Mrtekin'den sinema dedikoduları

Başlatan Mrtekin, 24 Haziran, 2015, 12:17:20

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Mrtekin

Aynen, şu andan geriye bir dönüp bakınca, 2013 yılında, GdT imzalı bir JLD, solo Superman filminden (ki bence kötü bir film değil) çok daha başarılı olabilir, bu başarı DC'ye daha farklı bir bakış açısı sunabilirdi.

Ama, DC'ye esas ölüm vuruşu, 2014 yılında, CA-Winter Soldier ve Galaksinin Koruyucuları filmleri ile geldi. Bu filmler, Marvel'a çok ciddi bir ivme ve fon sağladı, çıta sırf bu filmler ile bile öyle bir yükseğe konuldu ki, DC'nin bundan böyle Marvel'a yaklaşabilmesi çok zor gibi görünüyor.
They drew first blood...

Mrtekin

2019 filmlerine kısa bir bakış;

https://editorial.rottentomatoes.com/article/most-anticipated-2019-movies/#

Bunlardan; kesin gitmeye çalışacağım filmler;

1- Glass,
2-Dumbo,
3- Shazam,
4- Av-Endgame;
5-Hellboy;
6- John Wick 3,
7-Ad Astra,
8- Godzilla,
9- Once Upon A Time in Hollywood;
10- Spider Man-2
11- Top Gun-2
12-Oyuncak Hikayesi 4,
13- It-2,
14- Gemini Men,
15-Joker,
16- Addams Family,
17-Hercule Poirot-Nilde Ölüm.
18- He-Man?.
19- Lion King,
20- Alita,
21- Robin Hood,
22- Creed 2.

Captan Marvel, çok ilgimi çekmiyor. Yorumlara göre karar vereceğim.

Disney, SW'yi piç ettiğinden beridir, artık SW filmleri de hiç ilgimi çekmiyor. Ha, gider miyim giderim ama seyrederken duyduğum acı ve ızdırap artık dayanılmaz boyutlarda.

Türk filmlerinden ise şimdilik listemde;

1- Organize İşler-2,
2- Çiçero,
3- Cem Yılmaz'dan 2 adet film.(Karakomik Filmler) var.
They drew first blood...

Mrtekin

Yerli yapımcılarımız ile Güney Kore menşeli Cinemaximum işletmecisi Mars Grup arasında tarihte ilk kez ciddi restleşmeler yaşanıyor. Eğer ihtilaf konusu mevzu üzerinde anlaşma sağlanamaz ise; yerli yapımlarımız vizyona girmeyecek ya da vizyon tarihleri ciddi bir şekilde ertelenecek (ki ben şahsen Oİ2-SS'nin vizyon tarihinin ertelenmesine üzüldüm.) Hayırlısı dileyelim.

Detaylar için aşağıdaki makaleye buyrun;

http://m.hurriyet.com.tr/yazarlar/cengiz-semercioglu/sinemada-sok-gelisme-yilmaz-cem-sahan-mahsun-filmleri-vizyona-girmeyebilir-41064470

Aşağıdaki haber de Mars cephesinden;
https://m.haberturk.com/mars-cinema-group-geri-adim-atmayacagini-acikladi-baska-yapimcilarin-filmleri-de-var-2274415
They drew first blood...


kedidiro

Alıntı yapılan: Mrtekin - 30 Aralık, 2018, 18:10:54
In Memoriam 2018;

https://m.imdb.com/list/ls047768999/videoplayer/vi3644242457?pf_rd_m=A2FGELUUNOQJNL&pf_rd_p=32a647e0-5c7a-41ea-96ca-eb8ded4e8260&pf_rd_r=FJRZP4P0FRFP606DG00F&pf_rd_s=center-2&pf_rd_t=15061&pf_rd_i=homepage&ref_=m_hm_bo18_inmem_hd

Resmen pastanın büyük dilimini hangi kodaman yiyecek kavgası... Genç sinemacılara, derdi olan filmlere, yurt dışında ödüller toplayan değerli filmlere hiç bir şartta hayat hakkı tanımayan bir sistem. Yakından bir örnek vereyim. Manisa'da iki avm'de toplam 12 sinema salonu var. Şahangiller istiyor ki bu salonların 10 tanesinde kendi fimleri olsun ve satılan her bilet onlara kazanç yazsın. İşletmecinin de 10 salonda cem yılmaz oynamasından yana şikayeti yok. Ama o daha çok mısır satma adına bazı biletleri promosyon olarak vermek istiyor... Sıkıntı burada. Yoksa kimsenin türk sineması umurunda değil...

alan ford

Alıntı yapılan: kedidiro - 30 Aralık, 2018, 18:44:24
Resmen pastanın büyük dilimini hangi kodaman yiyecek kavgası... Genç sinemacılara, derdi olan filmlere, yurt dışında ödüller toplayan değerli filmlere hiç bir şartta hayat hakkı tanımayan bir sistem. Yakından bir örnek vereyim. Manisa'da iki avm'de toplam 12 sinema salonu var. Şahangiller istiyor ki bu salonların 10 tanesinde kendi fimleri olsun ve satılan her bilet onlara kazanç yazsın. İşletmecinin de 10 salonda cem yılmaz oynamasından yana şikayeti yok. Ama o daha çok mısır satma adına bazı biletleri promosyon olarak vermek istiyor... Sıkıntı burada. Yoksa kimsenin türk sineması umurunda değil...
Filler ve çimenleri tekrar seyredelim o zaman abi :)
kaçmayı denemek bir tutsağın görevidir

ZGeralt

Alıntı yapılan: kedidiro - 30 Aralık, 2018, 18:44:24
Resmen pastanın büyük dilimini hangi kodaman yiyecek kavgası... Genç sinemacılara, derdi olan filmlere, yurt dışında ödüller toplayan değerli filmlere hiç bir şartta hayat hakkı tanımayan bir sistem. Yakından bir örnek vereyim. Manisa'da iki avm'de toplam 12 sinema salonu var. Şahangiller istiyor ki bu salonların 10 tanesinde kendi fimleri olsun ve satılan her bilet onlara kazanç yazsın. İşletmecinin de 10 salonda cem yılmaz oynamasından yana şikayeti yok. Ama o daha çok mısır satma adına bazı biletleri promosyon olarak vermek istiyor... Sıkıntı burada. Yoksa kimsenin türk sineması umurunda değil...

Şimdi söyleyeceklerim şahsınıza özel bir eleştiri değil, bir çok yerde bu yakınmaları görüyorum ve açıkçası biraz anlamakta güçlük çekiyorum.

Sinema, sanat dalları arasında en "endüstri" olarak var olanı, bunun temel nedeni ise , her ne kadar "yönetmen sanatı" olarak ifade etsek de aslında birçok işkolunun ortak çalışması sonucunda ortaya çıkabilen bir eser.
Kamera, ses, ışık, efekt, kostüm, makyaj, çevre düzenlemesi veya stüdyo, müzik, renklendirme , kurgu, oyuncu, senaryo, asistanlar; ekibin ulaşımı, konaklaması, yemeği; afiş, reklam, fragman, altyazı veya dublaj dolayısı ile çeviri...

Bütün bunlar para ile sağlanabilecek şeyler, en sade, en iddiasız filmler bile ciddi maliyet gerektiriyor. Bir röportajında Tolga Karaçelik "Sarmaşık" filmini 750 bin TL'ye çektiğini (onu da bir sürü çaba sonucunda) ifade etmişti. En sevdiğim yerli yapımlardan biri olan bu film, izlemeyenler için söylüyorum, bir gemi içinde geçiyor. Patlama, kovalamaca vs. sahneleri yok, çok kısa bir sahne dışında özel efekt kullanımı falan yok ve "yıldız" diyebileceğimiz hiçbir oyuncu yok.
Mars Grup'un basına yansıyan açıklamasında " yapımcılar bilet payının 12.5 TL'ye çıkarılmasını istiyor, bu durumda en ucuz bilet fiyatı 30 TL olacak" şeklinde bir açıklaması var. https://tr.sputniknews.com/kultur/201812281036844861-mars-cinema-group-yapimci-bilet/

Buradan kabaca bir hesap yapalım, ortalama bilet fiyatı şu an 20 TL civarı. Bu hesapla yapımcılara 8.3 TL kalıyor, "Sarmaşık" filminin maliyeti karşılamak için 90.300 bilet satması lazım. Box Office Türkiye sitesine göre 26.300 bilet satılmış. Elbette DVD satışları, TV gösterimi satışları var ancak gişede talep görmeyen bir filmin bu satışlardan elde edeceği gelirde sınırlı olacaktır. Ve elbette yukarıda verdiğim rakamlar internette bulunan bilgilere göre hesaplandı, bir kesinlik içermiyor, fikir vermesi açısından yazdım.

Şimdi karşımızda kocaman bir soru çıkıyor, bu filmleri kim finanse ediyor ? Yapımcı firmalar, devlet (kültür bakanlıkları), vakıflar (yarışmalar vs.) ...
Devletin ödenek ayıracağı filmler her zaman tartışma konusudur, vakıf ve benzeri oluşumların ise imkanları sınırlı ve çoğu zaman kendi ideolojisi doğrultusunda yapıyor tercihlerini. Dolayısı ile film finansmanı çok büyük ölçüde yapımcı şirketlerin yaptığı bir iş. Yani yapımcı şirket olmadan film çekmek imkanı çok ama çok kısıtlı. Sinema henüz doğum aşamasında ticaret ile sıkı sıkıya ilişkili.

Buradan "sanatın finansmanını kim sağlıyor" sorusu çıkıyor ortaya.  Tarihe baktığımızda önce Kilise, Kraliyet ve aristokrasiyi görüyoruz. Yani sanatın alıcısı "iktidar". Fransız Devrimi ve Sanayi Devrimi ile ilerleyen süreçte "burjuvazi" sanatın ana alıcısına dönüşüyor. Yani iktidar el değiştirirken sanatın alıcısı da değişiyor. Dolayısı ile iktidar ve sanat arasında yadsınamaz bir bağlantı var. Dünyanın geçirdiği değişimle birlikte bu sefer iki kutuplu bir anlayış ortaya çıkıyor . Üretim araçlarının mülkiyetinin kamulaştırılması ile Sovyet deneyimi, sanatın finansmanını kamu mülkiyeti ile karşılıyor. Diğer kutup ise bugün yaşamaya devam eden özel mülkiyeti esas alan Kapitalizm oluyor ve "şirketler" vasıtası ile sanat finanse ediliyor.

Sanatın alıcısı büyük kitleler kısaca halk olmaya başlıyor. Çünkü kapitalizm içerisinde dahi ( burada sol etkisi yadsınamaz ama başka bir tartışma konusu olduğu için değinmeyeceğim) halkın alım gücü yükseliyor. İnsanlar 8 saat çalışma hakkına, izin hakkına, emeklilik hakkına vs. kavuşuyor. Dolayısı ile kaynaklarını temel ihtiyaçların dışına aktarabiliyorlar.

Şirketlere  dönelim, doğaları gereği kar etmek için kurulurlar ve belirleyici etki finanse ettikleri sanattan kar etmektir. Önceden kilise veya burjuvazinin kar beklentisi yoktur, onlar iktidarlarını perçinleyici araçlar olarak kullanırlar. Devletler ise ideolojilerine uygun filmleri finanse ederler. Elbette bazen bütün bunlardan bağımsız işler çıkaran sanatçılar çıkar, ancak finansman sorunu nedeniyle bunun bir süreklilik arz etmesi imkansızdır. ( Edebiyatı bu bağlamda ayrı değerlendirmek gerekecektir, çünkü edebiyat sanatın en bağımsız olmaya müsait alanıdır, bir yazarın tek ihtiyacı biraz kağıt ve kalemdir çünkü)

Halk sanatın alıcı olmaya başladıktan sonraki süreç bizi bugünlere getiriyor. Halk  "ortalama-vasat "demektir, en zekisi ve entelektüelinden en aptal ve cahiline kadar hepsini kapsar. Pazar "halk" olunca "vasatın egemenliği" dönemine girmiş bulunuyoruz.

Çok uzattım ancak başka türlü açıklamak pek mümkün değil, sinemaya geri dönelim, vasatın egemenliğine en fazla tabii olan sanat ise sinema oluyor. Çünkü finansmanı en zor, en pahalı üretim sinema. Dolayısı ile "sinemaya ihanet" , "sinema sanatına önem verilmemesi" gibi ifadeler, iyi niyetli ancak gerçeklikle bağdaşmayan ve romantik yaklaşımlar oluyor. Çünkü eleştirdiğiniz şey ya kar etme odaklı bir şirket üretimi, ya da devlet süzgecinden geçebilmiş , sınırları - çoğu zaman- belirlenmiş yapımlar;  arada başkaca işlerden para kazanıp, kendi istediğini yapan sanatçılar çıkıyor, bunlar süreçte istisnai durumları oluşturuyorlar sadece.

Kaldı ki ne endüstriyel anlamda bir büyüklük oluşturabilmiş, ne de sanatsal içerik veya biçim olarak özgün veya Dünya'da yeri olan bir ekol oluşturabilmiş "Türk Sinemasında" , kaybetmekten korkulacak herhangi bir değer olmadığını düşünüyorum. Yani örneğin İtalyan sineması gibi üretimler yapıyorduk da bir anda Recep İvedik'lere mi düştük.

Güncel tartışmaya dönersek, yine internette yer alan haberlere bakarak, söz konusu  şirketin bazı şubelerinde zorunlu mısır satıldığı, mısır-kola vs. kampanyaları ile  de bilet fiyatlarının şişirildiği görülüyor. Eser sahipleri ise ; kendi üretimleri üzerinden , mısır gibi  neredeyse film çekmenin yanında sıfır maliyet sayılabilecek bir başka ticari mal kullanarak fazladan gelir elde edildiğini ifade ediyor, ve bence  haklı olarak bu duruma itiraz ediliyor. Bilet ile mısır-kola vb. ya ayrı satılmalı ya da bu promosyonların üst fiyat sınırları olmalı diye düşünüyorum. Çünkü üretimi yapan, riske giren ve eser sahibi yapımcılardır. Sinema salonları o filmler olmasa anlamları olmayacak yerler, yapımcılar gerek streaming servislere, gerek TV ve DVD ile yine sinema yapabilir. Ürünün sahibinin ürün üzerinde söz sahibi olmaması kabul edilebilir bir durum değil.

Sevgiler, saygılar.


kedidiro

 Son derece doyurucu ve bilgilendirici bir yazı. teşekkürler. Ancak hala asıl sorunun tepedeki kayıkçı kavgası olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Yine yaşadığım yerden ve verdiğiniz örnek olan sarmaşık filminden yürüyeyim. Filmin gişe getirisinin çok düşük olduğunu söylüyorsunuz ki bu doğru. Ayrıldığımız nokta ise şu; siz bunun sebebi olarak vasata hitap etmediğini, genel halk beğenisinin dışında kaldığını söylüyorsunuz ben ise en az bunun kadar geçerli bir sebep olarak gösterime girecek salon bulamamasını görüyorum. Vizyon döneminde acaba hangi youtube fenomeninin filminin işgali altındaydı salonlar, kaç salonda gösterime girebildi de o seyirciyi topladı? Taşrada vizyona bile girmediğine eminim. Geçen mesajımda bahsettiğim 12 salonun on tanesi düğün dernek, recep ivedik, enes batur vs. filmleri diğer ikisi de animasyon ve acaip isimli korku filmlerince işgal edilmemiş olsaydı şehrin iki avm'si dışında zaman geçirecek yeri olmadığından sinema salonlarını dolduran kitleden veya benim gibi şehrinde daha nitelikli filmler görmek isteyen bir avuç insandan bu filme gidecek birileri çıkardı mutlaka... Selam saygı bizden...

ZGeralt

Alıntı yapılan: kedidiro - 31 Aralık, 2018, 13:09:54
Son derece doyurucu ve bilgilendirici bir yazı. teşekkürler. Ancak hala asıl sorunun tepedeki kayıkçı kavgası olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Yine yaşadığım yerden ve verdiğiniz örnek olan sarmaşık filminden yürüyeyim. Filmin gişe getirisinin çok düşük olduğunu söylüyorsunuz ki bu doğru. Ayrıldığımız nokta ise şu; siz bunun sebebi olarak vasata hitap etmediğini, genel halk beğenisinin dışında kaldığını söylüyorsunuz ben ise en az bunun kadar geçerli bir sebep olarak gösterime girecek salon bulamamasını görüyorum. Vizyon döneminde acaba hangi youtube fenomeninin filminin işgali altındaydı salonlar, kaç salonda gösterime girebildi de o seyirciyi topladı? Taşrada vizyona bile girmediğine eminim. Geçen mesajımda bahsettiğim 12 salonun on tanesi düğün dernek, recep ivedik, enes batur vs. filmleri diğer ikisi de animasyon ve acaip isimli korku filmlerince işgal edilmemiş olsaydı şehrin iki avm'si dışında zaman geçirecek yeri olmadığından sinema salonlarını dolduran kitleden veya benim gibi şehrinde daha nitelikli filmler görmek isteyen bir avuç insandan bu filme gidecek birileri çıkardı mutlaka... Selam saygı bizden...

Anlaşamadığımız nokta sizin sonucu "neden" olarak yorumlamanız bence. Yine aynı film üzerinden gidelim, yine Box Office Türkiye sitesinin verileri üzerinden bir hesap yaptım. Sarmaşık filmi 4-31 Aralık 2015 tarihi arasında Türkiye'de toplam 15 salonda gösterimde kalmış. (Daha sonra salon sayısı çok düşüyor o yüzden hesaplama da dikkate almıyorum ) Bu tarihler arası izleyici toplamı 21.682 kişi olarak kaydedilmiş.
Türkiye'de ortalama salon kapasitelerini 130 olarak ele aldım.(İnternette ki araştırmalarımda aşağı yukarı bu çıktı). Günde 4 seans olduğunu var sayalım.

130 kişi x günde 4 seans x 15 salon x 28 gün = 218.400 kişilik kapasitede gösterilmiş. Gerçekleşen 21.682 kişi. Hadi günde iki seans gösterildiğini düşünelim. 114.200 kişilik kapasite. %19 doluluk oranı ile izlenmiş. Yani gösterildiği yerlerde salonun 5'te 1'ini dolduramamış film ve siz daha çok salonda oynatılmasını talep ediyorsunuz, açıkça zarar et demek bu. Bunu hangi firma yapar, neden yapsın ? 

Dolayısı ile "daha nitelikli işler" izlemek isteyen sizin de ifade ettiğiniz gibi " bir avuç insan".  Sinema salonları Tolga Karaçelik filmlerinin kapalı gişe oynayacak ve salon açmayacaklar, bu hayatın genel akışına ters bir durum. Sonuçta Mars Grup veya başka bir salon, tek dertleri kar maksimizasyonu, bunu hangi filmler sağlıyorsa, ona yer açacaklar.
Vasatın egemenliğinin sonucu budur, elbette ben de Cumali Ceber gibi çirkinlik abidesi işler yerine daha nitelikli işler,hiç yoksa ortalama Hollywood işlerini görmek isterim.
Biz burada azınlığınız sayın kedidiro, bu kadar ticari bir alanda elbette bizim isteklerimiz geri planda olacak, arada hem nitelikli hem de ticari başarı yakalayabilmiş filmler görünce sevineceğiz.
He, konudan bağımsız olarak, mümkün mertebe sinema salonlarına gitmiyorum, çünkü fiyatı ve filmlerin kalitesini geçtim, sinema izleme kültürü olmayan, kocaman ve kaba bir kalabalık sinirlerimi bozuyor. Gerçek bu.

Mrtekin

Değişik bir bakış açısı ile; 2018'in en çok kar eden filmleri için buyrun;

https://m.imdb.com/list/ls022217945/

Listede lütfen "Halloween"'in (ki Haluk Bilginer'de kadroda) bütçesine oranla getirdiği paraya (The Measured Circle Award: Quintuple Gold) bakar mısınız?
They drew first blood...

kedidiro

Alıntı yapılan: ZGeralt - 31 Aralık, 2018, 13:56:54
Anlaşamadığımız nokta sizin sonucu "neden" olarak yorumlamanız bence. Yine aynı film üzerinden gidelim, yine Box Office Türkiye sitesinin verileri üzerinden bir hesap yaptım. Sarmaşık filmi 4-31 Aralık 2015 tarihi arasında Türkiye'de toplam 15 salonda gösterimde kalmış. (Daha sonra salon sayısı çok düşüyor o yüzden hesaplama da dikkate almıyorum ) Bu tarihler arası izleyici toplamı 21.682 kişi olarak kaydedilmiş.
Türkiye'de ortalama salon kapasitelerini 130 olarak ele aldım.(İnternette ki araştırmalarımda aşağı yukarı bu çıktı). Günde 4 seans olduğunu var sayalım.

130 kişi x günde 4 seans x 15 salon x 28 gün = 218.400 kişilik kapasitede gösterilmiş. Gerçekleşen 21.682 kişi. Hadi günde iki seans gösterildiğini düşünelim. 114.200 kişilik kapasite. %19 doluluk oranı ile izlenmiş. Yani gösterildiği yerlerde salonun 5'te 1'ini dolduramamış film ve siz daha çok salonda oynatılmasını talep ediyorsunuz, açıkça zarar et demek bu. Bunu hangi firma yapar, neden yapsın ? 

Dolayısı ile "daha nitelikli işler" izlemek isteyen sizin de ifade ettiğiniz gibi " bir avuç insan".  Sinema salonları Tolga Karaçelik filmlerinin kapalı gişe oynayacak ve salon açmayacaklar, bu hayatın genel akışına ters bir durum. Sonuçta Mars Grup veya başka bir salon, tek dertleri kar maksimizasyonu, bunu hangi filmler sağlıyorsa, ona yer açacaklar.
Vasatın egemenliğinin sonucu budur, elbette ben de Cumali Ceber gibi çirkinlik abidesi işler yerine daha nitelikli işler,hiç yoksa ortalama Hollywood işlerini görmek isterim.
Biz burada azınlığınız sayın kedidiro, bu kadar ticari bir alanda elbette bizim isteklerimiz geri planda olacak, arada hem nitelikli hem de ticari başarı yakalayabilmiş filmler görünce sevineceğiz.
He, konudan bağımsız olarak, mümkün mertebe sinema salonlarına gitmiyorum, çünkü fiyatı ve filmlerin kalitesini geçtim, sinema izleme kültürü olmayan, kocaman ve kaba bir kalabalık sinirlerimi bozuyor. Gerçek bu.

Konuya dair kafa açıcı bir belgesel. Kapalı gişe... 720pizle.com... Bilin bakalım sinemacıların dertlerinin konuşulduğu bu belgeselde hangi sinemacılarımızın konuştuğunu hiç görmüyoruz? Hasılı yerden göğe haklı olabilirsiniz ama benim itirazım şu an ağzını açıp gözünü yuman cem yılmaz şahangillerin veya mars sinema grubu yöneticilerinin hiç birinin derdi sinema sanat vs. değil. Etsinler kavgalarını ama bu rant paylaşımına kılıf uydurmaya da çalışmasınlar. Aklımıza hakaret etmesinler. Buyurun odtü sinema toplululuğu cem yılmaz'a açık davette bulundu. Salonlara sokmadığınız filminiz için amfilerimiz açık, gelen öğrencilerle birlikte izleyin diyorlar. Karşı hamleyi görücez...

ZGeralt

@kedidiro :

Olayın tamamen ticari bir anlaşmazlık olduğunu zaten yukarıda altını çize çize yazdım, size katılıyorum bu hususta. Benim parmak bastığım noktalardan biri zaten sinemanın "ticari" bir olgu olduğu. Bu tartışma özelinde yapımcıları haklı buluyorum, yoksa içinde bulunduğumuz durumu kutsuyor değilim, ama gerçekler bunlar.

@Mrtekin :

Korku filmleri  görece düşük bütçelerle çekilebiliyor ama bu film gerçekten yapımcısını zengin etmiş :)

Bu arada Hollywood'da da büyük film şirketleri dışında kalan (big six dışındakiler) filmlerin salon bulamama veya yeterince bulamama sorunları var. Bu gibi filmleri desteklemek için Sundance gibi festivaller düzenleniyor mesela.

Oscar başta olmak üzere bütün ödüller ve festivaller eleştirilebilir ama hiçbirinde durum bizdeki kadar vahim ve komik değildir. Ödül işini bile beceremiyoruz, siyasetin nüfuz etmesini iliklerimize kadar hissediyoruz.

Günün sonunda ülkenin içinde bulunduğu ekonomik ve siyasi koşulları göz önüne alınca sinema da dert mi diyen çıkabilir, haklıdır da. Nihayetinde bir toplumun bir çok meselesi aksıyorsa, kültür-sanatın bundan etkilenmemesi mümkün değil.

Mrtekin

They drew first blood...

Mrtekin

Nolan'dan hala yeni projesi ile ilgili bir haber alamadık. En son Bond25 projesi ile gündeme gelmişti ama o iş olmadı (Yani başkasına verildi.) diye hatırlıyorum.

Merakla bekliyoruz.
They drew first blood...

Mrtekin

Ridley Scott'un yönettiği "The Journey" isimli THY reklamı ;D

https://m.youtube.com/watch?v=C5CbPzfzhnw
They drew first blood...