Gönderen Konu: Dünyaya Mister No'lar gerek  (Okunma sayısı 8581 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Mister NO

  • Çizgi Roman Sevdalısı
  • *****
  • İleti: 1,515
  • Hayat ne kadar güzel,hoş.Haydi durma sevgiline koş
Ynt: Dünyaya Mister No'lar gerek
« Yanıtla #45 : 25 Ağustos, 2016, 00:36:20 »
Çevre aktivistleri cinayetlerinde rekor yıl 2016





Londra merkezli sivil toplum örgütü Global Witness’ın açıkladığı rapora göre 2016 yılı çevre aktivistleri cinayetlerinde rekor kırıldı. Rapora göre 2015 ile 2016 Haziran’ı arasında dünya genelinde her hafta 3 aktivist cinayeti işlendi. Bu dönemde incelenen 16 ülkede toplam 185 çevre aktivisti öldürülmüş. Bu sayı bir önceki yıla göre %59 artış anlamına geliyor ve 2002 yılından itibaren kaydedilen en yüksek rakam. 

2015 yılında gerçekleşen cinayetlerin 15’i su ile ilgili konularda mücadele eden aktivistler. Bunlar arasında en fazla barajlara karşı direnenler yer alıyor. Öldürülen 60 kadar aktivist ise doğrudan olmasa da su varlıklarını da etkileyen maden şirketleri ve orman yıkımı gibi sorunlara karşı hareket örgütleyen aktivistler.

2016 yılında özellikle Mart ayında birçok aktivist öldürülmüştü. Önce Güney Afrika’da bir maden şirketine karşı direnişi örgütleyen Bazooka Radabe polis kılığına giren 2 katil tarafından öldürülmüştü. Ardından Honduras’ta baraj yapımına karşı direnen Berta Cáceres ve Nelson García öldürülmüştü. Caceres cinayetinde gözaltına alınan 5 şüpheliden ikisinin barajı yapan şirketin güvenlik görevlileri olduğu, birinin ise Honduras ordusunda görevli bir asker olduğu ortaya çıkmıştı. Haziran ayında ise Brezilya’da Nilce de Souza Magalhães ölü bulunmuştu. Son olarak geçen hafta yine Honduras’tan ve yine Caceres ve Garcia ile aynı örgütten olan Lesbia Janeth Urquía öldürüldü.

Rapora göre dünyanın aktivist cinayetlerin açısından en tehlikeli bölgesi Latin Amerika. 1 yıl içerisinde 7 Latin Amerika ülkesinde 122 çevre aktivistinin öldürüldüğü kaydedildi. Brezilya 50 cinayet ile başı çeken ülke.

Global Witness’tan raporu hazırlayan Billy Kyte’e göre değerli madenler, mineraller, palmiye yağı gibi ürünler için arazileri işgal eden şirketler, hükümetler veya mafya grupları o arazilerde yaşayanları önemsemiyor. Yaşam alanları yok olan yerlilerin oluşturduğu direniş hareketlerine karşı da hükümet güçleri, özel güvenlik güçleri veya tuttukları çetelerle ateş açmaktan, suikast düzenlemekten geri durmuyorlar.  Raporda kaydı tutulan cinayetlerden daha fazla kaydı tutulamayan cinayetlerin olduğunu da söylüyor Kyte.

Şirketlerin birer “kaynak” olarak gördüğü doğal varlıklar üzerinde artan rekabet aşırı üretim ve tüketim dolayısıyla azaldıkça daha agresif bir rekabet malzemesi haline geliyor. Kâr hırsı doğa ve insan yaşamını umursamaksızın yeryüzünü tahrip ediyor. Ancak tüm bunlara rağmen yaşamanı savunan kitleler şirketlere, devletlere ve kapitalizme karşı mücadeleyi sürdürüyor.


Kaynak: Circle of Blue

Çevrimdışı Mister NO

  • Çizgi Roman Sevdalısı
  • *****
  • İleti: 1,515
  • Hayat ne kadar güzel,hoş.Haydi durma sevgiline koş
Ynt: Dünyaya Mister No'lar gerek
« Yanıtla #46 : 28 Aralık, 2016, 01:52:18 »
Amazon'da yeni kabile bulundu!

26 Aralık 2016 T24 ve Hürriyet

Önce helikopterin gürültüsünden kaçtığı belirtilen kabile üyelerinin daha sonra oklarını alarak helikoptere yönlendiği belirtiliyor



Brezilya'nın yağmur ormanlarında 20 bin yıl önceki ataları gibi yaşayan bir kabile tespit edildi.

Fotoğrafçı Ricardo Stuckert, Amazon’da modern insanla teması olan bir grupla görüşmek için helikopterle yağmur ormanlarının üzerinden geçerken medeni dünyayla teması olmayan yeni bir kabile tespit etti.

Önce helikopterin gürültüsünden kaçtığı belirtilen kabile üyelerinin daha sonra oklarını alarak helikoptere yönlendiği belirtiliyor. Kabilenin modern dünyayla teması olmayan son insan gruplarından biri olduğu tahmin ediliyor.

Fotoğrafları National Geographic dergisinde yayınlanan Stuckert, "Hâlâ medeniyet ile teması olmayan insanların olması, çok güçlü bir his yaratıyor" dedi.


Çevrimdışı designer73

  • Fire and Blood
  • Bölüm Yöneticisi
  • Çizgi Roman Sevdalısı
  • *****
  • İleti: 3,244
Ynt: Dünyaya Mister No'lar gerek
« Yanıtla #47 : 28 Aralık, 2016, 09:54:23 »
Eski haber değil mi bu ya? ??? geçen yıl da aynı kabileyi bulmuşlardı diye hatırlıyorum.

Çevrimdışı Mister NO

  • Çizgi Roman Sevdalısı
  • *****
  • İleti: 1,515
  • Hayat ne kadar güzel,hoş.Haydi durma sevgiline koş
Ynt: Dünyaya Mister No'lar gerek
« Yanıtla #48 : 28 Aralık, 2016, 10:17:51 »
Geçtiğimiz yıllarda da benzer haberler çıktı doğru ama sanırım bu daha önce karşılaşılmayan bir bölgede. Yeni bir haber yani.

Yerlilerin tepkisi ise aynı korunma güdüsüyle helikoptere ok atmak.  ???

Çevrimdışı Mister NO

  • Çizgi Roman Sevdalısı
  • *****
  • İleti: 1,515
  • Hayat ne kadar güzel,hoş.Haydi durma sevgiline koş
Ynt: Dünyaya Mister No'lar gerek
« Yanıtla #49 : 21 Nisan, 2017, 02:41:16 »
Amazon ormanlarına şeklini yerliler verdi

Amazon ormanlarında yaşayan yerli halkın, Avrupalı sömürgecilerin gelişinden önce ormana çok sayıda ağaç diktiği ortaya çıktı.



Amazon ormanlarında yaşayan yerli halkın, Avrupalı sömürgecilerin gelişinden önce ormana çok sayıda ağaç diktiği ortaya çıktı. BBC'nin haberine göre, sonuçları "Science" dergisinde yayımlanan çalışmada,

Brezilya Ulusal Amazon Araştırmaları Enstitüsü ile Hollanda'daki Wageningen Üniversitesi ve Araştırma Merkezinden araştırmacılar, ormanın bugünkü halinin oluşmasında yerli halkın önemli rol oynadığını

belirtti. Araştırmacılar, arkeolojik alanların haritasını kullanarak Amazon'daki binden fazla bölgeden ağaç türleri ile ilgili verileri karşılaştırarak bu sonuca ulaştı. Çalışmada, yiyecek veya inşaat malzemeleri için

kullanılan ağaç türlerinin sayısının, geçmişte yerlilerin yaşadığı bölgelerin yakınlarında çok daha fazla olduğu gözlemlendi. Araştırmacı Dr. Hans ter Steege, "Dolayısıyla Amazon göründüğü kadar el değmemiş

bir bölge değil." değerlendirmesinde bulunurken, bir diğer bilim adamı Carolina Levis, "Geçmiş medeniyetlerin, yaşadıkları bölgenin bitki örtüsü üzerinde ve seyahat etmek için kullandıkları güzergahlardaki

değişimde, bilinçli veya bilinçsiz büyük rolü olmuştur" ifadesini kullandı. Çalışmada, Brezilya fıstığı, kaju fıstığı, acai üzümü veya kauçuk dahil 85 türün, yaşlı ormanda ehlileştirilmemiş türlerden 5 kat baskın

olabileceği belirtildi. Araştırmacılar, Kristof Kolomb'un 1492'de kıtaya gelişinden önce tahminen 8 ila 10 milyon insanın Amazon bölgesinde yaşadığını, bu dönemin Avrupa sömürgeciliğinin başlamasına işaret

ettiğini vurguladı. Milyonlarca Amazon yerlisi ya Avrupalılar ile yaşanan çatışmalarda ya da çiçek hastalığı ve frengi dahil bulaşıcı hastalıklar sonucu ölmüş olsa da araştırmacılar, bu yerlilerin ormana izlerini

bıraktığını kaydetti.

GÜNDEM KIBRIS 03 MART 2017

Çevrimdışı Mister NO

  • Çizgi Roman Sevdalısı
  • *****
  • İleti: 1,515
  • Hayat ne kadar güzel,hoş.Haydi durma sevgiline koş
Ynt: Dünyaya Mister No'lar gerek
« Yanıtla #50 : 21 Nisan, 2017, 22:21:04 »
Kayıp Şehir Z- The Lost City of Z




Yönetmen : James Gray

Oyuncular : Charlie Hunnam ,  Robert Pattinson ,  Sienna Miller ,  Tom Holland (i) ,  Angus Macfadyen

Senaryo : James Gray

Film Özeti

İngiliz kaşif Percival Fawcett (Charlie Hunnam), Brezilya'da Amazon havzasında, balta girmemiş ormanların arasında daha önce var olduğu bilinmeyen kadim bir medeniyetin izlerine rastlamıştır. Ancak gelişmiş

bir medeniyet bulduğuna tüm kalbiyle inanması, bilim çevrelerinde farklı tepkiler alır. Nitekim bulgularının gelişmiş bir medeniyete değil, vahşi bir topluluğa ait olduğuna inananlar da az değildir. Fawcett, eşi

Nina, oğlu Jack ve yaveri Henry'nin desteği ve yardımıyla, Z adını verdiği kayıp şehri bulabilmek için her şeyini ortaya koyacaktır.

Film, David Grann'in 2009'da çıkan ve Percy Fawcett'ın gerçek öyküsünü anlatan aynı isimli kitabından uyarlandı.













Mehmet AÇAR

21 Nisan 2017 Cuma- Habertürk


Orada bir şehir var uzakta

 

Başrollerinde Charlie Hunnam ile Sienna Miller’in oynadığı, James Gray’in yönettiği “Kayıp Şehir Z” (The Lost City of Z), 20. yüzyıl başlarında Amazonlara yaptığı yolculuklarla tanınan İngiliz kâşif Percy Fawcett’in hikâyesini anlatıyor

Yirminci yüzyıl başlarında “Amazonya” denilen ve Bolivya ile Brezilya arasında kalan topraklar hakkında çok az şey biliniyordu. “Kayıp Şehir Z” işte o bölgenin kâşiflerinden birinin hikâyesini anlatıyor. Kâşiflik ruhu ve tutkusuyla ilgili bir film bu... Ama her şey, prestij arayan bir subayın hikâyesi olarak başlıyor.

David Grann’ın 2009’da yayımlanan “The Lost City of Z” adlı kitabından sinemaya uyarlanan film, Kuzey İrlanda’da bir geyik avı sahnesiyle açılıyor. İngiliz subayların katıldığı avda geyiği vuran Binbaşı Percy Fawcett’in (Charlie Hunnam), akşamki kutlamada, “Atalarından yana şanslı olmadığı” için seçkinlerin yemeğine katılamadığını görüyoruz. Eşi Nina (Sienna Miller) ile yaptığı konuşmada Percy’nin, madalyasız olmaktan şikâyet ettiğini ve daha aktif görevler istediğini öğreniyoruz. Kraliyet Coğrafya Derneği’nin Bolivya’ya gitme teklifini ise “aile adının temize çıkacağı” sözüyle şartlı olarak kabul ediyor.

YOLCULUK KÂBUSA DÖNÜŞÜYOR

Bolivya yolculuğuna da istekli çıkmıyor. Yönetmen James Gray, gemi sahnesinden başlayarak, seyahati Fawcett için karanlık, tekinsiz bir süreç olarak resmediyor. Werner Herzog’un “Fitzcarraldo” (1082) filmini hatırlatan ormandaki opera konseri ise bir çeşit rüya etkisi uyandırıyor. Batı’nın sömürgeci ve aydınlık yüzünün iç içe geçtiği, zorbalıkla zarafetin yan yana geldiği bu tuhaf sahnenin ardından gelen nehir yolculuğu, kısa sürede kâbusa dönüyor. Fawcett ile ekibi, hastalıklar, piranhalar, yerlilerin saldırıları ve açlıkla savaşıyor...

James Gray, Fawcett’in prestij arayan İngiliz subayından tutku dolu, inatçı kâşife dönme sürecinde yaşadığı psikolojik değişime bence iyi odaklanamıyor. Ama Fawcett’in Batı uygarlığının kibrini ve zorbalığını görmesini daha detaylı anlatıyor. Özellikle İngiliz kâşif Murray (Angus Macfadyen) ile çıktığı yolculukta vurgulandığı gibi Fawcett, yerlilere efendilik taslamıyor. Diğer Batılı kâşiflerin aksine onları küçümsemeden, vahşi deyip geçmeden eşit ilişkiler kurarak anlamaya çalışıyor. Z adını verdiği kayıp şehre, bulduğu çanak çömleklerden ziyade yerli rehberin söyledikleri nedeniyle inanıyor.

JAMES GRAY'İN EN İYİ FİLMİ

Fawcett, sınıfsal, ırksal ayrımcılığı içselleştirmiş İngiliz toplumundan ziyade Amazon’un yerlilerine güveniyor. Dolayısıyla, politik olarak anlamlı bir çerçeve kazanıyor film. Sienna Miller’in duyarlı ve tutkulu yorumunun katkısıyla Nina karakteri üzerinden kadınlara yönelik ayrımcılık vurgulanıyor. Charlie Hunnam, her şeyi çocukları için yapsa da hayatının büyük bölümünü ailesinden uzakta geçiren Fawcett’in trajik çelişkisini yansıtan bir oyunculuk çıkarıyor. Fawcett’in yardımcısı Henry Costin’de Robert Pattinson’u da unutmayalım.

“Kayıp Şehir Z”, sadece özenli anlatımı değil, hikâyeyi ele alışındaki politik yaklaşım nedeniyle de James Gray’in en iyi filmi. Başarıda her planı ressam titizliğiyle hazırlayan Darius Khondji’nin 35 mm film formatında çektiği görüntülerin büyük payı var. Görüntü yönetmeni Khondji, I. Dünya Savaşı ve İngiliz kırsalı çekimlerinde de manzara ressamlarına taş çıkaracak mükemmel bir iş çıkarıyor.

Filmin notu: 7

Çevrimdışı Mister NO

  • Çizgi Roman Sevdalısı
  • *****
  • İleti: 1,515
  • Hayat ne kadar güzel,hoş.Haydi durma sevgiline koş
Ynt: Dünyaya Mister No'lar gerek
« Yanıtla #51 : 23 Nisan, 2017, 00:39:01 »
Burger King, et üretimi için Amazon ormanlarını yakıyor





Amazon ormanlarında yabancı şirketlerin yağması devam ediyor. İklim dokusu itibariyle ekosistemin devamlılığına katkı sağlayan yeryüzüne nefes aldıran en önemli yaşam alanlarından biri Amazon ormanları.

Son atmış yılda Amazonlara göz diken büyük şirketler türlü projelerle Amazon ormanlarını adete bir talan merkezi haline getirdiler. Başta su kaynakları olmak üzere binlerce ağaç çeşidinin bulunduğu yağmur

ormanları illegal kesim yapan şirketlerin sürekli tehdidi altında. Bu aynı zamanda ormanda yaşayan yerliler ve hayvanlar üzerindede ciddi bir tehdit ve kıyıma neden olmakta. Örneğin, ABD’li petrol şirketi

Chevron’un bölgede 1962-1992 yılları arasında açtığı ham petrol kuyusu ve çevresinde oluşan havuzlar en büyük delili oluşturmakta. Giysilerini nehir suyunda yıkayan ve çiftçilik yaparak geçinen yerlilerin

yaşamı Chevron’un 30 yıl süren faaliyeti nedeniyle cehenneme dönüşmüş durumda. Zira petrol içme suyuna ve nehirlere karışmakla kalmamış, petrol kuyularının yakınlarında oluşan binlerce petrol havuzu

toprağın altına işlemiş. Yerli halkın içtiği suya, ektiği toprağa zehir karışmış. Zamanla da asit yağmurları, çocukların oynadıkları topraklarda ayakkabılarının yapışmasına neden olan atıklar, yavaş yavaş ölen

hayvanlar, zehirle olgunlaşan meyveler, engelli doğan çocuklar, düşük yapan kadınlar artmış. En çok da kanser… Pek çok türde kanser.

ALSTOM’un “Ölüm Barajı”

Fransızların en büyük enerji şirketi ALSTOM’un projelendirdiği Belo Monte Barajı Amazon Havzası gezegenimizdeki tropik yağmur ormanlarının %60’ına ev sahipliği yapıyor. Yedi kilometrelik uzunlukta bi

gövdesi olması düşünülen Belo Monte Barajı 668 km2’lik orman alanını yok edecek. Bu alanın 400 km2’si endemik ve nesli tehlike altındaki canlılara ev sahipliği yapıyor. Baraj yerli halklar da dahil olmak üzere

20 binden fazla insanın yerinden edilmesine sebep olacak. Chevron ve Alstom’un dışında Amazon ormanlarına en çok zarar veren mobilya şirketi, isviçre menşeili İKEA. Yılllardır Amazon tropikal ormanlarını

kesen İKEA, yağmur ormanlarının hayvansızlaştırılmasının da baş sorumlusudur. Ve, Amazon ormanlarını kesen Burger King… Pek çoğumuzun aklına dahi gelmezdi değil mi? Burger King’in Amazonlarda ne işi

olabilirdi?

Ne işi varmış bir bakalım…

Amazon ormanlarında son 25 yıl içinde yaklaşık 200 aktivist katledildi. Ağaç hayvan ve su kaynakları üzerinde gerçekleştirilen bu katliamları engellemek için mücadele eden yerli aktivistlerden yaklaşık 200 kişi

bu katliama dahil edildiler. Ribeiro ve Santo cinayeti, ormanlık düzenlemesi değişikliğinin getirdiği tehlike ile birlikte, Brezilya’nın Amazon ormanlarında başını çektiği yıkımın göstergesi. Bazılarına göre; kütük

sokumu, büyük tarım çiftlikleri ve soya fasulyesi operasyonlarının genişlemesi, ekonomik ilerleme doğrultusunda atılması gereken kaçınılmaz adımlar. Fakat başkalarına göre; gezegen hayatta kalacaksa başka

türlü bir ilerlemeye ihtiyaç var. Chico Mendes’in 1998’de, ölümünde sadece günler önce açıkladığı gibi: “Yıkım olmadan ilerlemenin mümkün olduğunu göstermek istiyorum.”

José Cláudio Ribeiro da Silva ve karısı Maria do Espírito Santo da Silva, 24 Mayıs sabahının erken saatlerinde, Brezilya Amazonu’nun kuzeyinde, 20 yılı aşkındır üzerinde çalıştıkları doğal rezerv yakınlarında

motorlarına bindiler. İkili, motosikletlerini hayatlarını korumaya adadıkları balta girmemiş orman ötesine sürdüklerinde, köprünün yakınlarında gizlenen silahlı bir kişi ateş açarak her ikisini de öldürdü.

Brezilya kolluk kuvveti yetkilileri, cinayetin kiralık katil işine benzediğini söyledi, çünkü kurbanların her ikisinin birer kulağı kesilmişti. Genellikle bu, cinayet için ödemede bulunanlara işin halledildiğini göstermek

için yapılır…

Sizleri, aşağıdaki, Burger King’in verdigi zararlarla ilgili yazıyı okumaya davet ediyorum… The Guardian’ın 1 Mart 2017 tarihli yazısını Kırmızı Tilki Türkçeye çevirip yayınladı.

Mighty Earth adlı araştırma şirketi, fast food devi Burger King’in soya üretilecek tarlalara yer açmak için Brezilya ve Bolivya’daki ormanları tropik ormanları yakarak yok ettiğini ortaya çıkardı.

Grubun insansız hava araçlarıyla (drone) elde ettiği görüntüler, uydudan alınan veriler ve sürdürdüğü saha araştırması, 2011 ile 2015 yılları arasında Burger King için 700 bin hektar ormanlık arazinin yakıldığı

ortaya çıkardı.


Ormanları yakan: Burger King’in tahıl tedarikçileri Cargill ve Bunge

Bölgede faal olan, büyük araziler satın almış ve çiftçilerden başta soya olmak üzere tarım ürünü ve et üretimi için kritik bitkisel yağ tedarik eden iki büyük şirket var: Cargill ve Bunge. Her ikisi de Burger King’in

ana tedarikçilerinden. Raporda, ormanların bu şirketin yereldeki taşeronları aracılığıyla yakıldığı iddia ediliyor.

Mighty Earth adlı araştırma şirketinin CEO’su Glenn Hurowitz, “Bağlantılar ortada. Bunge ve Cargill, Burger King ve diğer fast food zincirlerine tahıl tedarik ediyor. McDonald’s, Subway ve KFC de masum değil,

ancak bu boyutta bir orman katline bulaşmış değiller. Burger King, insanlara sunduğu yemeğin nereden geldiğini derhal açıklamalı ve bu işe bir son vermeli,” şeklinde konuştu.


Amazon ormanları yok ediliyor

Raporda adı geçen, yok edilen tropik ormanların ve bozkırların büyük kısmı Bolivya’nın düzlük arazilerinde ve Brezilya’nın Cerrado bölgesinde yer alıyor. Bu bölgelerdeki Amazon ormanları da yakmalardan

etkileniyor.

Geçen sene, Brezilya’da 2 milyon hektar ormanlık arazi yok oldu. 2015’te yok olan ormanlık arazi 1.5 milyon hektar. Bolivya’da ise 865.000 hektarlık orman yakıldı.

Habitat yıkımı ve orman katliamı sofrada başlıyor

Et endüstrisini daha kârlı hale getirmek için yapılan katliamlar, eti için öldürülen hayvanlarla ve ormanlarla sınırlı değil: Amazon ormanlarında başta yerli türlerden jaguar, karıncayiyen ve tembelhayvan olmak

üzere on binlerce yaban hayvanının yanarak öldüğü tahmin ediliyor.

Et endüstrisine, ona içkin hak ihlallerine karşı mücadele eden hayvan özgürlükçüleri ve aktivistler ise, Burger King’in hamburger üretimi için ormanların yakılmasının, hayvan sömürüsünün küresel kapitalizmin

temelinde yattığını bir kez daha kanıtladığını düşünüyor. Eleştirilerin temelinde, et üretiminin neden olduğu sömürü, hak ihlallerini ve katliamların, dünyanın içine sürüklendiği çevre felaketlerinin, habitat

yıkımının, türlerin yok edilmesinin, ormansızlaşmanın, tüm çevre felaketlerinin sofrada başladığı fikri yer alıyor.

Et üretiminin artan kanser vakalarıyla ilgisine dair araştırmalar devam ediyor. Geçtiğimiz aylarda da McDonalds’ın “et” ve hamburgerlerinde kimyasallar, amonyak ve kanserojen bileşenler bulunduğu ortaya

çıkmıştı.


Ormanları yakmaları için köylülere teşvik veriliyor


Ormanların yakılmasında rol oynayan Burger King dışında da şirketler var. Ancak Mighty Earth’ün raporuna göre, operasyon yürüttükleri bölgelerdeki ormansızlaşmanın ana sorumlusu fast food devleri ve onun

tedarikçileri.

Şirketlerin, orman yakmaları için köylülere teşvik vermesi ise yerli kalkınma modellerini alt üst ediyor.

Bunge ve Cargill, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamalarla Mighty Earth grubunun raporundaki bulguları ve iddiaları reddetti. Ancak insansız hava araçlarıyla ve uydudan elde edilen görüntüler, Cerrado’nun

doğal bitki örtüsünün yarıdan fazlasının yok edildiğini açıkça ortaya koyuyor. Bu da Amazon ormanlarının yüzde %25’ine denk geliyor.

Alıntı: Kedistan