The Goddamned

Başlatan ferzan, 06 Aralık, 2015, 02:16:59

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

KenParker

Alıntı yapılan: memospinoz - 26 Temmuz, 2020, 01:14:53
69 mu?  :o
62 değil miydi o?  ;D
Mesajı düzelttim. İlkokulda yapardık. Aradan uzun yıllar geçince unutmuşuz)

ferzan



    Cilt olmasını bekleyip geçtiğimiz yaz edinebildim. The Goddamned ikinci mini seri "Bakire Gelinler" en az ilk mini seri kadar iyiydi. Belki bazı açılardan daha bile iyiydi diyebilirim.

    Yaradılıştan 1600 yıl sonraki yeryüzündeyiz ilk ciltte olduğu gibi. Kutsal addedilen bir dağ var, dağın etrafı cenneti andırıyor ve bu cenneti andıran kısımda "İhtiyar Analar" var. Orta ve yeni çağdaki katolik rahibelerinin dünya görüşünü anımsatan bu ihtiyar analar, kendilerine 2-3 yaşlarındayken getirilen küçük kızları dua ve kendi öğretileri merkezinde yetiştiriyorlar. Bu kızları bulup getiren savaçı "dağın hanımları" var. Bu kadınlar yarı çıplak ve eski çağın amazonlarını andıran vahşi savaşçılar. Görevleri, cennetlik kısmın yukarısındaki dağa izinsiz çıkılmasını önlemek, kaçak kızları yakalamak, bölgeyi korumak ve sık sık dış dünyadaki yerleşimleri basarak yetişkin erkekleri öldürmek, küçük kızları ve analarını kaçırırken küçük oğlanları da yabanda kaderlerine terk etmek. Bazısı dişiliğini kaybetmiş, erkekleşmiş bu kadınlar da aynı amaca hizmet eden ortak bir itikadın silahlı gücü konumunda. Cennetlik bölgede yaşan küçük kızların gülleri açtığında veya çiçeklendiklerinde; yani ilk adetlerini gördükleri anda gelin olmaları için hazırlanıyorlar. Kutsal dağın cennet bahçesinden farksız eteğinde günler küçük kızların eğitimiyle, çiçeklenenlerin gelin olma hazırlıklarıyla ve çiçeklenmeyi bekleyenlerin tarımsal faaliyetleriyle, toplayıcılıklarıyla geçiyor. Sık sık dağın ötesindeki efendileri için meyveler topluyorlar. Sıkı çalışmayanlar dövülüyor ve ekstra duaya zorlanıyor. Dağın efendisi ise tüm gelinlerin kocası ya da koca adayı. Kimse neye benzediğini bilmiyor, yalnız gelin törenle alınıp dağın tepesine bırakıldığında gökleri yaran bir ışık huzmesi gelini alıyor, bıraktığında ise gelinin eski halinden eser kalmıyor. Bir de "mağaranın çocukları" var. Burayı bahçedekilerin görmesi yasak, eski kaçaklar ve gelin olmayı hak etmeyen sürgünler bu kısımda mağaranın çocuklarına hizmet ediyor. Mağaranın çocukları ise göklerin aldığı her gelinin daha sonra acılar içinde ve nihai ölümle sonuçlanacak bir doğum sonrasında dünyaya getirdiği ucube nefilimler. Kendi bakıcılarını dahi öldürebilecek denli tehlikeli ve şuursuzlar fakat yüce efendinin çocukları oldukları için hizmet görüyorlar, büyütülüyorlar. Onların aşağılara inmesi de yine erkeksileşmiş savaşçılar olan dağın hanımları tarafından engelleniyor, gerekirse öldürülüyorlar. Aşağıda ise pir-ü pak bir itikat çerçevesinde yapay korunaklı alan ve yapay huzur ortamı devam ettiriliyor. Biat sürdürülüyor ve küçük kızlar çiçeklerinin açmasını ve efendilerine gelin olmayı dört gözle bekliyorlar.

    Bu ortamda her söylenene inanmayan, bir şekilde durumla dalga geçmesini bilen ve zaman içerisinde bunu isyan fikrine çevirecek olan iki küçük kızın; Esmer tenli kara gözlü Sharri ile kızıl saçlı, yeşil gözlü Jael 'in hikayesi. Arkadaşlarından biri adet olup gelin edildikten sonraki gece dağdaki çığlığını duydukları andan itibaren o güne kadarki karmaşık düşünceleri toparlanıp derli toplu bir sorgulamaya yerini bırakıyor ve hiçbir şey bir daha eskisi gibi olmuyor. Jael birkaç ay önce adet görmüş ama bunu ihtiyar analardan saklıyor, Sharri ise bir olayın tetiklemesiyle çok yakında vaktinden önce adet görecektir ve hem bahçeden, hem de kutsal dağdan kaçışlarının öyküsü başlayacaktır.

    Din mitolojilerindeki envai çeşit varlık ve ilk kitapta olduğu gibi bu kitapta da Aaron 'un dogmaları ters yüz ederek yansıtmasıyla yine dehşet bir hikaye ortaya çıkmış. Ben buraya kadar sadece ortamı ve tetikleyici faktörü özetledim, hikaye hakkında hiçbir şey anlatmadım. Umarım bir gün Türkçe 'de görürüz de esaslı bir hikayeye kendi dilimizde doyarız. Son olarak şunu belirtmek isterim ki, bu hikayeyi R.M Guera 'dan başkası asla bu denli iyi çizemezmiş. Bu hikayenin başka çizer elinden çıkma versiyonunun paralel boyutlarda bile olabileceğini sanmıyorum. Öyle dehşet bir resimleme ve isabetli bir görsel atmosfer söz konusu.















Bağnaz okur, memnuniyetsiz beşer, işkilli büzük, sıfır tolerans iksmen, taş kalpli ahkam efendi...

https://ucuztefrika.blogspot.com

ZGeralt

Ben bunu tamamen unutmuşum, ilk sayıyı çok beğenmiştim ve devamını bekliyordum ama araya zaman girince gerçekten tamamen unutmuşum!
Ferzan'a bu hatırlatma için teşekkür ediyorum ve tekrar hoş geldin diyorum :)