Sinema Yazıları

Başlatan hanac, 21 Ağustos, 2010, 12:36:20

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

ZGeralt

Roma , Meksikalı yönetmen Alfonso Cuaron'un 2018 yapımı filmi. Film bir Netflix prodüksiyonu olmakla birlikte sinema salonlarında da gösterime sokuldu. Ben filmi Netflix'te izledim.



Öncelikle bakış açımı anlatabilmek için biraz kendimden bahsetmem gerekli. Kesinlikle bir "sinefil" değilim. Uzun yıllardır bir günlük gibi İMDB kullanıyorum, hem filmlere verdiğim notlar ile hangi filmleri izlediğimin çetelesini tutmuş oluyorum hem de bir filmi uzun bir aradan sonra tekrar izlediğimde bende bıraktığı izlenimi karşılaştırma imkanım oluyor. İMDB listeme baktığımda 1000'in üzerinde filmi puanladığımı görüyorum, muhakkak arada kaçanlar vardır, yani ortalama üstü bir izleyiciyim ve kesinlikle herhangi bir  "uzmanlık" iddiam yok .

Sinemanın bir sanat dalı olduğu aşikar olmakla birlikte bu çapta büyümesinin ve dev bir sektör haline gelmesinin kaynağının  bir "eğlence"  halini almış olmasına bağlıyorum. Dolayısıyla bir filmi "ticari" olduğu için  eleştirmek bana son derece saçma geliyor, harcanan binlerce hatta milyonlarca doların karşılığını alamadıktan sonra kim film çekmeye devam edebilir ki ?  Bunu belirli standartlara oturtan ve ne kadar eleştirsek  hatta zaman zaman bu kadar da olmaz desek de "Hollywood" 'un sinemanın bugünkü büyüklüğünde aslan payına sahip olduğunu yadsımak bana mantıklı gelmiyor. O yüzden her filmi türüne ve bize vadettiklerine göre ele alıp, değerlendirmeyi ona göre yapmanın doğru olduğunu düşünüyorum.

Uzatmayayım, film internette takip edebildiğim kadarıyla, büyük övgüler ve altın aslan dahil hatırı sayılır ödüller aldı. Ben de büyük bir merakla oturdum ekranın karşısına.

Hikaye 1970'lerin başında Mexico City'de varlıklı ailelerin oturduğu Roma semtinde , bir doktor ve ailesinin hizmetçilerinden biri olan Cleo'yu konu alıyor. Cleo , yanında çalıştığı ailenin çocuklarına bağlı, Meksika yerlisi genç bir kız.
Film Cleo'nun özel hayatında ve evin içindeki gelişmelerle ilerlerken bir yandan da dönemin Meksika'sının toplumsal hayatını da arka planda - fazla derinlere inmeden - işliyor.

Tam anlamıyla bir karşıtlıklar filmi olan Roma'da temel karşıtlık kadın-erkek olarak ele alınmış ancak ırksal karşıtlık (hizmetçilerin hepsi yerli) , sınıfsal karşıtlık( ev sahibi-hizmetçi),  siyasi karşıtlık (göstericiler –onlara saldıranlar)  da filmin değindiği noktaları oluşturuyor.  Roma'nın görece varlıklı bir semt olduğu bu coğrafyada fakir semtlerin asfalt yola bile sahip olmayan sefalet yuvaları olması gizlenmemiş. Ama filmin temel vurgusu da bu değil, kadın-erkek çatışması dışındaki tüm diğer konular Cleo ve ev ahalisinin yaşadıklarının arka planını oluşturuyor.

Siyah-beyaz olan film adeta bir görsel şölen sunuyor, tek plan çekimler ve yönetmenin teknik açıdan son derece özenli çalışması gerçekten Rönesans tablosunu andıran sahneler izlememizi sağlıyor.  Oyunculuklar, ses ve diğer bütün detayların oldukça tatmin edici olduğunu söyleyebilirim. Ancak, işte burada benim için koca bir ancak var. Yönetmen muazzam sahneler yakalamış, kesinlikle doğru hatta film muazzam tabloların belirli aralıklarla önümüze sunulması halini almış. Gerçekten insana dokunmayı başaran, etkileyici sahneler mevcut. Ancak bu sahnelerin oluşmasına giden süreç oldukça sorunlu. Ağır filmleri izlemekten çekinmememe rağmen bazı yerlerde "ileri sarmamak" için kendimi zor tuttum. Cleo'nun merdivenlerden yukarı çıkması 30 saniye sürüyor ve sahne bitiyor başka bir güne geçiyoruz. Neden 5 saniye de bitmiyor ?
Yönetmen estetik açıdan yakaladığı bu noktayı , yani becerisini her fırsatta tekrar tekrar bize göstermek istediği için mi acaba diye düşünmeden edemedim. 135 dakika olan filmden 20-25 dakikayı çıkarsak, filmde herhangi bir kayıp, bir  anlaşılmazlık veya bir eksiklik olmayacağını düşünüyorum.  Bu da filmin kurgusunu sorunlu yapıyor benim gözümde ve hatta yer yer  "oldukça sıkıcı" hale geliyor.

Filmin anlattığı hikaye de film bittikten sonra üzerine fazlaca düşündürtecek bir hikaye değil, çatışmalara parmak basmış ancak bastığı gibi orada bırakmış, filmin zaten öyle büyük bir söylemi ve  iddiası yok, çok kişisel öğeler barındıran bir film izlenimi bıraktı bende, bütün o toplumsal arka plana rağmen...

Sonuç olarak iyi bir film var karşımızda ama bu denli "ses getiren" bir yapım olmadığını düşünüyorum, bir film ne kadar ağır olursa olsun bende "sıkılmışlık" hissi uyandırmamalı diye düşünüyorum ve tabi ki bu benim bakış açımı yansıtıyor sadece. Benzer duyguları "Birdman" ve "Kelekbekler" filminde de yaşadım, onlar da kötü değiller ancak fazla abartıldıklarını düşünüyorum.

Filmin güncel İMDB puanı 8.5 /10 , benim puanım ise 8/10.

İyi seyirler 

sefik

Her ne kadar bazı eleştirmenlere göre son 10 yılın en iyi filmi olsa da ben o kadar ileri gitmeden 2018'in en iyi filmi olduğunu düşünüyorum. Film aslında gerçekten kişisel bir film, yönetmenin kendi hikayesi de diyebiliriz. Filmin içindeki bütün hikayeler Cuaron'un kendi yaşadıkları olmasa da çocukluğunda evinde, çevresinde ve ülkesinde yaşananları  anlatmış. Tabii ülkede yaşananları sadece background yaparak. Yine de filmin en vurucu iki olayından birinin ülkede yaşananlarla direk bağlantılı olması gücünü arttırıyor. Cleo 'nun merdivenlerden yavaş çıkması bile sanırım kendisinin o dönemki hizmetçileri Lipo'yu ki filmin sonunda filmi ona adadığını görüyoruz, kendi gördüğü açıdan görmemizi istemesi. Tıpkı hizmetçiler konuşurken ne konuştun, ne söyledin demesi gibi. Altyazısız izliyoruz ki çocuğun bakış açısından görelim.  Siyah beyaz olmasının etkiyi çok arttırdığını düşündüğüm gibi, sinema tarihinin en iyi sahnelerinden ikisine de ev sahipliği yaptığını düşünüyorum filmin. Spoiler olmaması açısından yazmam doğru olmayacaktır tabii .
İzlemesi herkes için kolay olmayacak bir film ama Cleo gibi büyük ihtimal sinema tarihinde yerini şimdiden almış bir karakteri görmek için bile izlenmeli.

ZGeralt

Filmi izlememin üzerinden bir ay geçti yaklaşık ve alakasız yerlerde karşıma çıkan görüntüler sonrasında filmden bir çok sahnenin zihnimde canlandığını farkettim. Zaman zaman üzerine düşündüğüm de oldu. En nihayetinde bir görsel sanat olan sinemanın bunu yapması bence başarıdır. Pek huyum olmamasına rağmen , mevcut eleştirilerim geçerli olmak üzere, filme verdiğim puanı 8 olarak revize ediyorum.

Filmde yer alan 2-3 sahne bir kaç dakika önce izlemişim gibi berrak bir şekilde zihnimde hala. Hakkını yemişim gibi hissettirdi :)

Mrtekin

Bu büyük besteci, 91 yaşında, hayatını kaybetti. Yaşarken besteleri ile "ölümsüz" olmayı başarmış nadir sanatçılardandı. Toprağı bol olsun.

Kendisi en son "Hateful Eight"'e yaptığı müziklerle, Oscar ödülü almıştı. Sinema ve müzik, dahi bir yeteneğini kaybetti.
They drew first blood...

hanac


kedidiro

Origenes secretos;
Bu iletiyi belki çizgi roman temalı filmler başlığınız varsa oraya yazmam gerekirdi. Bulamadım. Ayrıca yeni bir başlık ta açmak istemedim... Netflix ispanyol yapımı bu sevimli filmle biz çizgi roman severlere güzel bir armağan veriyor... Temel konu çok klişe görünse de devamı her sinemasever çizgi roman okuruna keyifli dakikalar vadediyor... Şehre yeni atanan idealist dedektifimiz kendini bir seri cinayet soruşturmasının ortasında bulur. Kurbanlarını popüler çizgi roman kahramanlarının orjin hikayelerine bağlayacak şekilde öldüren kahraman cesetlerin yanına ilgili sayıların da numarasını bırakmaktadır. Çizgi roman sevmeyen, kahramanlara inanmayan dedektifimiz mecburen bir çizgi roman düşkünü ile işbirliği yapmak zorunda kalır... Bu uyumsuz ikili cosplay meraklısı güzel cinayet büro amirini de yanlarına alarak katilin peşine düşer..
  Çizgi roman, fantastik filmler, anime ve manga dünyasına atiflarla dolu bu filmdeki bazı tipler size çok tanıdık gelebilir...
  Bence ayağı yere basan bir temele sahip, hikayesi zaman zaman mantık boşlukları içerse de sağlam, oyunculukları ise idare eder seviyede güzel bir filmle karşı karşıyayız... Ilerde çizgi roman sinema ilişkisine dair konuşulduğunda hatırlanacak bir film olduğunu düşünüyorum. Altın madalyoncular ise genelde sevecektir zannımca...