True Grit

Başlatan emre ozdamarlar, 29 Eylül, 2010, 02:19:28

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

emre ozdamarlar

Coen Biraderler yeni bir film cekmis.
True Grit diye bir Western, heyecanla beklemeye basladim vallahi...

http://www.youtube.com/watch?v=uco41pOKeJg


hanac

1969 tarihli filmin yeni versiyonu.

Ilk filmde Jeff Bridges'in rolünü John Wayne oynuyordu.

Bu rol ile tek Oscar'ini kazanmisti, çok güzel bir filmdi.




sefik

Alıntı yapılan: hanac - 29 Eylül, 2010, 11:42:14
1969 tarihli filmin yeni versiyonu.

Ilk filmde Jeff Bridges'in rolünü John Wayne oynuyordu.

Bu rol ile tek Oscar'ini kazanmisti, çok güzel bir filmdi.


John Wayne'in oynadigi bir de devam filmi var :) Rooster Cogburn, ismi,zaten karakterin adi da oydu
basrolde Katherine Hepburn'de vardi :D

V

Uzun,düzgün diyalogları saymassak çokta Coen biraderler filmi izliyormuşum

havası yaratmadı film bende.Olgunluk çağını yaşayan Jeff Bridges'ın oyunculuğu

filmi tek başına sürüklemeye yetiyordu.John Wayne'li orjinal filmi tercih ederim ama

Bridges'ın Cogburn'u daha bir cool geldi bana...



"İstemem,eksik olsun.."

pearl jam

Bu da çizgi romanı. Film de çizgi romandan uyarlandı diye biliyorum.


sefik

Alıntı yapılan: pearljam - 26 Temmuz, 2011, 10:15:02
Bu da çizgi romanı. Film de çizgi romandan uyarlandı diye biliyorum.


True Grit 1968 Charles Portis romani,film 1969 yilinda cekilmis ve bu kitabin uyarlamasi.
Bildigim kadariyla cizgi roman cok daha  yeni,Coen'lerin filmi ise butun bunlarin toplaminin bi uyarlamasi heralde :D

Mister NO

İz Peşİnde
Orijinal Adı: True Grit
Yönetmen: Ethan Coen, Joel Coen
Senaryo: Ethan Coen, Joel Coen, Charles Portis (Kitap)
Oyuncular: Jeff Bridges, Hailee Steinfeld, Matt Damon, Josh Brolin


Oscar'da 10 dalda aday olan 'True Grit/İz Peşinde' genel kanının aksine 1969 tarihli aynı adlı filmin yeniden çevrimi değil, Charles Portis'in romanının 'Coen'lerce' bugünün estetik algısına göre yeniden yorumlanması.
Amerikan iç savaşı sonrası Arkansas'ta yaşayan 14 yaşındaki Mattie Ross, babasını öldürerek atını ve altınlarını çalan Tom Chaney'i yakalaması için federal kanun adamı Rooster Cogburn'ü kiralıyor. Başka bir davadan dolayı aynı adamın peşinde olan Teksas polisi LaBoeuf'un da katılmasıyla, Kızılderili bölgesine doğru bir av başlıyor.
Aslında Henry Hathaway'ın yönettiği ve John Wayne'e hayatının tek Oscar'ını kazandıran ilk yapımı izleyinceye kadar 'True Grit'in, Coen'lerin kendilerine özgü trükleriyle bezeli absürtlükle ciddiyetin, görüntü ile sözün, doğru ile yanlışın ve hatta ölüm ile yaşamın garip bir denge içinde bir arada durduğu; bazen birbirinin içine geçtiği filmlerinden birisi olduğunu düşünüyordum.
Ama, Hathaway'in kelimenin gerçek anlamıyla 'klasik' ve hatta 'Jonh Wayne westerni' olarak tanımlayabileceğimiz yorumunun üzerinden 30 yıldan fazla bir zaman geçtikten sonra yapılan bu modern çevirim, Coen'lerin özgün yorumunun yanında bugünün estetik ve 'kahraman' algısına dair de önemli ipuçları da veriyor.
İlk film, kitaba sadık kalırken bir stüdyo filmi olması nedeniyle türün bütün klişelerini de barındırıyor. Oysa Coen'ler, hem finalde, hem de hikâyede kendilerince küçük oynamalar yapıyorlar. Örneğin, ilk filmde Cogburn ve LeBoeuf filmin başından sonuna kadar birlikte hareket ederken, Coen'ler bu ikili arasında sürekli bir gerilimi ve 'iktidar mücadelesini' öne çıkartarak film içinde iki kez yollarını ayırıyorlar. Final için ise izlemeyenleri mağdur etmeden şöyle söylenebilir: İlk filmin finali seyirciye kendisini iyi hissettirirken, Coen'ler bütün bu yaşananların bir 'diyeti' olması gerektiğini düşünüyorlar.
Ama en çarpıcı fark, ana karakterler için çizilen çerçeve. İlk filmde, filmin üç kahramanı da seyircinin özdeşlik kurabileceği bir biçimde ortaya çıkıyor. Cogburn, çeşitli arızalar taşısa da her zaman temiz giyimli ve daha düzenli. Oysa Coen'lerin Cogburn'ü tam bir anti kahraman. Sürekli içki içmesi, öldürdüğü insanlar için herhangi bir pişmanlık duymaması bir yana, fiziksel olarak da film boyunca pis ve itici. Aynı şekilde, LeBouef ilk filmde bir tür 'babyface' olarak varken, Coen'ler ona da 'karanlık' bir yan ekliyorlar. Gözüpek, kararlı ve ticarete kafası iyi çalışan Mattie Ross ise temel özellikler açısından iki filmde de aynı. Ancak, ilk filmde 'erkek dünyası'nın içinde bir kadın olarak varolmaya çalışırken, Coen'ler daha 'erkekleşmiş' bir Mattie Ross'u tercih ediyor.
Bu farklı yorumların, bugünün estetik algısında karşılık geldiği bir yer var kuşku yok ki. Klasik werstern, 'erkek dostluğu'nu ve 'dayanışması'nı yüceltir. Oysa günümüzün kahramanları 'tek başına' hareket eder. Bu yüzden Coen'ler, iki erkek karakterin yöntem konusunda anlaşamayıp ayrılmalarını daha uygun buluyor. Aynı şekilde, bugünün kahramanı geçmişteki gibi 'saf' bir iyilikle donanmış değil. Günümüz estetiğinde 'kahraman' iyiyi ve kötüyü bir arada bulunduran, hatta 'kötü' olmayı da belirli ilke ve kurallara bağlayan bir fenomen. Hal böyle olunca özellikle Cogburn'ün, (futbol dünyasının şu sıralardaki sihirli cümlesiyle söylersek) 'kırılma anı'na kadar 'iyi mi yoksa kötü mü' olduğu konusunda bir fikir vermemesi ve film boyunca karanlık bir tip olarak resmedilmesi de biraz 'çağının ürünü' olmasında yatıyor.
İlk filmin baştan sona aydınlık bir havada geçmesi, kasabada yaşayan insanların şık ve bakımlı olmasının yanında; Coen'ler'in 'True Grit'i baştan sona gri renklerin hakim olduğu, film dünyasının da bu gri tonlardan nasibini aldığı bir yorum.
Yaratıcılarına özgü mizahın, estetiğin, görsel ironinin öncekilerini aratmadığı 'İz Peşinde', Coen'lerin en iyi filmlerinden birisi değil, ama yılın en iyilerinden olduğu su götürmez. Hollywood'un bir tür olarak westerni unuttuğu günümüzde bu türe bir saygı duruşu olarak nitelendirebileceğimiz film, gördüğü ilgiyle (ABD hasılatı 164 milyon dolar) hepimizin sinemayı sevmesinde önemli rol oynayan bu türün yeni örneklerinin çekilmesine de vesile olabilir belki.
Son olarak, 'Big Lebowski'den sonra yeniden Coen'lerle çalışan ve Cogburn'ü canlandıran Jeff Bridges'in geçen yıl 'Çılgın Kalp' ile uzandığı Oscar'a bu performansıyla da aday olduğunu belirtelim. Akademi iki yıl üst üste aynı oyuncuya ödül verir mi bilinmez, ama hak ettiği kesin. Öte yandan televizyonda ve kısa filmlerde küçük deneyimler yaşayan ve ilk filmiyle Oscar kovalayan Haile Steinfield'in de böyle bir ustanın karşısında ezilmediğini ekleyelim. Teksas Polisi Matt Damon ve kötü adam Josh Brolin ise aksamıyor.

Her 2 çevrimin de DVD lerini bulmak mümkün.Peşpeşe izlemek farkları daha iyi görmek açısında da faydalı oluyor.