mektupları" köşeleriyle(94`e kadar) ve büyük şehirlerde bir araya gelen "fan" ve "koleksiyonerlerin" sohbetleriyle sınırlı olduğu bir zamandan bahsediyoruz... Levent Cantek`in "Türkiye`de çizgi roman" kitabı ve yky`nın "sanat dünyamız" serisinden yayınladığı "çizgi roman özel sayısı", çizgi roman vardır! diyen ilk derli toplu kitaplar, yayınlardı

Kudret Sabancı, "altın madalyon" adıyla ilk çizgi roman sitesini 1997 yılında internet yayınına hazırlayacaktı. eski "ustaların" bile gazete ve dergilerde çizgi roman çizemediği, bir çok yazar-çizerin köşesine çekildiği bir dönemdi.o yıllarda mizah dergilerinde bir yönüyle devam eden çizgi roman üretimlerini(çoğunluk mizahi içerikli de olsa bilim kurgu ve fantastik içerikli işler başta olmak üzere farklı anlatımların denendiğini atlamadan),  ara sıra basılan albümleri veya comics olsun, fumetti olsun yayınına başlanan, ama gerisi gelemeyen serileri unutmuyoruz. gerisi gelemiyordu çünkü "popülarite" kaybolmuş, çizgi roman okuru azalmıştı. "ad" yayıncılık dört başlıkta "fumetti" kökenli yayına başlayınca veya "aksoy" yayıncılık bir kaç farklı albüm yayınlayınca çocuklar gibi neşelenen, derdi tasayı unutan çizgi roman sevdalılarından oluşan bir okuyucu kitlesi kalmıştı işin açıkçası... "alfa" ve "bilka" döneminde "comics" ekolünden seriler ile tanışan bir bölümümüz, "1 numara" yayıncılık, orjinal kalitede "super hero"ları yayınlayınca nasılda coşmuştu. evet, dokuzar sayı sürecekti ama çizgi roman yayınlamayı hayal eden birileri var demekti. bir kaç yayıncımızın "frankofon" kökenli kaliteli baskılarını inkar edecek değilim ama, bir liste yapsak hepsi senede 10 albümü bulur mu şüpheliyim. "arka bahçe"nin özellikle "comics" yayıncılığındaki ısrarını, 97 ve sonrasında gazete bayiilerine verebildiği serilerini unutmak mümkün mü?çizgi roman almanın ve okumanın, neredeyse sahafları ziyaret eden sevdalı okuyucular ve koleksiyonerlerin ilgisiyle anılır olduğu yıllardı. ne sık işitir olmuştuk: "çizgi roman bitti!" 

fakat her şeye inat, sayıları onbinlerle değil "bir kaç binle" ifade edilir de olsa bir çok yeni çizgi roman okuyucusu genç görmeye başlamıştık, 90`ların ikinci yarısında... daha çok büyükşehir merkezlerinde, önemli bir kısmı yabancı dil öğreniyor olmanın da itkisiyle bir genç kesim , popüler bir merak ve güncel bir ilgiyle "comics"i keşfediyor, başta "gerekli şeyler", "dünya dağıtım" gibi mağazalar olmak üzere her ay düzenli gelen seri ve albümleri almanın keyfini yaşıyor, bu alanda yeni okuyucu ve "fan"lar oluşuyordu. sinema filmleri, animasyon dizileri,video filmler, bilgisayar oyunları vs bu popüler ilgiyi varediyor ve destekliyordu şüphesiz. bunun yanında zaten çizgi roman okuru olan orjinal yayınları takip etmeye, talep etmeye başlamış, 20`li yaşlarının ortalarına gelmiş ve geçen eski okuyuculardan etkilenen de bir kesim vardı... bazı genç dostlarımız, özel poşetlerinde muhafaza ettikleri belli "comics"lerin , bir süre sonra "wizard"daki fiyat listelerinde "acayip!" değerlendiğinin hayalini kuruyorlardı. bir kısmının rüyalarını ise çoktan "çizgi roman çizmek" süslemeye başlamıştı. çizgi roman çizmek ve yayınlatmak hayali aslında bu topraklarda da çizgi romanla yaşıttır. her okur bir an, yazmayı ve çizmeyi aklından geçirir. bunu hayata geçirecek hayal ve ısrara sahip olanlarda hep çıkar ki, yerli üretimlerimiz ve üretenler bunun en büyük ispatıdır. eski çizgi romanları karıştıranlar, içinde "okuyucu mektupları" olan pek çok yayında, "çizgi roman"ı meslek edinmek, çizgi roman çizmek-yazmak isteyen gençlerin satırlarıyla karşılaşırlar.



1997 yılında "çapa çizgi roman grubu" ve onların çıkardıkları fanzinler, bizleri heyecanlandırmıştı: birileri "hayal" kurmaya devam ediyordu.  evet, fanzinlerin dağıtıldığı bir kaç büyükşehirdeki sayili sahaf ve kitapçılardan bu fanzinlere ulaşan kişilerin sayısı "binler" değildi ama bir işaret fişeği çakılmıştı. çizgi roman ve kültürü üzerine yayınlar ve fanzinler yapıldığından bahsetmiştik, fakat bu seferki fanzinler sadece çizgi romandan oluşuyordu. düzenli yayınlanamasa da yazıp çizdiklerinin peşini getirecek, daha anlatacak çok hikayeleri olduğuna sizi ikna eden arkadaşlar tarafından çıkarılıyordu. daha genç, daha yaşlı olmaları hatta tanıyıp tanımamanız önemli değildi, aynı hayali görmek önemliydi... fanzinleri çıkartanların bir hayali vardı ve cesareti. onların cesaretlendirdikleri de olacaktı. ülkedeki yayıncılığın, çizgi roman piyasasının vs vs. keyfini bekleyecek zaman değildi. anlatacak ve çizilecek, sadece çizgi romanla olacak şeyler vardı. iyi çizmeyi yazmayı öğrenmek için kimi bekliyeceklerdi? "eylemek" gerekiyordu ve ataların dediği gibi "kervan yolda düzelirdi"!

"çapa çizgi roman grubu" fanzinlerinin çıkışının üzerinden bir-iki yıl ancak geçmişti ki, ürettiklerini okuyuculara ulaştırmak isteyen bir kaç fanzin grubu daha kurulmuştu; "çizgi roman yapacağız ve okuyucumuzu bulup okutacağız" diyen, hayal edebilen gençlerden bahsediyoruz...

Caner bu yeni fanzin grupları içindeki en genç kuşağın temsilcilerindendi; 16 yaş ve sınırları olmayan bir hayal gücünden, üretme isteğinden bahsediyoruz... kafasındaki her şeyi çizebileceğinden "şüphe"leri olsa da, hep çizmek istiyordu: çizerek anlatmak!

HULK DEĞERLİ BİR KAHRAMANDIR!
HSD YENİ ÜYELERİNİ BEKLİYOR

Çevrimdışı yunusmeyra

  • Bölüm Yöneticisi
  • Çizgi Roman Sevdalısı
  • *****
  • İleti: 2,575
Ümit, "dehliz" ve Caner üzerine yazarken bir yerde diyorsun ya, "...Çizgi romana bu denli tutkulu, çizmeye bu derece âşık, çizgilerini okurlarla tanıştırmak için bu denli hevesli biri..." işte tastamam böyle biriydi Caner ve sanırım hala öyle... aradan geçen yıllarda hiç konuşmamış, karşılaşmamış dahi olsak, çizgi roman aşkı ve üretme iştahıyla yaptığı işlerden haberdar olduk sürekli... "strip" dergisine çizdiği sayfada da, "galatasaray dergisi, "davetsiz misafir",  "gölge e-dergi"deki çizgili sayfalarda imzasını gördüğümüzde de aynı şeyi söyledik kendimize: vazgeçmemiş! iyi ki de vazgeçmedi, imkan buldukça veya imkan yarattıkça ürettiklerini paylaştı. kendilerine "profesyonel" ve "star" denilen çizerlerin, çizgi roman adına  yıllarca tek sayfa üretmemelerine rağmen çizgi roman her konuşulduğunda, "bana, sadece bana soracaksınız! beni beğeneceksiniz!" edalarıyla salındıkları yıllarda, "çizmeliyim" diyen bir sevdalı oldu.





aynı yazında ilk "dehliz" sayfalarını gördüğündeki izlenimi aktarıyorsun:
"...Dehliz’i elime ilk aldığımda çizgi roman çizmeye hevesli ama eğitimsiz bir gencin çizgilerini görmüştüm. Derinliksiz, perspektifsiz, öndeki karakter çizimlerinin pin-up tarzında sunulduğu ama teknikten olmaktan mütevellit bozuk anatomi ve kapkara taramalara boğulmuş karmaşası… Amatör bir işti Dehliz ama emekle üretilmişti, fanzindi, çabaydı, saygıyı her şeyden çok hak ediyordu."
evet tamamen katılırım bu yazdıklarına; bu benim çizdiğim sayfalar içinde geçerlidir. Bu konuyu Caner gerçeklikle ele alır: "Diyeceğimiz şudur ki, eleştirilere açığız ama fanzinlerin rahatsız ortamlarda rahatsız insanlar tarafından çıkarılan rahatsız dergiler olduğunu bilip dozunu kaçırmamanız gerekir. Fakat yaptığımız işte daha iyiye gitmenin temel yapı taşlarından birinin de eleştiri olduğunu bilmiyor değiliz. "



Caner`in, "dehliz"in çıkışındaki düşüncelerini kendi kaleme aldığı ilk  giriş yazısından okuyalım (üstte orjinal sayfa)

"HOŞGELDİNİZ
Kadıköy'de Sahaf Cafe isimli mekanın ikinci katında yüzlerce çizgiromanın arasında, tozlu raflardan indirdiğimiz dergilere bakıp iç geçirirken bu elinizde tutmakta olduğunuz dergiyi çıkarmak geldi aklımıza. Şimdi ise derginin her hazırlığı tamamlanmış Tark`la kafa kafaya vermiş giriş yazısında ne yazacağımızı düşünüyoruz.
Acaba Türkiye'de herhangi bir alt yapısı olmayan ve sırtını sadece fanzinlere dayamış (sanki çok fanzin varda...) Türk çizgi roman piyasasında çıkardığımız bu dergiyle nasıl bir çizgi ve hikaye politikası izleyeceğimizi mi yazsak yoksa geçmişten süre gelen bir gelenekle her yeni çıkan dergideki gibi çizgi roman tarihi hakkında bilgi mi versek?
Cevap... İki şık da son derece gereksiz. Dergideki çizim ve hikaye olayının ne şekilde geliştiğini nasılsa her dergiyi alışınızda göreceksiniz. Çizgi roman tarihine gelince bilenler zaten bilir ve yazdığınız yazıya haklı olarak göz ucuyla bile bakmazlar, yaptığınız onca araştırma ve deneme boşuna gider. Bilmeyenlerse azınlığı oluşturur ve öğrenmek istedikleri takdirde herhangi bir ansiklopediden araştırarak rahatlıkla olayı kotarabilir. Hem bu tip bilgi ve araştırmalar için Darkwood Sakinleri gibi cillop formatta bir dergi varken bu yapmış olduğumuz geyik bile boşuna yer kaybı. (Bu arada çizgi romanın genel tarihiyle ilgili olmasa bile yazarlar ve çizerler hakkında çeşitli bilgileri ileriki sayılarımızda bulabileceksiniz. ) Peki diyeceksiniz ne yazacak bu adamlar. Diyeceğimiz şudur ki, eleştirilere açığız ama fanzinlerin rahatsız ortamlarda rahatsız insanlar tarafından çıkarılan rahatsız dergiler olduğunu bilip dozunu kaçırmamanız gerekir. Fakat yaptığımız işte daha iyiye gitmenin temel yapı taşlarından birinin de eleştiri olduğunu bilmiyor değiliz.
Bir de grubun adı var tabii. Neden Kırkkilise? Basit. Kırkkilise Kırklareli'nin eski adı ve ben de Kırklareli'liyim. Küçükken (şimdi de devam eder bu olaylar) bir grup insan Kırklareli gibi küçük bir yerde film çekmekten FRP oynamaya, bilgisayarda rap söylemekten çizgi roman çizmeye her türlü aktiviteyi gerçekleştirdik. (üretken gençlik) Bu yüzdendir ki içimde bir saplantı mı dersiniz yoksa ideal mi bu işlerden her hangibirini hayata geçirdiğim zaman doğduğum ve çok sevdiğim Kırklareli'nin adını kullanmak istedim. (Tamam grubun adı Kırkkilise ama daha iyi gidiyoo be). Tark da onaylayınca grubun bu ismi alması kaçınılmaz oldu tabii.
 Eveeeeeet. İlk sayımızın giriş yazısını bitirirken sözlerimizi şu maniyle noktalamak isteriz;

ÇIKTIK AÇIK ALINLA
ÇİZGİ ROMAN ÇİZİP YAZMAYA
ÇİNİ MÜREKKEBİNİ DÖKTÜM MASAYA
EYVAH ANNEM GELİYOR
KAÇMALIYIM ODAMA.

CEPTE VAR NE PARA NE DE PURO
EN SEVDİĞİM ÇİZERDİR GREG CAPULLO
TARK DA SEVER ROMITA
GÖRÜŞMEK ÜZERE İKİNCİ SAYIDA
GÜÇ SİZİNLE OLA.


MEKTUPLARINIZI VE E-MAIL'LERİNİZİ BEKLİYORUZ. KAYASULTAN SOKAK BALCI APT. 38/15 KOZYATAĞI-ISTANBUL OZDURAK@HOTMAILCOM
KIRKKİLİSE ÇİZGİ ROMAN GRUBU'NDAN ÇOK ÖZEL TEŞEKKÜRLER; BAŞTA AİLELERİMİZ OLMAK ÜZERE HAKAN ALPİN, HÜSNÜ ÇORUK VE TÜM DİĞER DARWOOD SAKİNLERI KADROSU. KIRKKİLİSE ÇİZGİ ROMAN GRUBU'NDAN SELAMLAR; 
ÇAPA ÇİZGİ ROMAN GRUBU.
"




HULK DEĞERLİ BİR KAHRAMANDIR!
HSD YENİ ÜYELERİNİ BEKLİYOR