Karaoğlan ve İntihal

Başlatan Tarkan Kurt, 24 Ocak, 2011, 14:14:48

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

aa

Ustanın kapağı orjinalinden daha iyi !!!!
Esse Gesse Hayranı...

tommikser

Resimler kaybolmuş.Yalnız konusu oldu burada ki bilgiler gerçekten güzelmiş.Yazanların eline sağlık.

kalidor

Tarkan Kurt zamanında forumda yazarken faideli bir başlık açmış. Teşekkürler.
Crom! Ölüleri Say...

Gabby

Alıntı yapılan: haysat - 02 Şubat, 2013, 21:50:14
Moebius, çizgisiyle Red Kit-1                                                                         
Moebius, çizgisiyle Red Kit-2

Morris'in çizgisiyle Blueberry-1
Morris'in çizgisiyle Blueberry-2

Bu sayfaları gördüğümde bende inanamadım ama gerçek.
Suat Yalaz ustaya laf edenin tez kellesi kesile...


Görseller uçmuş ama haysat'ın "bende inanamadım ama gerçek" dediği örnekler aşağıdakiler olmalı. Yıllar önce de bi' yerlerde muhabbeti olmuş, işin perde arkasını anlatmaya çalışmıştım pek ipleyen olmamıştı. :) Guglielmo Letteri de yine yıllar önce Arjantinli günlerden beri sağlam dostluk sürdürdüğü arkadaşı Hugo Pratt'ı anlamlı bir Corto-Tex güzellemesiyle onurlandırmıştı. Güzel işler bunlar... Ha, bu arada incelendiğinde görüleceği üzere işin Suat Yalaz ile alakası yoktur, kelle konusunda sakata gelmeyelim :D... Olayın giriş, gelişme ve sonucu aşağıdaki şekildedir.


Yıllardan 1971'dir ve Morris'in 7 Aralık 1946 doğumlu Red Kit'i an itibariyle 25 yaşına basmıştır.
Jean Giraud bu özel gün için çizgiler üzerinden kutlama yapmak ister.
Red Kit'in 33 sayılı macerası Lord Badi'nin 15. sayfasında karar kılınır ve "tebrik kartı" mahiyetinde Blueberry'e uyarlanır.






***

... ve Morris cephesi de bu kibar jeste bir "teşekkür kartı" ile karşılık verir.
Teğmen'in Kayıp Alman'ın Madeni macerasının 10.sayfası Red Kit'e uyarlanır.... hepsi bu.. 





hanac

Teşekkürler Gabby, şimdi olay anlaşıldı.  ;D

okuyan çocuk

merhaba arkadaşlar karaoğlan lal kitap serisine başlıyacağım sizce nasılbir seridir. çizimleri açısından değişkenlik gösteriyormu.

ferzan

    Bu seriden sadece seçme sayıları oku derim...57 sayıdan toplasan Karaoğlan 'ın hem görsel hem de yazınsal doygunlukta bir düzine macerasına yer verilmiştir herhalde...İlk sayılar harika başlamıştı, çünkü hiç kitap ve dergi olarak yayınlanmamış maceralarıyla başlamışlardı...Sonradan Karaoğlan 'ın erken dönemini de dahil ettiler ve serinin yarısından fazlası 1960'lı yılların henüz emekleme aşamasındaki Karaoğlan 'ları domine etti seriyi...Bazen Fransa 'da ufak boya çalışılmış az panelli ve üzerinde oynanmış maceraları da yayınladıkları oldu...Ayrıca aylık seri olarak sunulduğundan ve materyaller rastgele yayınlandığından, bir yerden sonra orijinalleri kayıp bir macera çıkıp sonraki bölümü yarım kalabiliyor, 6-7 sayı sonra devamı bulunup yayınlanmış oluyor falan...Bir de maceralar sayı sonlarında yarım kaldığından sayfada bölümleme oluyor ve atıyorum bir sayının sonunda yeni maceranın sadece ilk 7 sayfası basılmış oluyor, bu durum da gıcık ediyor...Keşke aylık periyotta değil de tam maceralı olarak arada bir çıkmış olsaydı Lal Kitap 'tan...

    Eksik kalmasın dersen 57 sayıyı da tamamla, sırf Suat Yalaz ustanın bu edisyonda kaleme aldığı anıları ve sohbet yazıları için bile razı olunur ama külliyat her türlü eksik bu 57 sayıda ve tamamlanan bir şey yok...Belli başlılarını alayım dersen de ilk fırsatta sana 10-12 fasiküllük seçme bir liste yaparım karışık sayılardan...Hiç değilse en güzel maceralardan bazılarını bu serideki bölümlenmiş halleriyle de olsa okumuş olursun...Yalnız ilk kez Karaoğlan okuyacaksan 2000 yılında Leman Yayınları 'ndan çıkan tam maceralı 4 kitabı edin derim...O 4 kitaptaki maceralar da Lal serisinde basıldı ama nasıl basıldı bir de bana sor... :)

    Lal Kitap 'ı seviyorum, Karaoğlan 'ı 57 sayı zararına yayınlayarak ellerinden geleni yaptılar ama Suat Yalaz 'dan kaynaklı haklı ya da haksız sebeplerden ötürü Karaoğlan 'ın belki en kötü edisyonu olabilir Lal serisi...

    Bu seriden alınması gerektiğini düşündüğüm sayılar ve yer alan maceralardan ilk aklıma gelenler;

    #1 Delice 'nin Dört Kızı
    #2 Her Kılıç Bir Kın İçin
    #3 Cengiz 'in Adaleti
    #7 Ti-Yen-Şan Canavarı (Fasikülün son 8 sayfasında yeni macera başlıyor, sırf o 8 sayfa için)
    #8 Ötügen 'in Çağrısı
    #9 Ötügen 'in Çağrısı II
    #10 Ötügen 'in Çağrısı III

    Ama dersen ki karıştırmayalım, ilk 14 ya da 15 sayıyı komple al derim, bakarsın artık 14 'teki ilk macera nerede bitiyorsa...İlk 14 sayı nispeten komple okunabilir kıvamda birkaç erken dönem macerasına rağmen...Bir de son 10 sayı, yani 46-57 arası...

    Yanlış anlaşılmasın, ben erken dönemini de seviyorum ama ilk kez okuyacaklar için hayal kırıklığı olacaktır, çünkü Karaoğlan 'ı benim jenerasyonumdan sevenler (bir avuç okur, o da belki) hep son dönemindeki doygunluk dolayısıyla sevmiştir...

    Leman 'dan çıkan 4 kitabı da unutma derim, son 10 sayıdaki bazı maceralar buradan alınsa da Türkiye 'de bu maceraların belki de en iyi edisyonları Leman edisyonları...

    Son söz olarak, uygun fiyata takım bulursan al ama bulamazsan yukarıda hatırlamaya çalıştığım seçme sayılardan git derim...
Bağnaz okur, memnuniyetsiz beşer, işkilli büzük, sıfır tolerans iksmen, taş kalpli ahkam efendi...

https://ucuztefrika.blogspot.com

Kinowa59

Benim yaşımdaki emekliler bir cami'nin avlusunda ezan vaktini beklerken, veya mahalle kahvehanesinde tavuk gibi pinekleyip , kapıdan girenleri çaktırmadan gözleyerek, " tanıdık biri gelse de bir, iki çay ısmarlasa " diye miskin miskin düşünürken; kendisi gibi olan ve ne devletin adam yerine koyduğu, aile bireylerinin ise , " gebermedi miskin , azrail bile unuttu, bi cavlağı çekse de köydeki yerleri bir Almancı 'ya okutsam " diye düşünen, damat bey'in olduğunu bildiği hâlde çaresizce, arkadaşlarına çocukluk yıllarına duyduğu özlemi, hasreti anlatır. Değerli dostlar, ben de üstteki akranımla aynı yaştayım ve aynı dönemin bir fanisiyim. Ancaaak, aramızda bir fark var. Ben hiçbir zaman kahvehane de pineklemem. Veya ben hiçbir zaman cami avlusunda ezan vaktini de beklemem. Yaşam ilkem, büyük ozanın yazdığı gibi, " ağaç gibi tek, ve orman gibi gür, "  doğa ile kardeşçe, bir ağaç dalının bile kesilmemesi için çabalarım. Arkadaşlar, ben akranlarım gibi düşünmem, ben hiç bir zaman geçmişime de özlem duymam. Ne çocukluğumu ararım, ne de o vakitler yaşayan büyüklerimi. Insan güzel olana sevgi besler, özlem duyar. Yıl 1967 , doğu Karadeniz de bir dağ köyünde yaşıyoruz. Babam ve annem gurbette ben dedemin yanında kalıyorum. 8 yaşındayım, ilkokul ikinci sınıfa gidiyorum. Haftanın 6 günü yağmur, çamur, kar, tipi altında yürüyerek 8 km yol. Araba yolu yok. Olsa bile arabaya binecek para yok. Yalnızca bizde değil, hiçbir köylümüz de yok. Üstte başta da birşey yok. Ne palto ne ceket. Yalnızca rengi atmış, giyile giyile kolları çekmiş, dirseğe gelmiş adı önlük olan bir paçavra... Işte arkadaşlar, gene öyle bir gün cumartesi okuldan erken çıktık. Ilçedeki gazete, dergi satan dükkanın camekanında bir Karaoğlan cildi gördüm. ( Daha önceki yazılarımda belirtmiştim. Ben 1963 yılında, Akşam gazetesi tefrikalari sayesinde tanışmıştım Karaoğlan ile ) Karaoğlan cildini gördüm amma satın alacak 5 TL nerede. ( İlk seri, muhtar yavaşça ) Kaç gün, kaç hafta gittim geldim camekanda o cildi seyrettim. Para biriktirip almayı düşündüm. Fındık dallarının genç dallarının soyulmasıyla yapılan sepet yapıp satarak almayı düşündüm. Günlerce uğraştım bir tane bile yapamadım. Dedemden yardım istedim , küçük oyuncak gibi birşey yaptı. Yani olmadı. Aradan uzun bir süre geçti, bir sabah bakkalın vitrininde göremedim aylarca hayalini kurduğum Karaoğlan cildini. Ya satılmıştır, ya da vitrinden kaldırılmıştır. Işte değerli dostlar. Tam 57 yıl sonra, bugün o hayalim gerçekleşti. Içinde o cildin kapaklarının da olduğu 1963_ 1968 yıllarında yayınlanan 17 + 186 sayılık İlk seri Karaoğlan külliyatına bugün sahip oldum. Ciltlerde ki kapaklara baktığımda o yılları, o zor yaşam koşullarımı anımsadım. Siz değerli dostlarımızla paylaşmak istedim.

Kinowa59

Evet değerli dostlar. Karaoğlan hususunda nerede kalmıştık. Şöyle bir baktım da kütüphaneme , 17+ 186 ilk seri Karaoğlan bir başka güzel görünüyor bakan gözlere. Kütüphanem, bu seri tamamlanmadan sıradan bir ilçe kütüphanesi gibiydi. Övünmek gibi olsun şimdi, Karaoğlan İlk serisi sayesinde Oxford üniversitesi kütüphanesi hâline geldi.