ZGeralt'ın Övdükleri

Başlatan ZGeralt, 07 Mart, 2019, 14:02:30

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

ZGeralt

Bu başlıkta beğendiğim, en azından izlemeye değer bulduğum filmlere yer vereceğim. Hiç bir şeyi beğenmeyen, ekşi suratlı biri gibi algılanmak istemiyorum :))

İlk konuğumuz :

SPIDER-MAN : INTO THE SPIDER-VERSE



Sony süper kahraman filmi işinde bu zamana kadar çoğunlukla hayal kırıklığı yarattı, hiç bir beklentim olmadığı gibi merak edip , sinemada izlemedim de filmi. 3 boyutlu olduğunu duyunca hemen vazgeçmiştim, çünkü bende feci baş ağrısı yapıyor.

Sonra ardı ardına olumlu yorumlar yağmaya başlayınca izlemek istedim ama bu sefer de geç kalmıştım, anca bir kaç gün önce izleyebildim.

Öncelikle filmi Türkçe dublaj izlediğim için oyuncu seslendirmeleri hakkında bir yorum yapamayacağım ve 2D izlediğim için filmdeki bazı detayları kaçırdığımın da farkındayım.

Filmi yapan ekip, hem çizgi romanın ruhunu hem Spider-Man karakterini kesinlikle gayet iyi kavramış, çizgi roman estetiği filmin tamamında yoğun bir şekilde hissediliyor. Kimi zaman sayfanın çevrilmesini anımsatan geçişler izlerken, kimi zaman düşünce balonları veya yazılı ses efektleri çıkıyor karşımıza. Zaman zaman adeta basılmış bir çizgi roman içerisinde gezindiğimiz hissini veren film, renk kullanımı ile de atmosferi ve o "çizgi roman" havasını destekliyor. Üstelik karakterlerin farklı tarzlarda resmedilmesi ile (Spider-Noir'in siyah-beyaz olması gibi) bütün bir çizgi roman alemine selam gönderiliyor. Uzun süredir  bu kadar yaratıcı ve yenilikçi anlatım teknikleri görmemiştim, film bu açıdan kendinden sonra gelecek filmleri de etkileme potansiyeline sahip. Üstelik bu "estetik" hikaye anlatımıyla her anlamda muazzam bir bütünlük sağlıyor, anlatım tekniği hikayeyi, hikaye tekniği sürekli besliyor.
Hikayeyi fazla ele alma niyetinde değilim, Spider-Man takip ediyorsanız kolayca içine girebilirsiniz ancak çizgi romandan birebir aktarılmış değil, farklı bir yorum mevcut ancak bunu detaylandırmak niyetinde değilim. Temelinde Miles Morales'in olduğu, onun gelişim sürecini ve bir "süper-kahramana" dönüşmesini irdeleyen bir hikayeye sahip. Adından da anlaşılacağı gibi farklı paralel evrenlerden farklı Spider-Man'lerimiz var, Kingpin'in yapmaya çalıştığı bir takım deneyler neticesinde kendilerini Miles'in evreninde buluyorlar. Burada sadece Kingpin için yazılan motivasyonu  beğendiğimi ifade etmeliyim. Koca koca adamların oynadığı, kanlı bıçaklı bir çok "ciddi" filmde bile "mantıklı" motivasyonlar bulamadığımızı göz önüne alırsak, bir animasyon filmi için artı bir puan olarak yazmak doğru olacaktır.

Filmde, tarz olarak bana pek hitap etmese de müzik seçimi de gayet yerinde ve filmin genel havası ile uyum içerisinde. Olması gerektiği gibi bir müzik kullanımı var diyebilirim.

Elbette bol aksiyon mevcut ve oldukça keyifli, gerçi dürüst olmak gerekirse bir animasyon filminde aksiyonu kötü yapmak zor olan, imkanlar sınırsız sonuçta.

Spider-Man'ın markası haline gelen esprilere de tam tadında yer vermiş film, hem tarzı hem dozu gayet yerinde. Elbette bazıları biraz fazla çocuksu ancak çocuklar zaten filmin hedef kitlesinin dışında değil.

Toparlarsak; Spider-Man : Into The Spider-Verse izlediğim en iyi animasyonlardan biri, Nolan'ın Batman'i ile birlikte izlediğim en iyi süper kahraman filmlerinden biri aynı zamanda. Hatta şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki MCU'ya dahil olsun olmasın izlediğim en iyi Marvel filmi.

Klasik tabir ile 7'den 70'e herkesin keyif alabileceği, filmi yapanların severek yaptığı her halinden belli olan, estetik anlamda yenilikçi ve kesinlikle "ruhu" olan, harika bir film.

8.8/10


ZGeralt

MONEY MONSTER



https://www.imdb.com/title/tt2241351/?ref_=fn_al_tt_1

Ünlü aktris Jodie Foster'ın yönetmenliği yaptığı 2016 yapımı filmin başrollerinde George Clooney, Julia Roberts ve Jack O'Connell  yer alıyor.

Konudan bahsedecek olursak, Lee Gates (Clooney) televizyonda "Money Monster (Para Canavarı)" isimli bir şov programı sunmaktadır. Şov programı diyorum çünkü her ne kadar ekonomi ve piyasa haberleri üzerine bir program olsa da ciddiyetten uzak (dansçı kızlarla açıyor programı) ve yeni dönem medyasına uygun bir içerik üretmektedir. Patty Fenn(Roberts) ise programın yönetmedir.
Hikayemiz büyük fon şirketlerinden birinin kısa bir sürede çok ciddi değer kaybetmesi ile başlar, kayıp 800 milyon dolardır. Firmaya yatırım yapan bir çok insan ciddi paralar kaybetmiştir. Bunlardan biri de Kyle Budwell (O'Connell)'dir. Kyle bir gün canlı yayını basar ve ekibi rehin alır, sunucuya bomba bağlı bir yelek giydirir ve canlı yayına devam edilmesini ister.

Money Monster kesinlikle bir  "eleştiri" filmi. Gazeteciliğin önemi ve bugünün gazeteciliğinin bulunduğu konuma en az sisteme yönelttiği kadar sert eleştiriler yöneltiyor. Çiğ bir "sistemdeki çürük yumurta" bakış açısından ziyade hem basın-sermaye ilişkilerini hem de finans kapitalin çarpık ve insafsız büyümesini ele alıyor. Üstelik bunu yaparken kahramanlar yaratmaktan özellikle kaçınıyor, filmdeki "olaylar" ve "bilinmezlik"  aslında gazetecilerin "işlerini" yapması ile çözüme kavuşmaya başlıyor. Verdiği bu mesajı çok yerinde ve değerli bulduğumu belirtmem gerekiyor. Özellikle toplumun olaya verdiği tepkilerin farklılığı ve gerçekçiliğini çok beğendim. Yine de finale ilerlerken olayların çözümünün biraz özensiz ve fazla klişe işlendiğini  de söylemem gerek. Belki de filmin en zayıf yanı burası.

Elbette bütün bunları Hollywood'un genel anlatım tarzının pek dışına çıkmadan yapıyor, heyecanı ve tempoyu düşürmemeye çalışıyor. Bu nedenle klişelere de başvuruluyor doğal olarak.
Kendini ispatlamış oyuncu kadrosu bekleneni veriyor diyebilirim.
Müzik seçimini pek beğenmedim ama bu bir eleştiri sayılabilir mi bilmiyorum :)

Filmde temel olarak eleştirilebilecek birkaç  başka nokta daha mevcut, birincisi verdiği mesajlardan bazıları biraz kör göze parmak şeklinde ve itiraf etmeliyim ki normalde bu benim en sevmediğim şeylerden biri ancak bu filmin ana odaklarından  biri "borsa" olunca izleyicinin önemli bir kısmının bilgisinin az veya yeterli olmayacağını düşünürsek anlaşılabilir bir durum. Ve evet işin teknik kısmına  girersek bazı hatalar da barındırıyor, ancak belgesel iddiasında olmadığı için bunu da göz ardı edilebilir bulduğumu belirtmeliyim. Yine de hem senaryo hem de kurgu açısından eksik kalan noktalar olduğunu düşünüyorum.


Filmin süresi 98 dakika ve tam kıvamında olduğunu söyleyebilirim, beni hiç sıkmadı, merakımı canlı tuttu ve derdini de anlattı. Açıkçası derdi varmış gibi gözüken ama aslında derdi olmayan filmlerden çok bunalmıştım, Money Monster bir şeyler anlatmak için izleyiciyi sıkıntıdan patlatmak zorunluluğunun bulunmadığının da bir kanıtı. Kurgu ve senaryo bir miktar daha ustaca kotarılabilse çok daha üst düzey bir film çıkabilecekmiş.

Ayrıca bir not olarak tamamen aynı konuları ele almasalar ve aynı türde olmasalar da "borsa-ekonomi-finans kapital" üzerine ; Micheal Moore – Capitalism a love story belgeseli, The Big Short filmi ve Darryl Cunningham'ın Büyük Çöküş çizgi romanını tavsiye ederim naçizane.

İMDB : 6.5/10
Benim Puanım : 7.5/10