Ana Menü

Belgeseller

Başlatan Blindman, 18 Aralık, 2009, 18:55:17

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Blindman

Herkese tavsiye etmek istedigim bir film var. Daha dogrusu belgesel bir yerlerden bulunup mutlaka izlenmeli: The Cove... Japonya'da yunus katliamini birkaç aktivist çevrecinin olagünüstü çabasiyla izliyoruz bu belgeselde. Izlerken tek yaptiginiz elinizin kolunuzun bagli kalmasi ve yunuslarin katliamina seyirci kaliyorsunuz.

Blindman

Bu arada nihayet dvdsi çikan Unbreakable çizgiroman severlerin mutlaka izlemesi gereken bir film ve daha önemlisi bu baslik altina gidecek olani dvd'nin özel seçeneklerinde bulunan "Çizgi Romanlar & Süper Kahramanlar" adli belgesel çalisma filmin oyuncularindan tutun Amerika'nin en önemli çizerlerine kadar birçok isim çizgi romani ve süper kahraman olmak istemeyi anlatiyor. Bu çalisma, insanin hayatinda en az bir kez süper güçlere sahip olmak istedigini söylüyor. Siddetle tavsiye eder, bir ara çaktirmadan paltonuzu pelerin gibi savurdugunuzu kimsenin görmedigini sanmanizin büyük yanilgi oldugunu belirtirim. Merak etmeyin kimseye söylemem:))

V

        Hatirlayan var mi bilmem ;93 yiliydi sanirim,TRT 2 'de çizgi romanlar üzerine 13 bölüm süren çok hos bir belgesel yayinlanmisti.
Belgeselin ismi "9. Sanat"ti.9. sanatin dogusundan,günümüze bütün gelisimini harika bir sekilde anlatiyordu.Bir yerlerden bulup tekrar izlyebilsek keske...
"İstemem,eksik olsun.."

hanac

Bir arkadasin verdigi "Zeitgeist" adli belgesel var elimde.

2007 yapimi; din, para ve banka ile 9/11 olayini anlatan bir belgeselmis.

Ilginç konular, seyredince yorumumu eklerim.

V

         Yasami insanin kendisini tanima yolunda bir yolculuk olarak görüyorum.Ama çogu insan bu yolculugu bir kazan-kaybet oyunu ciddiyetiyle algilar.Ve para,mevki,makam,güç tek amaçtir onlar için..
          Bugün "Yer yüzündeki en büyük güç nedir?" sorusuna verilecek yaygin yanit "korku" olacaktir.Belirsiz özgürlügün korkusu,yeryüzünde insana kendi kendini köle yapacak mekanizmalari kurdurtmustur.Devlet,din,ahlak,egitim,para uyanik bir grup azinligin,büyük kitleleri kontrol etmekte kullandiklari mekanizmalar olarak kullanilmislardir."Zeitgeist" temel olarak bu mekanizmalarin nasil isledigini,kamuoyunun yalanlarla nasil yönlendirilerek,kötü niyetli azinligin amacina hizmet etmek zorunda birakildigini, delillerle ortaya koyuyor.11 Eylül,1. ve 2. Dünya Savaslari ,vietnam ve hatta yeryüzündeki en ufak bir güç ve iktidar savasinin temelinde yatan "Güç Istemi"ni ortaya koyuyor...
          Korkulari asmanin yolu sevmekten,isbirliginden geçer.Kendi kendini köle yapan mekanizmalari yikmaktan.Temel mesajlar bunlar.Ama sahte de olsa Matrix'in size sundugu sahte biftegi yemeyi tercih edenlerden iseniz, diyecek sözüm yok sizlere...
         





.
"İstemem,eksik olsun.."

hanac

Alıntı yapılan: hanac - 19 Aralık, 2009, 18:05:14
Bir arkadasin verdigi "Zeitgeist" adli belgesel var elimde.
Ilginç konular, seyredince yorumumu eklerim
.

Az once seyretmeyi bitirdim.

Belgesel 3 bolumden olusuyor;

1. Bolum
Din konusunda bize dayatilan yalanlar isleniyor.
2. Bolum
9/11 olaylarin gercek yuzunu goruyoruz.
3. Bolum
Bankacilik sisteminin gercek yuzunu goruyoruz.

Bunlari artik herkes asagi yukari biliyor.
Tamam artik bu tip konular gizli kalmiyor ama degisen bir sey yok.
Elimizden bir sey gelmiyor ve onlar istediklerini yapmaya devam ediyorlar.

Seyrettikten sonra insanin morali bozuluyor, biraz CR okuyayim da kendime geleyim.  :)

Not1: Ama ben boyle belgesellere her zaman temkinli yaklasirim, anlatilan herseyi dogru kabul etmemek lazim.
Not2: Zeitgeist:Addendum diye devami varmis onu da izleyecegim.

Lami Tiryaki

National Geographic Channel televizyonumun bir numarasidir. Bir kaç sene evvel Flash Gordon çizgi romani ve seriyalleriyle ilgili kapsamli bir belgesel yayinladilar ve ben bu belgeseli basindan itibaren kasete kaydedip CD yapmayi basardim. Çok hos bir belgesel. Bana ÇR doplantisina gelen olur ve hatirlatirsa birer kopya yapip hediye edebilirim :)

Selamlar
Lami

alan ford

 Ikinci Dünya savasi sirasindaki Çingene kiyimi ile ilgili belgesel çekmek isteyen yönetmen Aleksandar Manic'in yolu Makedonya'nin Sutka kasabasina düsünce projesini yarim birakip bu kasabanin belgeselini çekiyor. Iyide ediyor. Yasayanlarin büyük çogunlugu Çingene olan bu kasabanin en büyük özellegi herkesin bir konuda "dünyanin en iyisi" olmasi. Dünyanin en iyi  prn dergi koleksiyoneri, en iyi kaz dövüsçüsü, en iyi cin çikarani, en iyi sarki söyleyeni, en iyi klip çekeni ve daha nicesi.Hepsi bu kasabada yasiyor. "Önemli olan yarismak degil kazanmak" siariyla hareket eden bu kasabanin en önemli etkinligi ise Türk müzigi koleksiyonu. Her yil kahvede toplanan kalabalik en iyi Türk müzigi koleksiyonerini seçmeye çalisiyor. Bu etkinlik 4- 5 gün sürüyor.Sarkilarin puanlamasi ayri bir alem. Seçilen sarkilar dinleyenleri oynatmayi basarirsa puan kazaniyor. Ama büyük puan aglatan sarkilara :).Yönetmenin bu yarismayi çekmek için kasabalilari ikna etmesi çok zor olmus. Sebebi ise kimsenin kameralar önünde yarismanin kaybedeni olmak istememesi :)
En sonunda "bizim bir ülkeye ihtiyacimiz yok, bütün dünya zaten bizim" diyen bu muhtesem insanlarin belgeselini kaçirmayin
kaçmayı denemek bir tutsağın görevidir

hanac

Çok ilginç bir belgesele benziyor.

IMDB den baktim simdi, 2005 yilina aitmis ve not ort. 7.7

Bir çok festivalde de ödül almis.

Bulursak izleriz.

emre ozdamarlar

The Mindscape of Alan Moore, 2003 yapimi, Alan Moore ile uzun bir röportajdan olusan muhtesem bir belgesel. Alan Moore kitaplari hakkinda konusuyor, cocuklugundan, yazarlik seruveninden bahsediyor, nasil büyücü olmaya karar verdigini anlatiyor (o kadar mantikli acikliyor ki benim aklima yatti söyledikleri :) ), büyüden, dinler tarihinden konusuyor, politikaya, bilime girip cikiyor, gelecege dair öngörulerde bulunuyor.

Ben ese dosta izleticem bahanesiyle heralde bi 5-6 kez izlemisimdir bu 78dk.lik belgeseli. Icinde bos cumle gecmiyor desem abartmis olmam sanirim.
Herkese tavsiye ediyorum.


Lami Tiryaki

15 Mart'ta Discovery'de yeni bir belgesel başlıyor. Stan Lee Sunar; Süper Kahramanlar. Yalnız hemen hayale kapılmayın, comics kahramanları değil sunulan. Olağanüstü özellikleri olan gerçek süper insanları gösteriyorlar. Mesela demir çubukla göğsüne hızla darbe yiyip kıpırdamayan tipler gibi. Stan Lee her filminde aradan çıkar ya. Burada bizzat kendisi sunuyor olayı. Meraklısına...

Selamlar
Lami

emre ozdamarlar

BBC'de yayinlanmis 1 saatlik bir belgesel.

Biliyorsunuz Steve Ditko, Stan Lee ile beraber Örumcek adami yaratan kisi. Belgeselden anladigima göre Stan Lee fikri veriyor, Ditko karakterin tipini tasarliyor. 30. sayi civari Ditko Marvel'den bir daha dönmemek uzere ayriliyor. Ardindan Örumcek Adam'i kim yaratti, telif haklari, Stan Lee Ditko'nun hakkini yedi vs gibi pek cok tartismalar cikiyor cizgi roman dunyasinda.

Bu belgesel de bunun uzerine egiliyor. Ditko neden ayrildi (politik sebepler olmasi ilginc), Marvel sonrasi neler yapti, Stan Lee'nin olaya bakis acisi neydi derken guzel bir is cikarmislar.

Alan Moore, John Romita, Neil Gaiman, Ralph Macchio, Stan Lee gibi isimlerle röportajlar iceriyor belgesel.

Isin guzel yani belgeseli youtube uzerinden izleyebilirsiniz.

http://www.youtube.com/watch?v=NfxVO0fLHvA



Hayal Kahvem







Şimdi kahve molası verdim. Azıcık dertleşmek niyetindeyim. Yok... Bak... Açık açık  itiraf edeceğim. Ben ilkin Rüya Tabirleri diye okumuştum biliyor musun? Gerçekten... Eğer Riya Tabirleri diye okusaydım. İlgi yapar mıydım? Bilmiyorum.  Gene konuya tersinden başladığım değil mi? Heyecanlıyım da biraz... Ne olur kusuruma bakma. Bildiğim aylardan Temmuz, günlerden Pazartesi...  Haftanın ilk iş günü ya... Bu sabah nasıl  işim başımdan aşkındı anlatamam.  Sanal alemde bir ara,  Riya Tabirleri'ne denk geldim.  Ayakta bile rüya görmeye meyilli bünyem dürttü beni.  Merak ettim.  Riyayı rüya diye anlayınca ne yazıyor diye okumak amacıyla işe az biraz ara verdim.  Okumaya başladım.  "Riya Tabirleri sitesi, yeryüzünde adalet diye bir derdi olanlar için kuruldu. Olmayanın başına da bu derdi sarmak için." Hoppala! Ne diyordu Allah aşkına... Rüya tabiriyle  adaletin ne ilgisi vardı? Okumaya kaldığım yerden merakla devam ettim. "İnsanlığın dörtte birinin gözden çıkarıldığı, öbür dörtte birinin  ağır, pis ya da sıkıcı işleri yaptırmak üzere kenarda bulundurulduğu, yüzde beşin, aklına esen her şeyi alsa, yese içse tüketemeyeceği servetini daha da çoğaltmak için türlü dalavera çevirdiği, çoğunluğun, başkaldırmak yerine zalimin zorbanın artığından pay almaya çabaladığı, feci bir dünyada yaşıyoruz. Bazılarımız farkında bile değil; onun gezip dolaştığı yerlerden "ötekiler" görünmüyor. Çoğumuz farkındayız; "ben"liğimize öylesine sarılmışız ki, başkalarına sarılmaya elimiz kolumuz halimiz kalmamış. Bugünün hayatı, riya üzerine kurulu. Tabirlerini burada bulacaksınız." Bu cümleler sarstı beni. Vicdanımı kışkırtı anlatabiliyor muyum? Şaşırmış kalmıştım. Sanırım gene ayakta rüya görüyordum. Bu bir uyarı olmalıydı bana... Bu uyarıyı yapan beni çok iyi tanıyordu. Çünkü yazısına şöyle devam ediyordu. "Siftahı, içerik bakımından da, teknik olarak da biraz tuhaf bir filmle yapalım." Demek bu uyarıyı yapan kişi sinemayı sevdiğimi biliyordu. Sanıyorum bana şöyle bir şey söylemek istiyordu... "Yiyiyorsun... İçiyorsun... Tüketiyorsun... Tüketiyorsun... Sen bu hayatı yaşarken, dünyayı sadece kendi çevrenden ibaret zannediyorsun.  Hayatın anlamını azıcık düşünmek istesen, kurulu düzen rahat vermiyor zaten. Sen mışıl mışıl uyumana devam ediyorsun. Bak, önüne kadar geldi film. Hayatının nelere rağmen inşa edildiğini bu filmde seyrediver bi zahmet."  Nasıl utandım anlatamam. Hemen önümdeki poliçeleri yana ittim. Bilgisayarımı önüme çektim.  Tasarım, hammaliye ve  metinin Ümit Kıvanç'a ait olduğunu öğrendiğim 16 Ton Vicdan ve Serbest Piyasaya Dair Bir Film'i ibretle seyrettim. Şimdi işe dönmeliyim. Ama bu yazımı şöyle bitirmeliyim. Tüm haksızlıklara, vicdansızlıklara rağmen bu dünya halen dönmeye devam ediyorsa Ümit Kıvanç gibi insanların sayesindedir. Eminim.


filmi buradan seyredebilirsin..... http://www.riyatabirleri.net/pencereler/pi_tamFilm.html

http://riyatabirleri.com/16ton_ana.html





alan ford

  Müzik dünyasının kör topal olduğu 80 sonrası yıllarda Mozaik grubunda davul çalardı Ümit Kıvanç. Emekli Albay Hilmi Ertunç adlı harika ötesi şarkının söz yazarıydı ki hala kitaplığımda asılıdır sözleri. Bugün geç oldu yarın seyredeyim ben hemen bu filmi.
kaçmayı denemek bir tutsağın görevidir

kedidiro

    sevgili vildan hanım değer verdiğiniz, sevdiğiniz şeyleri sonuna kadar savunmanız, tanıtmanız, arkasında durmanız ne kadar güzel... ve bunu ne denli büyük bir incelikle yapıyorsunuz...işte 16 ton ve ümit kıvanç.haftalar önce daha gazetede tanıttığı gün büyük bir ilgiyle seyrettim, ümit kıvanç'a, sinemasına ve bu ülkede iyi şeylerin de yaşayabileceğine umudum arttı...sonra, sonrası o kadar işte...bir iki arkadaşa bahsettim, ilgileneceğini umduğum bir iki arkadaşa tavsiye ettim..bitti, gitti...oysa doğrusu sizin yaptığınız, daha çok insana ulaşması için yazmalı, söylemeliydik...işte belki sizin tanıtımınız sayesinde forumdan bir iki dost daha izler filmi, vicdan hakkında, tükettikçe tükenmemiz hakkında düşünür '' iklim değişir, akdeniz olur''
    sonra müzik sever bir dost kalkar ümit kıvanç'ın kazım koyuncu için yaptığı ''şarkılarla geçtim aranızdan'' belgeselini de izler...kazım da sevinir..