Julia Sohbet Odası

Başlatan DAMPYR, 28 Ekim, 2011, 19:44:49

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

DAMPYR

Benim Adım Julia

Julia Kendall, New York'a bir saat mesafedeki Garden City'de (Bahçe Şehir) yaşamakta ve orada çalışmaktadır.

Kendisi bir kriminologdur. Otuz yaşın biraz üzerindedir. Koyu renkli saçları kısa, iri gözleri ise anlamlıdır. Basmakalıp bir top modelden çok daha farklıdır. Doğal bir zarâfeti, Audrey Hepburn havasını andıran ince endâmı vardır. Klasik bir güzelliği bulunmamasına rağmen, simâsı onu kesinlikle cazip kılmaktadır. Sadece hafif makyaj yapar ve şık giysiler yerine günlük elbiseleri (öncelikle ceket pantolon takımlarını ve bluzu) tercih eder. Eğer iş icabı daha şık olması gerekiyorsa, çekici birkaç giysisi de bulunmaktadır.

Garden City'nin dışında, yirminci yüzyılın başlarından kalma bir evde yaşamaktadır. Julia'nın hobileri 1940'lı yılların sineması ve müziktir.

İnsan ilişkileri ve hayata bakış açısıyla son derece modern bir kadındır. Yakın zamanda, birkaç kısa fakat çok duygusal aşk macerası yaşamıştır. Bu durum, doğal olarak, uzun süreli birlikteliklerden soğumasına sebep olmuştur. Cinselliğin, bir ilişkinin amacı değil tamamlayıcısı olduğuna inanmaktadır.


Deri döşeme kaplaması bulunan, 1967 model, beyaz bir Morgan 4/4 bianca'sı vardır. Bu, onun sıra dışı kişiliğinin bir özelliği değildir. Otomobili, profesyonel hizmetlerinin karşılığında bir ödeme olarak kabul etmek zorunda kalmıştır.

İki farklı işte çalışmaktadır. İlk işi, öğrencileriyle karşılıklı saygı ve güven ilişkisi kurabildiği yerel bir üniversitede eğitmenliktir.

Kriminoloji, psikolojiyi, sosyolojiyi, psikanalizi, kanunları ve benzerlerini temel alan, disiplinler arası bir bilim dalıdır. Diğer bir deyişle, basit dille açıklanması gereken karmaşık bir konudur. Ve onun dersleri o derece sade ve akıcıdır ki, konuya yeni giriş yapan biri bile kolayca anlayabilir. İkinci işi ise, kurumlar ve şahıslar için profesyonel danışmanlıktır. Fakat çoğunlukla, yerel mahkemeler için görüş bildirmekte ve polis teşkilatıyla işbirliği yapmaktadır.

Julia'nın araştırmaları sadece onun bilimsel geçmişine dayanmaz; aynı zamanda şaşırtıcı yeteneklerine, çözmeye çalıştığı cinayeti işleyen suçluyla kurmaya çalıştığı duygusal bağ için gerekli olan altıncı hissine ve kişisel içgüdülerine dayanır. Böylece, suçlunun bir sonraki davranışını tahmin edebilir veya onu suç işlemeye teşvik eden nedenleri ortaya çıkarabilir. Kriminal psikopatoloji, cinselliğe dayalı ve uyuşturucuya bağımlı genç suçlular, vahşice işlenmiş cinayetler, seri katillerin profil tahlili ve gençlerin işlediği suçlar en çok ilgisini çeken olaylardır. Tabii ki hedefi, suçluların adalet karşısına çıkarılmasıdır fakat onun asıl ilgilendiği konu, kişiyi suç işlemeye yönelten eğilimlerin altında yatan gerçek nedenleri anlayabilmek (suçluyu haklı çıkarmak değil, onu anlayabilmek), bu konuyu çözebilmektir.
Eğer gerçekten böyle bir kategori bulunsaydı, onun mesleği "Ruhun Araştırmacısı" şeklinde tanımlanabilirdi. Julia'nın hikayelerinde kimi zaman, birinci tekil şahıs anlatımı kullanılmaktadır. California tarzı yazım geleneği olan bu bölümler sayesinde baş kahramanın aklına nüfuz eder, bir günlükten ziyade onun düşüncelerini okuyabilme imkanı buluruz. Böylece olayları doğrudan onun gözüyle, canlı bir biçimde görebiliriz.

Suçlular

Çok sık rastlanmasa da, çeşitli bölümlere ayrılan maceralar dışında Julia dizisinin karakteristik özelliği, öykünün çok yönlü olmasıdır. Bu ifade şu anlama gelmektedir: sürekli aynı düşmanlar veya aynı rakipler yoktur, sıra dışı durumlar vardır! Konu, gerçek hayattan, cinayet haberlerinden ve neredeyse sonsuz diye tanımlanabilecek bu konuda yazılmış edebi eserlerden alınmadır. Julia'nın ilgi alanı son derece geniştir dolayısıyla, çizgi roman dizisi çok çeşitli konular içermektedir. Serinin ilk üç bölümü, düşündürücü ve rahatsız edici bir kötü adamı (daha doğrusu bir kadını) anlatmaktadır. Yani, seri katil Myrna Harrod'ı... Sonu gelmeyen entrika ve manevralardan sonra nihayet Myrna yakalanır. Böylece, onun işlediği kanlı cinayetler de sona erer. Gene de hiç belli olmaz, belki de ileride... O zaman dek Julia, bombacılar, zalim anneler, dejenere gençler, organize suç örgütleri, fanatik mezhepler ve daha birçokları ile baş etmek durumunda kalacaktır.

Etrafa alev bombaları atan G.D.'yi anımsıyor musunuz? Büyük olasılıkla telematik katil "Cyrano"yu unutmamışsınızdır. "Sheila'nın uzun gecesi" isimli maceranın rahatsız eden sonuna ne demeli? "Sonsuz Huzur" macerasındaki katil de farklıydı. Peki ya av hayvanları yerine genç kadınların peşine takılan "Avcı" isimli katil nasıldı? Luscombe kardeşlerin, "Güneşin Oğulları" tarikatının ruhani lideri Peder Connors'ın ve oyuncak bebekleri kullanarak cinayet işleyen sokak serserisi katillin hafızalarınıza kazındığına eminiz. Julia'nın, her ay baş etmek zorunda olduğu, farklı kötü karakterlerin büyük bir galeri oluşturduğunu sizler de biliyorsunuz. Üstelik, gün geçtikçe genişleyen, büyüyen bir galeri bu! Soruşturmalarını profesyonel bir kriminologun bakış açısıyla sürdürdüğü göz önüne alındığında, Julia'nın olaylara temelde bilimsel ve son derece güncel yaklaştığını söylemek hiç de yanlış olmaz. Diğer bir deyişle, bu dizi, insanların suça yönelik davranışlarını inceleyen en son çalışmaların ve istatistiklerin bir ürünüdür. Julia, suçlunun psikolojik profilini oluştururken FBI'ın özel bir bölümü olan Vicap (Vahşice İşlenen Cinayeti Kavrama Programı) tarafından tasarlanan teknikleri kullanmaktadır. Fakat aynı zamanda, profesyonel becerilerinin ötesinde önsezilerinden de yararlanır. Davranışlarının özünde, kendini ve başkalarını daha iyi anlayabilmek için, insan aklının karanlık köşelerini keşfetmek yatar. Amacı uğruna kendini sürekli tehlikeye atar. Bu nedenle, "Ruhun Araştırmacısı"dır.

DAMPYR

*SERİNİN BAŞKAHRAMANI OLARAK NEDEN BİR KADINI SEÇTİNİZ?

Erkek için, bir kadının psikolojisini kavrayabilmek çok ilgi çekici bir gizemi çözmek gibidir. Yabancı bir ülkeye gidip, orada kullanılan dili tercüme etmeye benzer. Hikaye anlatma sanatı ise, temelde, mim tiyatrosunu anımsatır. Benim neslim, iki cinsiyet arasında ciddi farkların bulunduğu bir devirde yetişti: Erkekler, hem kendi içlerinde, hem de dışarıya karşı erkek gibi davranmak zorundaydı. Aynı şey bayanlar için de geçerliydi. Bu durum, her insanın kendi içinde belli oranda taşıdığı karşı cins özelliklerinin bastırılmasına ilişkin kültürel bir modeldi. Yıllar geçtikçe, söz konusu olgunun insanı güçsüzleştirdiğini fark ettim. Böylece, dikkatli bir şekilde içimdeki dişiyi geliştirmeye başladım. Bugün artık onu duyarlı, anlayışlı ve yaratıcı bir hayal gücü olarak tanımlıyorum.


*JULIA AKTRİS AUDREY HEPBURN'A ÇOK BENZİYOR. BÖYLE BİR TERCİHİN SEBEBİ NEDİR?

Beş, altı yaşlarındayken film aktristi Audrey Hepburn benim ilk aşkımdı. Ve ilk aşkınızı asla unutmazsınız!


*JULIA HİKAYELERİNDEKİ YAN KARAKTERLERİN FONKSİYONU NEDİR?

Bu seride (hatta belki de tüm serilerde) yan karakterler temel bir rol oynar. Öykülerin gerçekçi olması ve objektif metotlara dayanması nedeniyle, başkahraman mümkün mertebe normal bir insan gibi davranmalıdır. Şunu söylemeye çalışıyorum, herhangi bir süper gücü veya mistik bir takım öngörüleri bulunmuyor, dövüş sanatlarıyla ilgisi yok ve silah kullanmayı bilmiyor. Zekası, profesyonel tecrübesi, kendini duruma adapte edebilmesi ve sezgileri Julia'nın mevcut yetenekleridir.Fakat içinde iğrenç cinayetlerin işlendiği senaryo karamsardır. Bu nedenle Julia polisle (memur Alan Webb ve çavuş "Büyük" Ben Irving) işbirliği yapmalı ve ellerini kullanmaktan çekinmeyen, atletik fiziğe sahip bir özel araştırmacı (Leo Baxter) kendisine eşlik etmelidir.
Zenci Emily ve İran kedisi Toni Julia'nın ailesinin birer parçasıdır. Emily'nin evdeki işleri düzenlemek ve bakıcılık yapmak gibi iki farklı rolü bulunmaktadır.


*BU SERİYİ HAZIRLARKEN, BİR ÜNİVERSİTEDEKİ KRİMİNOLOJİ DERSLERİNE KATILDIĞINIZ DOĞRU MU?

Evet, bir gözlemci olarak Cenova'daki Adli Tıp Enstitüsünün derslerine katıldım. Konunun uzmanlarından bilgi almak ve gerçek bir kriminologun tecrübelerinden yararlanmak için harika bir fırsattı. Buna ek olarak, Enstitü'nün kütüphanesindeki muazzam kitaplardan faydalanma imkanı buldum. Bu da bana psikoloji, sosyoloji, psikiyatri, adli tıp, balistik ve kriminoloji konularında kendi kitaplığımı hazırlama fırsatını verdi. Daha sonra bunlara romanları, gerçek cinayet raporlarını, dokümanları, filmleri vb. ekledim. Böylece, profesyonellerin bile ilgisini çekebilen arşivim oluştu.

*JULIA'NIN İÇİNDE BULUNAN SİNEMATOGRAFİK VE EDEBİ MODELLER NELERDİR?

Benim sinematografik ve edebi geçmişim, Fritz Lang'in "M"si, Robert Bloch-Alfred Hitchcock'un "Sapık"ı, Richard Fleischer'in "Boston Katili" gibi eskilere dayanır. Dedektif ve cinayet romanlarının daima sadık bir okuyucusu olmuşumdur. Cinayet hikayeleri de dahil olmak üzere bu tip kitaplarla öylesine haşır neşir oldum ki, öğrenciyken "Gerilim Kitaplarının Sosyolojisi" hakkında bir bitirme tezi hazırladım. Okuduğum ve izlediğim binlerce kitaba ve filme çok şey borçluyum.

*JULIA İZLENİMLERİNİ BİR GÜNLÜĞE NOT EDİYOR. BU DAVRANIŞINI İLERİDEKİ HİKAYELERDE DE GÖREBİLECEK MİYİZ?

Sanırım, biraz daha ileri gidip, bunun kitabın ana teması olduğunu bile söyleyebilirsiniz. Julia'nın günlüğüne yazdıkları, benim nesnel bir anlatımın sınırlamalarından uzaklaşıp, onun duygu ve düşüncelerine nüfuz etmemi sağlıyor. Bu bölümler aynı zamanda ilk önderleri Hammett ve Chandler olan ve birinci tekil şahıs tarafından aktarılan California tarzı gerilim hikayelerine bir saygı duruşu niteliği taşıyor.

*NEDEN KLASİK BONELLİ TARZI OLAN 94 DEĞİL DE 126 SAYFA?

Sayfa sayısının daha fazla olması hikayeyle ilişkilidir ve böylesine uzun öyküler yazmak benim tarzımdır. Gerilim yaratacak bir hikayeyi 94 sayfada anlatabilmek oldukça zordur. Böyle bir durumda, çeşitli karakterleri tanımlayabilmek ve içinde bulundukları psikolojiyi anlatarak onları harekete geçirebilmek için yeterli bir boşluğunuz bulunmaz. Oysa 32 sayfa ilave ederek asıl önemli olan ritim üzerinde çalışabilirsiniz. Müzikte, vurgular, kısa duruşlar, hızlanma ve yavaşlamalar parçayı çekici hale getiren bölümlerdir. Her tür hikayede de aynı şeyler geçerlidir. Okurun nefesi de, öykünün akışına bağlı olarak hızlanıp, yavaşlamalıdır.

*JULIA'YI DİĞER "GERİLİM" TARZI ÇİZGİ ROMANLARDAN AYIRAN ÖZELLİK NEDİR?

Julia serisinde, metodolojiye ve günümüz araştırma şirketlerinin kullandığı modern teknolojiyle birlikte, suçlu psikopatolojisinin detaylı analizine büyük önem verilmektedir. Ve tabii ki başkahraman olarak Julia'nın kendisi de, kararlı ancak kırılgan yapısı, badem şeklindeki iri gözleri ve seksi görünümüyle başlı başına bir olaydır.


Sergio Bonelli Editore'nin orijinal sitesindeki Julia köşesinden Oğuz Özteker tarafından çevrilmiştir.  Sayfa © Resimli Roman 2005
Copyright © 1999, 2005 - Tüm hakları saklıdır. RESİMLİ ROMAN

Dampryden sonra çok sevdiğim ikinci çizgi roman iyiki varsın Julia... 8) 8) 8)

Mister NO


Mister No'dan Sevgilerle  ;)








HacıGeraltEmmi

İhtiyar Jerry yapmış gene yapacağını :)

Mister NO

Alıntı yapılan: designer73 - 05 Ocak, 2014, 18:05:46
İhtiyar Jerry yapmış gene yapacağını :)


Büyük olasılık bir jaz barda eğlendikten sonra dönerken, soğuk New York gecelerinde Julia üşümesin diye ceketini vermiş  :)


Fonda Chris Rea'dan Julia  :D



Chris Rea "Julia"


DAMPYR

Bulmuş güzel kızı bırakırmı hiç.hem bekar hem de güzel... 8) :D ;)

hennessy

Julia almanak yarın raflarda...........
Murat : Hasan abi Avengers dağılmış duydun mu?
Hasan: Duydum duydum toplanın Tellioğulları

seastar1000

güzel haber ıcın teşekkürler sayın hennessy
ogleden sonra kadıkoy seyahatı olacak demek kı

DAMPYR

Bugün Sevgili Julia karakterine can veren sanatçı Audrey Hepburn'un 85'inci yaş Günü Nice Yıllara Julia... 8) 8) 8)





hanac

Hayat hikayesini anlatan kitabını aldım, bu yıl içinde okumayı düşünüyorum.


yunusmeyra





Hepburn,her daim çizerlere ilham oldu..
not: "zarafet" kitabını anneme doğumgününde almıştım  :)
HULK DEĞERLİ BİR KAHRAMANDIR!
HSD YENİ ÜYELERİNİ BEKLİYOR

köstebek

Beyler,

Julia Kendall adlı hanımefendi yarım kan "squaw" çıktı.

Kabilesini falan bilen var mı? kanıtlarıyla birlikte isterim ama?

hanac

Alıntı yapılan: çizgiliköstebek - 06 Ocak, 2015, 21:18:32
Beyler,

Julia Kendall adlı hanımefendi yarım kan "squaw" çıktı.

Kabilesini falan bilen var mı? kanıtlarıyla birlikte isterim ama?

Hayırdır inşallah.

Sanki öyle bir macera hatılıyordum.

Tuco Ramirez

Aksoyun 8. sayısı olsa gerek. Orjinalde de 8. sayı.

ferzan

    4 ay sonra İtalya'da yayınlanacak olan 200. renkli sayıdan bir önizleme...Saguaro çizeri Marco Fodera, Facebook'ta paylaşmış...Cristiano Spadoni çizmiş, Arianna Florean boyamış...Ah Julia, siyah beyazda da, renklide de, her halinle çok güzelsin...Çok özelsin...

   
Bağnaz okur, memnuniyetsiz beşer, işkilli büzük, sıfır tolerans iksmen, taş kalpli ahkam efendi...

https://ucuztefrika.blogspot.com