Geçmişe Özlem İçeren Satırlar

Başlatan caretta, 09 Kasım, 2023, 18:03:53

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

caretta

Türk Sanat Müziği sever misiniz?Ben çok severim.Oturduğum yerde hüzünlendim
ve aklıma Şevki Bey'in şu şahane şarkısı düştü:
"Gülzara nazar kıldım virane misal olmuş
Seyran-u sefalar bir hab-ü hayal olmuş
Güller sararmış solmuş bülbülleri lal olmuş
Gam alemidir şimdi zevk emr-i muhal olmuş
Sabret gelir ol demler kim ehl-i dilanındır
Dert üstüne zevk olmaz dem şimdi hazanındır."
Şair Mehmet Sadi Bey solan gül bahçesine,dilsiz
olan ötmeyen bülbüllere,zevk ve safanın gam ve derde
dönüştüğü günleri kuvvetli mısralarla terennüm adiyor.
Büyük bestekar Şevki Bey bu dizeleri pek yakışan bir
makamdan uşşak makamından bestelemiş.
      Bu kadar açıklamadan sonra bu şiirin bazı
sözlerini değiştirdim ve biz fumetti okurlarına
uyarladım.Artık Bayram Bey başta olmak üzere bu
şarkıyı söyleriz!
"Fumetti yayınlarına baktım virane misal olmuş
Boy boy fumettiler bir hab_ü hayal olmuş
Kitaplar sararıp solmuş,okuyucuları artık ümitsiz
Artık bol fumetti okumak zevki bir ham hayaldir
Bekleme gelmez o bolluklar,okurları çaresizdir
Boş yere hayal etme,devir artık manga devridir."
    Caretta'nın şairliği bu kadar.Vezin,uyak
filan aramayın.Orijinal şiirde "lal-dilsiz" sözcüğü geçiyor.
O da fumetti yayınını sürdüren Lal Kitap'ı anımsatsın.

Kinowa59

Merhaba değerli Caretta dost. Birkaç gün önce Jeyan Mahvi Ayral ( tözün 1928_ 2023 ) vefat edince aklıma Zeki Müren ' in ilk filmi ( 1954  Beklenen şarkı filmi ) geldi. O filmde , o yılların en meşhur kadın aktris'i Cahide Sonku, Zeki Müren ve Jeyan Mahvi Ayral oynuyordu. Cahide Sonku, 1940'li yılların ikinci yarısından , 1950 yıllarının sonuna kadar Türkiye'nin en büyük kadın yıldızı.
Hacıağalar Gazinolarda ayakkabısından şampanya içiyor. Bir gecelik geliriyle o dönemin en lüks semti Şişli ' de apartman dairesi alıyor. Armatörler, Sanayiciler sevgilisi olmak için birbirleriyle yarışıyor. Bir süre sonra yaş ilerledikçe ve alkole tutsak olunca, önce servetini sonra da çevresini kaybediyor. 1981 yılının soğuk bir gününde, Beyoğlu'nda metruk bir binada kimsesiz, yorgun, aç ve sefil bir şekilde yaşama veda ediyor. Ben de, bir Zeki Müren hayranı olarak babamın gençliğinden kalan antika pikap'ımda Zeki Müren, Safiye Ayla, M.Nureddin Selçuk ve Müzeyyen Senar taş plaklarını sık sık dinlediğimde anılarımla arkadaşlık, dostluk, sırdaşlık ederim. Bu anılarımın en masum ve özlem duyduğum kısmı çizgi romanların ( tabii ki fumetti ) yaşamım merkezi olduğu dönemlerimdir. Belki de bugün 65 yaşıma geldiğim hâlde yaşamımın merkezinde halâ çizgi roman tutkum varsa, bunun nedeni de çocukluğuma duyduğum özlemdir.

YzbVolkan

Iki ustat da ne guzel yazmis. Bugun de 10 Kasim, ayrı bir hūzūn gūnū.
Cizgi romanlar gūnûnūzū aydınlatsın.

caretta

Alıntı yapılan: YzbVolkan - 10 Kasım, 2023, 16:38:48Iki ustat da ne guzel yazmis. Bugun de 10 Kasim, ayrı bir hūzūn gūnū.
Atatürk de iyi bir Türk Sanat Müziği dinleyicisi idi.Bayram
Bey'in bahsettiği Safiye Ayla,Müzeyyen Senar ve Münir Nureddin
Selçuk bizzat Ata'nın huzurunda sanatlarını icra etmişlerdiler.Keza
İsmet İnönü, çello çalar ve Devlet Senfoni Orkestrası'nın hiçbir
konserini kaçırmazdı.Yaşadığımız günlerde bu gerçek devlet adamlarını çok arıyoruz.

Kinowa59

Münir Nurettin Selçuk adı geçince Atatürk ile ilgili bir anısını anımsadım. Hepimiz biliyoruz ki yiğit liderimiz, özellikle akşamları dostlarıyla birlikte birkaç kadeh rakı eşliğinde müzik dinlemeyi ve sohbet etmeyi çok severdi. Gene Dolmabahçe sarayında keyfininde yerinde olduğu nezih bir akşam sofrasında beyaz leblebi ve rakı eşliğinde dostlarıyla sohbet ederken bir taraftanda o gecenin baş davetlisi Münir Nurettin Selçuk'un birbirinden güzel şarkılarını dinlemekte, bir taraftan da şarkılara eşlik etmektedir. Bir süre sonra Münir Nurettin yanlarına gelir ve eğilerek Atatürk'ün kulağına birşeyler fısıldar. Tabii kimse birşey duymaz, ama Atatürk'ün suratı asılır, birazda keyfi kaçar. Atatürk'e neden keyfinin kaçtığını  kimse soramaz. Aradan epey bir zaman geçer, Atatürk özel trenle Ankara'dan İstanbul'a gelmektedir. Kütüphane sorumlusu görevliden plak çalmasını ister. Görevli gramofon'da Münir Nurettin Selçuk'un plağını çalmaya başlayınca Atatürk gramofon'u susturur ve görevliye " bana Münir Nurettin 'in bütün plaklarını getir " der. Biraz sonra görevli dört, beş adet Münir Nurettin plağıyla gelir. Atatürk, plakları görevliden alır ve trenin camından dışarı fırlatır atar. Biraz sonra da, görevliye " şimdi bana Safiye Ayla plakları çal" talimatı verir.       Meğerse Münir Nurettin, Dolmabahçe sarayına davetliyken ve Atatürk'ün huzurunda şarkı söylerken, Atatürk'de şarkılara eşlik ederken, Münir Nurettin, eğilip Atatürk'ün kulağına " lütfen siz şarkılarıma eşlik etmeyiniz, şarkının ahengini bozuyorsunuz " demiş. O akşam Atatürk'ün suratının asılma nedeni buymuş. Sonra konu açıldığında Atatürk " tamam ben sanatçı değilim, ama keyfim yerinde bir akşam sofrasındayiz ne gereği var ikaz etmenin " diye plakları trenin camından dışarı atma nedenini açıklamıştır. Görüyorsunuz değerli dostlar. Yiğit önderimiz aynı zamanda ruhunda çocuk masumiyeti de saklıyor, ruhu şad olsun.