Kadri'nin Korku Seansı

Başlatan kadri kerem, 20 Mayıs, 2014, 00:55:34

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

kadri kerem

Alıntı yapılan: Mrtekin - 21 Mart, 2015, 18:45:32

Bu gece de John Carpenter'dan 1988 yapımı "they live" i yeniden seyretmeyi düşünüyorum, sıkı filmdir.

Yumruk gibi filmdir They Live.

doktor1881

Ben de az önce They Live filmini seyrettim.Filme haksızlık yapmayayım.Yapıldığı 1988 senesine göre çok güzel olabilir,ancak Meg Foster bir sıfır idi.Ne biçim oyunculuk o.İlkokul müsamerelerinde daha iyi oyunculuk var. Film çok yavaş başladı.3 saatlik film zannettim.Sonra jet gibi.Genç nesilden biri seyretse bu nasıl bir film der.Gerilim filmi ama gerilmiyorsunuz.Filmin bitiş sahnesinde John Nada'nın yaptığı hareket yalnız harikaydı.Silahlı çatışma sahneleri berbat ötesi idi.Klasik olabilir,sevenler olabilir,ama notum:2/10
Yalnız filmde bir sahne vardı 'Senin Tanrın Bu ' İnsana uzatılan Amerikan dolarının üzerinde vardı.İnsanın açgözlülüğünü anlatıyordu.Tam oturmuştu yani...

doktor1881

Yasiyorlar (1988)
"They Live" (original title)
93 min  |  Action, Comedy, Horror  |  9 March 1990 (Turkey)
7,3 Your rating:   -/10   Ratings: 7,3/10 from 60.062 users   Metascore: 52/100
Reviews: 312 user | 149 critic | 10 from Metacritic.com
A drifter discovers a pair of sunglasses that allow him to wake up to the fact that aliens have taken over the Earth.

Director: John Carpenter
Writers: Ray Nelson (short story "Eight O'Clock in the Morning"), John Carpenter (screenplay) (as Frank Armitage)
Stars: Roddy Piper, Keith David, Meg Foster | See full cast and crew                                                            Buda IMDB den notu:7.3

kadri kerem

Alıntı yapılan: doktor1881 - 23 Mart, 2015, 00:07:30
Ben de az önce They Live filmini seyrettim.Filme haksızlık yapmayayım.Yapıldığı 1988 senesine göre çok güzel olabilir,ancak Meg Foster bir sıfır idi.Ne biçim oyunculuk o.İlkokul müsamerelerinde daha iyi oyunculuk var. Film çok yavaş başladı.3 saatlik film zannettim.Sonra jet gibi.Genç nesilden biri seyretse bu nasıl bir film der.Gerilim filmi ama gerilmiyorsunuz.Filmin bitiş sahnesinde John Nada'nın yaptığı hareket yalnız harikaydı.Silahlı çatışma sahneleri berbat ötesi idi.Klasik olabilir,sevenler olabilir,ama notum:2/10
Yalnız filmde bir sahne vardı 'Senin Tanrın Bu ' İnsana uzatılan Amerikan dolarının üzerinde vardı.İnsanın açgözlülüğünü anlatıyordu.Tam oturmuştu yani...

Sonuçta düşük bütçeli bir Carpenter filmi bu. Oscarlık oyunculuklar, müthiş bir senaryo gibi şeyler beklemek yanlış olur. Filmin bu kadar ünlü olmasının sebebi de verdiği mesaj, yani tüketim toplumuna attığı tokattır.

doktor1881

Alıntı yapılan: kadri kerem - 23 Mart, 2015, 23:30:56
Sonuçta düşük bütçeli bir Carpenter filmi bu. Oscarlık oyunculuklar, müthiş bir senaryo gibi şeyler beklemek yanlış olur. Filmin bu kadar ünlü olmasının sebebi de verdiği mesaj, yani tüketim toplumuna attığı tokattır.
Haklısın mesajı tam hakkıyla vermiş 1988 de ki tüketim 2015 de ise en az 100 kat artmış İnsanoğlunun hırsı ve açgözlülüğü ile bu değişmez.Bilinçli bir avuç insan vardır.(Ne yazık ki bir avuç insanın içine ben giremem ;D)

Mrtekin

Hiç birimiz giremeyiz, Doktor, sıkma canını.

Kadri Beyin dediği gibi filmin önemi mesajında. John usta, güneş gözlüğü, uzaylı gibi metaforları kullanarak insanın kendisinin neye dönüştüğüne ayna tutmak istemiştir ve son derece haklıdır. Geçen gün bir
İstatistikte, dünyanın yüzde birinin, tüm üretilen hasılanın yüzde atmışını (belki daha fazladır.) aldığı söyleniyordu, buyrun buradan yakalım.

Filmde John Nada'nın tiplemesinin bir benzerini, daha sonra, Küçük Çin'de Büyük Bela (çok güzel
bir filmdir, tavsiye ederim.) filminde, Kurt Russell abimiz canlandıracaktır. Kamyon şöförü, işsiz güçsüzlerin(drifter) kahraman olarak seçilmesinde de, bir mesaj var.

Ama muhakkak, John Carpenter'ın, Escape from New York/L.A. Filmlerine de bir bakmanı tavsiye ederim.
They drew first blood...

doktor1881

Alıntı yapılan: Mrtekin - 24 Mart, 2015, 11:26:14
Hiç birimiz giremeyiz, Doktor, sıkma canını.

Kadri Beyin dediği gibi filmin önemi mesajında. John usta, güneş gözlüğü, uzaylı gibi metaforları kullanarak insanın kendisinin neye dönüştüğüne ayna tutmak istemiştir ve son derece haklıdır. Geçen gün bir
İstatistikte, dünyanın yüzde birinin, tüm üretilen hasılanın yüzde atmışını (belki daha fazladır.) aldığı söyleniyordu, buyrun buradan yakalım.

Filmde John Nada'nın tiplemesinin bir benzerini, daha sonra, Küçük Çin'de Büyük Bela (çok güzel
bir filmdir, tavsiye ederim.) filminde, Kurt Russell abimiz canlandıracaktır. Kamyon şöförü, işsiz güçsüzlerin(drifter) kahraman olarak seçilmesinde de, bir mesaj var.

Ama muhakkak, John Carpenter'ın, Escape from New York/L.A. Filmlerine de bir bakmanı tavsiye ederim.
Escape from Newyork/LA bende seyrettim beğendim ama tekrar seyrederim
Küçük Çin'de Büyük Bela  seyretmedim ilk seyredeciğim film o olacaktır.Teşekkürler.

kalidor

Küçük Çin'de Büyük Bela filmine aventür filmleri genelde sevmeme rağmen tahammül edememiştim.  :o
Crom! Ölüleri Say...

hanac

Alıntı yapılan: kalidor - 24 Mart, 2015, 11:37:21
Küçük Çin'de Büyük Bela filmine aventür filmleri genelde sevmeme rağmen tahammül edememiştim.  :o

25 yıl önce izlemiştim ve kesinlikle bayılmıştım.

2-3 hafta önce yeniden izledim, bu ne ya dedim  :)

Mrtekin

Size de film beğendiremiyoruz, sayın Admin. :)

Hint filmi seyrede seyrede film beğenmiyorsunuz. :)

http://m.imdb.com/title/tt0113409/?ref_=m_nmfmd_dr_7

Bunu seyredin o zaman, pişman olmazsınız, Sam Neill'in en iyi performanslarından biridir.

They drew first blood...

doktor1881

Alıntı yapılan: hanac - 24 Mart, 2015, 12:04:18
25 yıl önce izlemiştim ve kesinlikle bayılmıştım.

2-3 hafta önce yeniden izledim, bu ne ya dedim  :)
Bazen bende de oluyor.(Poltergeist filminde öyle oldum)
Zaman geçtikçe yani ihtiyarladıkça birikimimiz artıyor.Daha seçici oluyoruz.

Dünya hızla gelişiyor.Efektler ile daha güzel filmler çekiliyor.Bizde o dönemin filmlerini bu günkü zevkimiz ile yargılama yapıyoruz.

Tabi ki eskilerden bazı klasik filmler her zaman güzel kalabilir.Ama istisnalar kaideyi bozmaz

Mrtekin

Ben de tam tersini düşünüyorum bazen, bol Cgi efektli filmlerden artık gına geldi, eskiyi arar oldum.

http://m.imdb.com/title/tt0338095/

Abi, bak bu filmde (Aja'nın High Tension'u) gerçekten çok iyidir, diyip, sesimi kesiyorum.
They drew first blood...

kalidor

Alıntı yapılan: Mrtekin - 24 Mart, 2015, 12:15:32
Size de film beğendiremiyoruz, sayın Admin. :)

Hint filmi seyrede seyrede film beğenmiyorsunuz. :)

http://m.imdb.com/title/tt0113409/?ref_=m_nmfmd_dr_7

Bunu seyredin o zaman, pişman olmazsınız, Sam Neill'in en iyi performanslarından biridir.

In the mouth of the madness bizdeki adıyla Çılgınlığın Ötesinde bence John Carpenter'ın The Thing'ten sonra en iyi filmidir. Prince of Darkness'ı da beğenirim ama bu film bir başka. Sutter Cane başlı başına unutulmaz bir karakter olarak hafızamda kalmıştır. Sutter Kane'nin Stephen King'i simgelediği büyük bir sır olmasa da filmin bence Lovecraft'ın tanımlanamaz korku anlayışı ve kozmik dehşetine daha yakın bir çizgisi vardı. Bu rolde alman Jürgen Prochnow'un  katkısını da es geçmeyelim.
Crom! Ölüleri Say...

Mrtekin

Ooo, Das boot'un kaptanı, Jurgen abimiz efsane bir oyuncudur. Alman olmasına rağmen paso kötü Rus'u oynar.

En son, 24-die another day'da gördüm, biraz yaşlanmış ama fena değildi. Yine Rus mafya babasını oynuyodu, garibim.

They drew first blood...

kadri kerem

Alıntı yapılan: kalidor - 24 Mart, 2015, 15:55:52
In the mouth of the madness bizdeki adıyla Çılgınlığın Ötesinde bence John Carpenter'ın The Thing'ten sonra en iyi filmidir. Prince of Darkness'ı da beğenirim ama bu film bir başka. Sutter Cane başlı başına unutulmaz bir karakter olarak hafızamda kalmıştır. Sutter Kane'nin Stephen King'i simgelediği büyük bir sır olmasa da filmin bence Lovecraft'ın tanımlanamaz korku anlayışı ve kozmik dehşetine daha yakın bir çizgisi vardı. Bu rolde alman Jürgen Prochnow'un  katkısını da es geçmeyelim.

Yazdıklarınızın altına imzamı atıyorum.