Akbulut Kaan (Nejat Erhan)

Başlatan Gabby, 29 Ağustos, 2023, 14:28:04

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Gabby



Tarihi ya da "kılıçlı kahramanlar" olarak da adlandırılan çizgi roman furyasında, Ceylan Yayınları "Yeni Bir Neşriyat Hizmeti" başlıklı yukarıdaki bilgilendirme reklamının satır aralarında okur baskısından falan dem vursa da, öncesinde Kaan ve ardından çıkan Karaoğlan'ın gördüğü ilgi üzerine Haziran 1964 ayında emsallerine rakip olarak çıkardığı bir dergi Akbulut Kaan...

Keskin olmayan ipeksi geçişli ve pastel tonlu görsellerini her gördüğümde bende nedense hep kuru resim kalemiyle yapılmış algısı oluşturan  Samim Utkun Usta sanırım altmışlı sayılara kadar serinin kapaklarını resimlemiş...




Akbulut Kaan'ın çizeri Nejat Erhan 25.sayıdan sonra yerini devam çizerleri Yücel Köksal ve Metin Ünlüaykaç'a  bırakmış, 55. sayıdan itibaren de seri ilginç bir şekilde yine Akbulut Kaan adı altında ama  İsmet Kırdar'ın resimlediği Oğuz Han isimli yeni bir kahramanla bir süre daha yayın hayatına devam etmiş...

Uzun zamandır aklımda olan ama ancak denk gelen bu başlığı iki nedenden dolayı açtım; İlki Nejat Erhan hakkında sağlıklı bir bilgiye ulaşamamdan kaynaklı. Yazımın girişinde söz ettiğim reklam içeriğinde, dönem yayıncısının  serinin çizerini  "Avrupa'nın en usta Resimli Romancılarından Ressam Nejat Erhan" olarak lanse etmesine çok da takılmadım; sonuçta dönemin çizgi romana bakışıyla yayıncıların belli bir yaş kesimine ürün pazarlıyoruz rahatlığı birleşince ortaya reklamın kötüsü olmaz dedirten bir naiflik çıkmış... eh serde biraz akrabalık da var, bilemedim :) ...

Ama en azından devamında "Kauka'nın Türk Baş Ressamı" lafından açıkçası bi' kaç bilgi kırıntısı karşıma çıkar diye ummuştum, heyhat!  Evet, Alman  Walt Disney de denilen Rolf Kauka'nın  50'li yıllarda kurduğu KAUKA Verlag için  60'lı yıllarda birçok Avrupa ülkesinden gelip çalışanlar arasında Mehmet Gülergün, Öktemer Köksal adlarına, hatta KAUKA'nın dönem gençlik dergisi Lupo Modern'de uzun süre yayınlanan  Mickey Mouse-Donald Duck alternatifi  Fix und Foxi adlı ikiz tilkilerin maceralarında  Demirer mahlaslı bir başka çizer adına da ulaşmak mümkün ama Nejat Erhan diye birini ara ki bulasın...

Son tahlilde elimde Levent Cantek'in "Türkiye'de Çizgi Roman" kitabında, altmışlı yıllarda İsveç'e giden ve orada uzun yıllar üzerinde çalıştığı Fantomen serisiyle iz bırakan Özcan Eralp ile yapılan söyleşiden başka bilgi yok... Bu konuda elinde farklı bilgisi olan arkadaş varsa ve paylaşabilirse şimdiden teşekkür ederim.

Özcan Eralp şöyle anlatıyor: "Erdoğan Egeli Tommiks'ten zengin oldu, matbaa falan kurdu. Nejat Erhan ben de bu işi yapıcam diyerek Egeli'yi tehdit etti mi bilmiyorum. Egeli balon yazıları işini ona verdi.  Bu da büro tuttu. Balonları ben yazıyorum. Ama ben de çıkartayım istiyor; düşündü, taşındı "Tom İks" diye benzer bir şey çıkarttı. O da tuttu, sattı (gülerek). O da matbaa kurdu, ama playboy olduğu için sonradan batırdı."


***



Don (Donald Southam) Lawrence (Londra, 1928-2003)


Başlığı açmamın ikinci nedeni de, daha önce herhangi bir yerde sözü edilmeyen Nejat Erhan dönemi Akbulut Kaan çizgilerinin neredeyse tamamını oluşturan orijinal ana kaynağını örnekleyerek "kılıçlı kahramanlar" geçmişimize dair bu durum tesbitiyle ilgili bir dip not düşmek idi...

British comics  ya da kısa adıyla  UK comics'in tartışmasız ustalarından biridir Don Lawrence... Forumda daha önce "Diğer Avrupa Çizgi Romanları" bölümünde yunusmeyra'nın  "Storm (Kaptan Erok) Basılsa Kimler Okur" başlığında  Usta'nın geniş bir tanıtımı yer aldığından burada sadece adını anmak ve Akbulut Kaan'ın görsel altyapısını aldığı eserlerine değinmekle yetineceğim...

Olac the Gladiator (Gladyatör Olak), 1957-1969 arasında Tiger dergisinde yayınlanan bir seri, 1961-1968 arasında boy gösteren  Karl the Viking (Viking Karl) ise Don Lawrence'in çıkış yakaladığı ve kendisine ün kazandırdığı seridir.



***


AKBULUT KAAN
vs
KARL THE VIKING - OLAC THE GLADIATOR






















"KIZARTMA mı? HAŞLAMA mı?"




altay1944

İnanır mısınız yıllarca bu eserin özgün bir eser olduğunu düşünürdüm ne kadar yanılmışım. Hep merak ederim ama bu esinlenme  yalnızca bizim ressamlara mı özgü? Bu arada tarihe geçecek bir araştırma olmuş.
Yarabbi bildir de
ben beni bileyim. Beni bilen ben ile kendime geleyim. Benim bensizliğim
ile ben seni bileyim. Seni bilmeyen beni ben neyleyeyim...


Hz. Mevlânâ

gargaris

Alıntı yapılan: altay1944 - 29 Ağustos, 2023, 16:50:34İnanır mısnız yıllarca bu eserin özgün bir eser olduğunu düşünürdüm ne kadar yanılmışım.Hep merak ederim ama bu esinlenme  yalnızca bizim ressamlara mı özgü?Bu arada tarihe geçecek bir araştırma olmuş.

Hocam bu esinlenmenin ötesinde bildiğin bire bir kopya...
Gabby dosta bilgi için teşekkürler...

hanac

Bir benzerlik var gibi  ;D

Gabby dostumuza bu mükemmel çalışma için çok teşekkürler. Emeğine sağlık.

Storm'dan bahsedilmiş, bkz.

http://altinmadalyon.com/altin/index.php?topic=8596.0

Yunusmeyra'nın başlattığı Gabby dostumuzun da katkıda bulunduğu

TÜRK ÇİZERLERİMİZİN ÇİZGİ ROMANLARINDA ESİNLENME ÖRNEKLERİ için bkz.

http://altinmadalyon.com/altin/index.php?topic=7290.0

kharon

harika bir calisma olmus Gabby, cok tesekkurler.

Don Lawrance demisken Trigan Empire serisi gibi , Karl the Viking isleri de toparlandi ve Rebellion Publishing tarafindan tekrar basilmaya basladi toplu albumler olarak. Bir de Storm basabilse birileri  ::)

Samim Utkun ustanin kapaklarina bayilirdim,  Aslan Sukur kapaklarina gore daha cocuksu daha naif -sicak gelirdi o yillarda. Bir ara Turkiye Cocuk sayfalarinda kalan tek panellik illustrasyonlarini toparlamaya calismistim ama ancak bir avuc secip biraraya getirmistim :

http://paneller.blogspot.com/2018/05/samim-utkun-turkiye-cocuk.html


Gabby

kharon, bir araya getirdiğin Samim Utkun örneklerini incelerken ve giriş yazında belirttiğin "illustrasyon maalesef basın tarihinin pek dokunulmamis konularindan" sözünü okurken aklıma geldi; tamam Akbulut Kaan vakasında hazır çizgileri bi'yerlerden klonlamışsanız herhalde kaynak belirtecek haliniz yok, anlaşılabilir bir durum ama aşağıdaki eşleşme ve benzerlerini yıllar önce ilk gördüğümde kafam fena halde karışıyordu. Yabancı bir yazarın hikayesini adını vererek derginizde yayınlıyorsunuz, ama iş görsele gelince hem de zaten hazırı da varken herhangi bir ticari ressama (bu örnekte Samim Utkun) sıfırdan niye tekrar çizdiriyorsunuz...  Matbaacı falan değilim çok da iddialı konuşmayayım ama dönemin teknik yetersizlikleri yüzünden orijinal görseli  kullanmanın işin maliyetini astarı yüzünden pahalı bir duruma getirmesinden başka bir nedeni olamaz herhalde diye düşünüyorum.



TKnKT

    Mazimizdeki aşırmacılık malum, savunulacak pek bir yanı yok. Şu an belki de en absürt teoriyi ortaya atacağım ama -belki akıllarının ucundan dahi geçmemiştir- vurgulanan kitap başlığı ile paralel şekilde kadın bedeninde sıkça ön plana çıkartılan bacak uzvunun belirgin kullanımı istenmiş ve görsel yeniden ölçeklendirilerek çizilmiş diyebilir miyiz?
"The man who opens topics faster than his shadow"

Rossi

Akbulut Kaan koleksiyoncularin en çok para döktüğü serilerden. Bir zamanlar neredeyse servet oduyorlardı.
Bu kadar kopya olduğunu bilmiyordum.

kharon

bu gorsel ve asirma bi harikaymis  :D

Alıntı yapılan: Gabby - 31 Ağustos, 2023, 18:16:53kharon, bir araya getirdiğin Samim Utkun örneklerini incelerken ve giriş yazında belirttiğin "illustrasyon maalesef basın tarihinin pek dokunulmamis konularindan" sözünü okurken aklıma geldi; tamam Akbulut Kaan vakasında hazır çizgileri bi'yerlerden klonlamışsanız herhalde kaynak belirtecek haliniz yok, anlaşılabilir bir durum ama aşağıdaki eşleşme ve benzerlerinde yıllar önce ilk gördüğümde kafam karışıyordu. Yabancı bir yazarın hikayesini adını vererek derginizde yayınlıyorsunuz, ama iş görsele gelince hem de hazırı zaten varken herhangi bir ticari ressama (bu örnekte Samim Utkun) sıfırdan tekrar çizdiriyorsunuz...  Matbaacı falan değilim çok da iddialı konuşmayayım ama bunun nedeni dönemin teknik yetersizliklerinin matbaaya hazırlama aşamasında orijinali kullanmanın işin maliyetini astarı yüzünden pahalı bir duruma getirmesinden başka bir nedeni olamaz diye düşünüyorum.




ferzan

    İkinci seri haftalık Karaoğlan dergisinin 1 Temmuz 1964 tarihli 22. sayısında Suat Yalaz'ın sohbet sayfasında şöyle bir detaya denk geldim Akbulut Kaan konusuyla ilgili;

   




   

    Bir sonraki haftanın, yani 8 Temmuz 1964 tarihli 23. sayının "Biz Bize" sohbet sayfasında da konuya dair bazı gelişmeleri ve güncellemeleri paylaşmış Yalaz.

   

   

    Sonraki sayılarda Yalaz, bir daha bahsini açmıyor ama bu iki sayıda okurlarıyla paylaştığı detaylara bakarsak, Yalaz'ın kibir ve egosunu dahi aradan çıkardığımızda (ki ilk sayıda yazısını son derece kibar ve olgun bir şekilde noktalamış eski tanışıklıklarına binaen) ortada cidden büyük bir aymazlık ve hem suçlu hem güçlü olma durumu kalıyor.
Bağnaz okur, memnuniyetsiz beşer, işkilli büzük, sıfır tolerans iksmen, taş kalpli ahkam efendi...

https://ucuztefrika.blogspot.com

Gabby

Teşekkürler ferzan...

Suat Yalaz ustamız nur içinde yatsın, daha önce okumadığım bir söylemiyle ne zaman karşılaşsam beni hep şaşırtmıştır, bu da onlardan biri...  Karaoğlan'ın "Biz Bize" adlı okur köşesinde Akbulut Kaan'ın yayın hayatına başlamasını "yurdumuz, ulusumuz adına yüz kızartıcı, göz yaşartıcı bir olay" boyutuna taşıyarak gösterdiği tepki için ne yazsam bilemedim, kelimeler kifayetsiz kalıyor... 

İlkinde okuyucular Ceylan Yayınlarını  çuvallar dolusu mektupla, telefon üstüne telefonla,  yetmedi bizzat müracaatlarla kapısını aşındırarak tarihi bir çizgi roman yayınlatıyorlar; sonrasında da yine aynı okur kitlesi bu kez de Suat Yalaz'ı: "...bu davranışa, çizgi Kaan'ın yaratıcısı olan benim ne dediğim, nasıl karşıladığım okuyucularım tarafından pek merak konusu olmuş ki, beni mektupla, sözle soru yağmuruna tuttular..." dedirtecek kadar dayanılmaz bir baskı altına alarak cevap vermek zorunda bırakıyorlar; ne "mahalle baskısı" ama... :D

Yalaz'ın "başressam" vurgusuyla çizimlerini tiye aldığı ve  "Nejat'ın nasıl yoğurt yediğini bilmeniz için bu sayfaya örnek koyduk" dediği kareyle ilgili ben de Suat Yalaz gibi düşünüyorum. Akbulut Kaan'ın, her şeyiyle hazır bir kaynaktan klonlanma rahatlığına rağmen çizgi kalitesindeki özensizlik -özellikle de ilk birkaç macerada- gerçekten tahammül sınırlarını zorlayan cinsten.






Tabi ki burada asıl dikkatimi çeken ve sorulması gereken, İngiliz ve Avrupa çizgi roman piyasasını bilen, yurt dışında senelerce mesleğini sürdüren Suat Yalaz gibi duayen birinin, çizgilerinden senaryosuna kadar eleştirdiği, "sahte Kaan" dediği rakip derginin "UK Comics" ilintisine hiç değinmemesi. Fark etmemiş olması bence çok zayıf bir ihtimal  :) ...