Bir Uzman Psikoloğun Gözünden Zagor - Zaman Yolculuğu Gibi

Başlatan drfuhrer, 04 Eylül, 2011, 13:08:12

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

drfuhrer

Zagor: Çocukluktan Yetişkinliğe Miras Bir Çizgi Roman


Henüz hayatımız rengarenk televizyonlar ve onların bol soslu programları tarafından işgale uğramadan, oyun oynayacak alanlarımız asfaltlar ve beton yığınlarınca yok edilmeden önce, bizden beklenen tek şeyin akıllı ve başarılı çocuklar olmadığı zamanlarda, kendi eğlencelerini bulma ihtiyacının körüklediği yaratıcılıkla envai çeşit planlar tasarladığımız dönemlerde (ki neredeyse milattan önceymişçesine anlattığımız bu dönem aslında ülkemizin sadece son 25 yılına denk düşmekte!) oyunlarımıza süzülüveren tuhaf kahramanlar olurdu. Bu kahramanlar kimi zaman, içinde bulundukları çizgi roman ciltleri ile oyunların parçası olur, kimi zaman o kitaplardan sıyrılır çocuk dünyamızın ilginç oyunlarında, onun yerini alan bir karakter olarak kendi şahsımızda ete kemiğe bürünürdü.


Yetişkinlerin sohbet etmeyi henüz unutmadığı, rivayet ve masalların hala önemli bir psişik-sosyal işlev gördüğü bu dünyada, bizler büyüyüp "adam" olmadan önceki en keyifli zamanlarımızı, ekran karşısında tuhaf ve özensiz programlarla, yiyecek olarak da fast-food ürünlere saplanıp kalmadan yaşama şansına sahip olarak geçirirdik.


Televizyon bizim için Sacit Onan'ın tok sesiyle seslendirdiği, Kitaro'nun müziğiyle eşlik ettiği İpek Yolu belgeseliydi. Uzay 1999: Ay Üssü Alfa dizisinde en çok Maya'dan etkilenir, onun bir bakışı ile istediği varlığın şekline bürünmesi en çok özendiğimiz şey olurdu... Galaktika dizisinde bizde gemimizi kurtarmak için var gücümüzle Saylonlulara karşı savaşırdık Starbucks'la beraber. Çizgi filmler Arı Maya, Heidi ve Bastır Viking gibi daha nahif hatlara sahipti ama çocuk dünyamıza sürekli şiddet pompalamıyordu en azından. Milliyet Çocuk dergisinde buluştuğumuz Pıtırcık ve yine aynı derginin çizgi roman eki olarak verdiği Taras Bulba gibi bir klasiğin özeti, bizleri heyecanla o derginin çıktığı günü beklemeye iterdi.


İşte bu dönemde sanırım tüm çocukların en çok sevdiği kahraman Zagor'du. Biz onu seviyorduk ama kimilerimizin ebeveyni bizim kadar Zagor'u sevmiyordu. Bu çizgi romanların aklımızı karıştıracağını düşünüyorlardı sanırım. 1840'lar Amerika'sında hayali bir yer olan Darkwood (kahramanımızın yaşadığı yer) en nihayetinde zaman ve coğrafya olarak Türkiye'ye çok uzaktı. Bu yüzden bazen ders kitaplarının arasına gizleyerek okurduk kahramanımızın maceralarını. Kızılderililere nedenini kestiremediğimiz bir sempati duysak da (seneler sonra öğrendik nedenini!) oyunlarda çoğumuz yine de "Zagor" olmak isterdik. Ya da çizgi romanları okumadığımız eksik sayıları telafi etmek için değiş tokuş etmiyorsak eğer, belki de ilk ticari deneyimlerimiz için kullanırdık. Olmayan bir sayıyı diğerini yalvarttıktan sonra istediğimiz fiyata satardık. Bazen de parlak cildini Nuri Leflef ayakkabı cilası ile cilaladığımız dergileri yere koyar, belirli bir mesafeden 25 kuruşlukları üzerine atardık. Eğer parayı o kaygan zeminde derginin üzerine düşürebilirsek dergiyi kazanırdık.


Çizgi romanın esprisi ve bizi çeken şey şuydu. Görüntü ve yazı bir arada idi. Hem okuyor, hem izliyor, hem de öğreniyorduk. Görsel oluş o yaşta her zaman tercih sebebidir. Bu nedenle çizgi roman okuyan kuşak aynı zamanda iyi bir kitap okuru da olmuştur. Çünkü okumak her zaman görselleştirilebilen bir keyfe dönüşmüştür.


Zagor, yan karakter olan sevimli şişman arkadaşı Çiko ile birlikte Darkwood ormanlarında yaşardı ve yerliler tarafından "Baltalı İlah Zagor Tenay" olarak tanınırdı. Ancak maceraları kutup bölgesinden Afrika'ya kadar uzanan bir coğrafyada geçerdi. Her ne kadar western bir fona sahip gibi gözükse de yer yer o dönem için alışılmadık bilimkurgu, fantastik ve korku öğeleri de içerirdi. Zagor kimi öykülerinde tekrarlanan belirli düşmanlarla karşılaşır (Kraken, Madam Laveau, Hellingen, Nat Murdo, Kandrax vd), onlara karşı Seneca kabilesinin şefi ve kan kardeşi Tonka, Golden Baby gemisinin kaptanı Kaptan Fishleg , define arayıcısı Kazmakürek Bill ya da ilginç mistik yetenekleri olan Ramath'la birlikte savaşırdı. Karakter olarak Zagor, kendine güvenen, yaşamı tehdit altında olmadıkça kimseye zarar vermeyen, silahını nadiren kullanan, dostlarının yardım çağrılarını asla geri çevirmeyen, tanımadığı bir yerde dahi haksızlık gördüğünde asla geri çekilmeyen, insanların onuru için onurluca yaşamasını savunan, kazanç uğruna değerlerinden vazgeçmeyen, fiziksel olarak güçlü ve yakışıklı bir kahramandır. Bu özellikleri ile Zagor o dönem çocuk-ergenleri için neredeyse ideale yakın bir figürdür. Ben en azından bu değerleri, içinde yaşadığım toplum kadar Zagor'dan öğrendim diyebilirim. Bildiğim kadarı ile çizgi roman tarihinde Amerikan Yerlileri'ne karşı yaptığı adaletsizlikler için bir ABD başkanının yakasına yapışıp hesap sorma cüreti gösteren tek kahraman Zagor'dur. Eğer Zagor zamanda yolculuk edebilseydi herhalde Iraklı çocuklar içinde bir şeyler yapardı.


İtalya çıkışlı bu çizgi romanlar (Zagor, Büyülü Rüzgar, Mister No, Ken Parker), Amerikan çıkışlı süper kahraman tandanslı çizgi romanlardan daha gerçeğe yakın, daha sağlam çizilmiş karakterlere sahiptir. Süper kahramanların steril ve garip dünyasına oranla bu çizgi romanlardaki öyküler gündelik yaşamımıza daha yakındır. Ve kahraman olarak bize de onun gibi olma şansı tanır. O nedenle tavsiyem en az Spider Man, X-Man ya da Süpermen kadar bu nahif kahramanlarla da tanışmanız ve çocuğunuza tanıtmanız yönünde olacaktır. Bugün 30-40 küsurlu yaşlarda olan çizgi roman severleri, yeniden canlanmaya başlayan çizgi roman piyasasının da etkisi ile Kadıköy'de çizgi roman dükkanlarında ve sahaflarda görebilirsiniz. Sizi bir hafta sonu Zagor'la tanışmaya, hatırlamaya ya da tanıştırmaya davet ediyoruz. Benim hala aradığım eski ciltler var. Ve bu macerada gerçekten ilginç insanlarla tanışıp güzel dostluklar kurabilirsiniz.


Uzm. Psikolog Oktay ŞILAR

s.b

Bu yazıyı okuyupta geçmişe yolculuk yapmamak imkansız. Ne güzel anlatmış, o bir zamanlaradaki halimizi.
İNANDIĞIN GİBİ YAŞAMAZSAN YAŞADIĞIN GİBİ İNANIRSIN

DAMPYR

Evet Çizgi Romanları ne yazık ki günümüz gençliği sevmiyor.Sevenlerinde okuduğu kahramanlar belli (eski kahramanlarla hiç ilgisi yok) . O eski yıllarda bizim aldığımız haz bir başkaydı.Televizyonlarda da gördüğünüz gibi sırf çizgi roman okuduğu için insanlarla dalga geçilen programlar yayınlanıyor.Oysaki Çizgi Roman okuyan gençliğe oranla okumuyan gençliğin saldırganlık ve huysuzluk oranı  daha fazla.Çünkü seyrettikteri dizilerde şiddet en üst düzeyde.Çizgi Romanlar bizi okurken günümüzden alıp bambaşka diyarlara götürüyor.ben okurken günümüzün bütün sıkınlarını birkaç saatliğinede olsa unutuyorum.eminim sizde öyle hissediyorsunuzdur.Bu yüzden Çizgi roman okuma alışkanlığını yeni nesile aşılamamız lazım.Okumuyan nesile Zagorun Kader arkadaşı Çikonun ünlü bi sözüyle seslenmek istiyorum.......ALLAH, KAHIR ,BELA ....... ;D ;D ;D

hennessy

Ben katılmıyorum eski kahramanlara ilgi olmadığına.

Şimdi İlyas'ın oradan geliyorum, orta bire giden bir kız kardeşimiz tentenleri topladı gitti.

Öyle sevindim ki.
Murat : Hasan abi Avengers dağılmış duydun mu?
Hasan: Duydum duydum toplanın Tellioğulları

gamlıbaykuş

Alıntı yapılan: hennessy - 04 Eylül, 2011, 18:48:27
Ben katılmıyorum eski kahramanlara ilgi olmadığına.

Şimdi İlyas'ın oradan geliyorum, orta bire giden bir kız kardeşimiz tentenleri topladı gitti.

Öyle sevindim ki.

Bu gerçekten güzel ve sevindirici bir haber. Ayrıca değerli doktorum yazınız gerçekten güzel ve önemli. Keşke zamanında birileri böyle bir yazıyı benim büyüklerime okusaydı da o kadar çizgiromanım banyo sobasında yitip gitmeseydi. Ağlamak istiyorum...
Hayat ne kadar güzel, hoş,
Haydi durma sevgiline koş...

drfuhrer

valla hepimiz aynı şeyden yakınıyoruz.nice kitaplarım gözümün önünde kül oldu.çoğu haberim olmadan çöpe gitti.peki noldu?uzun zaman ayrı kaldık hayal dünyamızdan.şimdi yana yakıla o setleri tamamlamaya çalışıyoruz.çoğunu bulamıyoruz.milyarları döküyoruz.helal olsun son kuruşuna kadar,derdim para değil...şimdi yavaş yavaş topladığım takımları diziyorum kitaplığıma.inanır mısınız hepsini okumaya fırsat bulamasam da günde 1 kez bakmam ve 1 dk'lık flashback yaşamam bana yetiyor.çizgi romanlarımı seviyorum kardeşim ben.dede de olsam bu böyle olacak...

Peyami

Alıntı Yapinanır mısınız hepsini okumaya fırsat bulamasam da günde 1 kez bakmam ve 1 dk'lık flashback yaşamam bana yetiyor.

Garip bir histir bu. Bazen seneler öncesine ait sevdiğim bir çizgiromanın kapağını netten de olsa yeniden gördüğümde, fizyolojimde bir değişiklik olduğunu sezebiliyorum. Aslında sırf çizgiromana has bir durum da değil. Eski bir oyuncağınızı gördüğünüzde de benzer duygular yaşıyorsunuz. Çok kolay tarif edilebilecek bir his değil. Ama zihnimde olumlu etkileri olduğunu düşünüyorum. Kendimi iyi hissediyorum nedense...

 

ErenKoyunoglu

Katılıyorum. Bayaca büyüyen koleksiyonumun hesaplarıma göre sadece 5'te 1'ini okumusumdur. Seyretmek yetiyor.