Hamsiyi Beklerken - Marmara Çizgi (Emrah Ablak)

Başlatan ferzan, 07 Ağustos, 2016, 04:46:13

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

ferzan

    Haftalık mizah dergisi Uykusuz'un kadrosundan Ocak 2016'dan beri aylık tempoda çeşitli üretimlere yer veren Hortlak dergisi içerisinde ilk sayıdan itibaren ''devamı gelecek sayıda'' ibaresiyle tefrika edilen bir çizgi roman ''Hamsiyi Beklerken''...Bu ay çıkan 8. sayı itibariyle de finallendi ve geriye 54 sayfalık, hakkında konuşulası bir eser kaldı...

    Emrah Ablak'ı bilen bilir...Yıllardır dergilerde üreten, çizgilerinde kendine has bir deformasyonu ve sevimliliği bulunan, daha çok katikatürize çizgi ile varolmuş bir çizer...Çizgi öykülerinde de bu karikatürize çizgiyi kullansa da, ortaya çıkan üretimlere karikatür demek zor açıkçası...O formları hepten çarpıtılmış ve olabilecek en muzip deformasyonlarla okura sunulmuş çizgileri, çizgi öykü yaparken nedense başka bir havaya bürünür oldum olası gözümde...Attığı taramalardan mı, yoksa öykülerinin içine gizlediği belli belirsiz dramatizasyonlardan mı, bilemiyorum...Ama 1998 senesinde, L-Manyak'ta çizdiği ''Psiko'' serisinde de, 2000'li yıllarda Lombak'ta ürettiği ve halihazırda iki toplama albümde raflarda bulunabilen ve nispeten daha fazla karikatürize bir görünüme sahip olan ''Tübitak'' serisinde de, hatta 2012 gibi ürettiği daha ciddi bir çizgi roman kurgusuna sahip olan son Tübitak macerası ''Saklı Düşman'' albümünde de aynı şeyleri hissetmiştim...

    Hortlak dergisinin benim için şaşırtıcı yanı, bugüne dek frankofon boy (21cm x 29,5cm) ve her sayfada bol miktarda panel içeren kısa soluklu çizgi öyküler barındıran dergiler üretmiş bir ekibin, bu kez Amerikan comics ölçülerinde (17cm x 26cm) görücüye çıkmış olması oldu...Böylelikle senelerdir kendilerine ayrılan az ama büyük boy sayfalarda en az 15-20 panelde anlatılan hikaye formatının, bu kez ana akımda alışılagelen, sayfa başı maksimum 8-10 panel mantığına dönüşmesi aslında öteden beri fantezimdi...Comics formatında Şerafettin okumak, üstelik de devam eden uzun bir kurguda karakterin maceralarını takip etmek değişik bir his oldu...Burada en çok Emrah Ablak sayfaları dikkatimi çekti, zira Tübitak serisinde ayda 6 sayfa, her sayfada da 24 karelik şablonlar kullanan bir çizerden normal sayıda çizgi roman paneli kullandığı bir öykü görmek, rahatlatıcı bir etki yarattı...Tübitak serisinde yaptığı her sayfadaki panel sayısı, ortalama 6 adet fumetti ya da 4 adet comics sayfasında yer alan panel sayısına eş değerdi...Bu noktada aylık 6 sayfa ürettiği Tübitak, aslında dünya standartlarında 24 sayfalık bir akışa tekabül ediyordu...Hortlak sayesinde belki ilk kez bu denli astronomik panel sayısına ulaşmamış ve dünyadaki diğer çizgi romanlar kadar panel kullanmış oldu...

    ''Hamsiyi Beklerken'', Hortlak'taki çoğu çizgi öykü gibi kısa soluklu ve bir parça mizahi bir eser gibi göründü başlarda gözüme...Bir kere ismi bile çizgi roman ismi gibi değildi...Sanki altından başka birşey çıkacakmış gibiydi ama okumaya başladığım anda farklı birşeyle karşı karşıya olduğumu anladım...Emrah Ablak, mevcut çizgi deformasyonunu bozmadan, üzerine bir parça daha ışık-gölge katarak formlarda az daha realist ve dramatize bir üsluba kaydığı, ama 100 metreden de Emrah Ablak tarzının anlaşılacağı bir stilde bu hikayeyi aydan aya işledi...

    Hikayenin konusuna gelirsek ;

    Bora, 30'lu yaşlarda bir dalgıç-polistir...Herhangi bir kaza, batık ya da benzeri durumlarda göreve çağrılan, su altından ceset de dahil her türden adli kanıtı çıkartan, normal zamanlarda ruh gibi gezinen ve uzunca bir müddettir aynı kabuslarla uyanmaya alışmış tekinsiz biridir...Bilhassa cesetleri çıkarmadan evvel ceplerini boşaltır, etrafta değerli ve kanıt özelliği taşımayan birşey görürse kendine ayırmakta sakınca görmez...Sualtı, onu tüm gözlerden uzak tutan bir kısmet yeridir adeta...

    Yine beylik kabuslarından uyandığı bir geceyarısı sonrası, telsizden gelen çağrı göreve çıkar...Boğazda yoldan çıkarak denize uçmuş bir araç için keşif yapacak, araç çıkarılmadan evvel yer ve bilanço tespiti yapacaktır...Suya dalar, araç sürücüsünün cansız bedenindeki nakidi koynuna yerleştirdikten sonra yüzeye çıkmak üzereyken bir çanta dikkatini çeker...Daha sonra almak üzere çantayı bir kayalığın dibine sabitleyip, çekiciye yol göstermesi açısından her zamanki rutinini uygulamaya devam eder...

    Saatler sonra gün ağarır...Bora, Şahin marka aracında yarı çıplak kurulanıp simit-ayran yaparken, ekipler de sudan çıkarılan araba ve cesetle birlikte oradan ayrılır...Etrafta başka kimse kalmadığında emin olunca, hızlı ve tüpsüz bir dalış gerçekleştirerek aşağıda gizlediği çantayı kapıp eve doğru gazlar...

    Çantayı açtığında hayal kırıklığına uğrar...Giyimlik birkaç parça öte beriden, bir adres ve evrak dosyasından başka birşey yoktur ama dosyaya hızlıca göz gezdiren Bora, aynı gün öğlen saatlerinde bir buluşma ve 10.000TL ön ödeme notunu okuyunca hemen harekete geçmeye karar verir...Gizemli bir iş anlaşması yapılacaktır ve taraflar birbirini daha önce görmemişlerdir...Bora, polis kimliğini de bırakıp buluşma yeri olan Yenikapı Balık Hali'ndeki Yunus III isimli teknenin kaptanı ile görüşmek üzere evden ayrılır ve taa ODTÜ'ye kadar uzanacak birkaç aylık enteresan bir işe istemeden dahil olur...



















    Hamsi ne alaka diyeceksiniz, bu da hikayenin girişinde ve finalinde saklı...Genel itibariyle gerçekçi ve doğal bir öyküydü...Belli belirsiz ufak mantık hataları gelir gibi olsa da özünde beni tatmin etti...Bir Emrah Ablak klasiği olarak belgesel ve bilimsel detaylar yine ön plandaydı...Bora, çok derinlikli bir karakter değildi belki ama 54 sayfa boyunca kendisi hakkında üstünkörü olmayacak kadar da şey öğrendik...Tüm karakterler olması gerektiği gibiydi...Öyle ağdalı ve derinlemesine bir irdeleme yoktu ama öykü içerisinde, diyalog ve eylemler dahilinde kendi kendine çözüldüler...Tamamen kendini deşifre etmedi hepsi ama olması gerektiği kadar derindi...Emrah Ablak, öykü içerisinde doğal bir denge ile çok güzel yedirmiş karakterleri...Ayrıca en önemsiz ve arka planda şöyle bir görünen karakterlerde dahi ekstra bir doğallık ve gerçekçilik hakimdi...Dinlenme tesisinde çorba alan dayı, otel görevlisi, öğrenci kızlar, köşebaşındaki bakkalda ayakçı muhabbeti yapan alkollü tipler, kısaca önemli ya da önemsiz yer alan her karakter fazla tanıdık ve sahiciydi...Emrah Ablak faktöründen olsa gerek...Tiplerin görsel tasvirleri de öyle beylik ve ezber çizgi roman tipi olmaktan çok uzaktı...Bilhassa Pelin karakterinin özgün yüz ve fizik tasvirine bayıldım...Finalde Bora karakterinin kabuslarının da anlamlandırılıp çözüme ulaşması güzeldi...

    Hikaye bir yerden bir yere gidiyor ama genel itibariyle süreç ve eylemin yanı sıra, detayda çok güzel akıyor...Detaylar bu denli iyi olmasa, öykü muhtemelen çok birşey ifade etmezdi başka bir çizerin elinde...Her karesi buram buram mesleki birikim ve sosyal gözlem kokuyor diyebilirim...

    Benim için yer yer bir Zeki Demirkubuz filmini andıran, not düşme ihtiyacı hissettiren, aylık periyotta yer yer kopup soğur gibi olduğum ama en nihayetinde son derece kayda değer bulup gerçek anlamda beğendiğim bu 54 sayfalık işi gelecekte bir albüm olarak görmeyi çok isterim açıkçası...

    Ne kadar sevilir, ne kadar hatırlanır bilmem ama ben bu güncel-doğal-gerçekçi yaklaşımlara bayılıyorum ve yerli çizgi roman adına çok samimi, çok değerli buluyorum...İlban Ertem'den beri özlediğim bir üslubun varyasyonunu, bu kez başka bir elden ve tarzdan tüketmek nasip oldu...Emrah Ablak'ın benzer kalitede başka üretimler yapması dileğiyle...

    Meraklısı için, Çizgi Roman Yolculuğu'nun geçen sene Emrah Ablak'ı konuk ettiği bölümün linkini de verelim :
    https://www.youtube.com/watch?v=Tbzfu2_XdLg&list=PLU7RVuL3t8ZFnrnvY-7IyVodyt5TyzOKe
Bağnaz okur, memnuniyetsiz beşer, işkilli büzük, sıfır tolerans iksmen, taş kalpli ahkam efendi...

https://ucuztefrika.blogspot.com

hanac

Ferzan, bu güzel tanıtım için teşekkürler.

Çok emek harcıyorsun ama merak etme bizde okuyoruz.  :)

Harun Ça

Finali henüz okumadım, Ferzan'ın da dediği gibi aylık periyotta bende zaman zaman baştaki heyecanımı kaybeder gibi oldum ama Ablak öykülerini ve çizgisini her zaman beğeniyorum bu yüzden finalin tatmin edeceğinden eminim. Öncelikle Tübitak Saklı Düşman 2 gelsinde sonrasında Hamsiyi Beklerken albümüde görmek isterim.

akinosan

çok güzel, elinize sağlık.

doğrusu, uzun yıllardır çizgi roman - mizah dergisi piyasasını takip etmiyordum. tesadüfen elime geçen 1. sayısı ile hortlak bu arayı sonlandırdı. ve 1. bölümden itibaren de "hamsiyi beklerken" dikkatimi çekti. ilk günden itibaren damağımda bir "film noir" tadıyla beraber takip ettiğim bu seri, son bölümünü henüz okumamakla birlikte hortlak'a ait en beğendiğim iş oldu. kurgusuyla, diyaloglarıyla ve emrah ablak çizgisiyle gerçekten çok başarılı buldum.

nocardia

Bu güzel inceleme yazısı için teşekkürler, ilk sayısından beri takip ettiğim Hortlak dergisinin en beğendiğim hikayelerinden birisidir. 

ferzan

    Emrah Ablak, Instagram hesabından bu sabah paylaşmış aşağıdaki görseli...Hamsiyi Beklerken albümü beklediğimden daha da erken gelecek...Kapak görselinin renk öncesi son hali sanırım...Yine Instagram'daki yorumlarından anlıyoruz ki albüm çalışmaları ya devam ediyor, ya da sona yaklaşılıyor...Saklı Düşman 2'yi de sayarsak, 2017'de tam iki adet Emrah Ablak üretimini raflarımıza koymuş olacağız...Hem de güncel üretimleri...

    Saklı Düşman 2, halen Hortlak 'ta tefrika edilmeye devam ediyor...Birkaç sayı sonra finallenecek sanıyorum...Sonra Hortlak 'taki basım formatından daha büyük olarak, yani ilk albümde olduğu gibi hardcover ve frankofon boy olarak basılacak ama Hamsiyi Beklerken albümü büyük ihtimalle Hortlak 'taki ebatta, yani Amerikan comics ebatlarında basılacak...
Bağnaz okur, memnuniyetsiz beşer, işkilli büzük, sıfır tolerans iksmen, taş kalpli ahkam efendi...

https://ucuztefrika.blogspot.com

memospinoz

Emrah Ablak, detaydan ödün vermeyen sade çizgisiyle hayatın her gününün sürpriz duraklara çıkan beklenmedik bir yolculuk olduğunu samimice işliyor. Kiminin eziyeti, kiminin kısmeti.
Hadi rastgele...

Çok yakında!


memospinoz


memospinoz



"Ama hayatta "Gelecek" diye bir şey yok... Hayat "Şimdi"yi tecrübe eder ve "Geçmiş"i hatırlar sadece... Gelecek falcıların, burççuların işi... Diyeceğim, "Hayat, geride bırakmaktır"...

Emrah Ablak, detaydan ödün vermeyen sade çizgisiyle hayatın her gününün süpriz duraklara çıkan beklenmedik bir yolculuk olduğunu samimice işliyor. Kiminin eziyeti, kiminin kısmeti. Hadi rastgele...

Boyut: 16x24 cm
Sayfa Sayısı: 64
Etiket Fiyatı: 14 TL

nicholaihel

Bu hikaye Hortlak'ta yayınlanırken ilk iki sayısını okumuştum. Sonra dergiyi beğenmeyip bırakmıştım. Gözüm de sadece bu hikayede kalmıştı. Cilt olması güzel olmuş. Bence hikaye harika başlıyor, iyi devam ediyor, zayıf ve hızlıca bitiyor. Giriş, karakterimiz, merak uyandıran senaryo, Bora'nın düşleri derken hayli yüksek irtifa bir giriş yapmış Ablak. Bora'nın baba mesleği hikayesi de oldukça ilginç bir fikir olmuş. Fakat belki tefrika halinde bir dergide yayınlanmaktan (veya derginin akibetinden de haberim yok, kapandı mı acaba o ara?) sanki aceleyle bitmiş gibi. Buradan sonra spoiler olabilir :)

Balıkçı İsmail'in ODTÜ'ye böyle hızla adapte olması? Projeyi ele geçirme şekilleri? Ve finalde kalkan balıkçıları... Hikayeyi de çizimleri de beğenmeme ve bu haliyle dahi tavsiye edebilir olmama rağmen eksik geldi bana. Hele tünellerden duvarda 1956 takvimi olan odaya çıktıklarında bin türlü fikirle heyecanlanmıştım, bir Lost bölümü misali ama oradan yürümedi hikaye. Levent hocanın şifresi "Levent1956" idi, ODTÜ 1956'da kurulmuştu. Oradan bi'şeyler çıkar mı diyordum :)

Hülasa Ablak'ın uzun soluklu işlerini seviyorum. Bilim ile sosladığı işlerini seviyorum. Bu adamın böyle gündelik dergi işleri değil de böyle yekpare işler yapması, kafa yorması lazım aslında. Marmara Çizgi'ye derginin en sevdiğim, en merak ettiğim bölümünü kitaplaştırdıkları için teşekkürler. Okuyunuz, tüketiniz efendim.

Not: bitirir bitirmez mobilden yazdım. Biraz dağınık oldu. İmla, kusur vs affola :)

Tuco Ramirez

Okudum, çok beğendim. Bence Türk standartlarında çok iyi bir senaryo. Kusurları yok değil, örneğin çizimler çok iyi değil yine de orta seviye. Hiç sıkılmadan merakla okudum.
Herkese rahatlıkla tavsiye ediyorum...

hanac

İyi bir hikaye idi. Ama sanki daha iyi olabilirdi.

Bazı detaylara bayıldım ama sonunu beğenmedim.

Ama genel olarak tatmin edici idi, tavsiye ederim.

V

Güzel başlayan hikaye acele sonlandırılmış belli ki. Ablak'ın zaman içerisindeki gelişimini görmek açısından iyiydi.
"İstemem,eksik olsun.."

pearl jam

Bence sonu da gayet güzeldi , ayıp ediyorsunuz...  :P :D

ilke

Selamlar,

normalde hikaye 10 sayfa daha uzun sürecekmiş fakat Hortlak dergisi kapanma kararı aldığı için hızlıca bitirilmek durumunda kalınmış.