İthaki bir yeni seri daha duyurdu. Bu serinin adı İthaki Modern. Üç kitap ile başlıyorlar. Bu seri modern dönem edebiyattan seçki halinde hazırlanacak.
(https://farm2.staticflickr.com/1914/30303204147_3482d45670_o.jpg)
1. İhtiyarlara Yer Yok - Cormac McCarthy
2. Cesur Yeni Dünyayı Ziyaret - Aldous Huxley
3. Mezarlarınıza Tüküreceğim - Boris Vian
4. Orsinya Öyküleri - Ursula K. Le Guin
5. 49 Numaralı Parçanın Nidası - Thomas Pynchon
6. Las Vegas'ta Korku ve Nefret - Hunter S. Thompson
7. Madde 22 - Joseph Heller
8. Öksüz Brooklyn - Jonathan Lethem
9. Parçalanma - Chinua Achebe
10. Yol - Cormac McCarthy
11. Bay Less - Andrew Sean Greer
12. Yürek Söken - Boris Vian
13- Sanatçının Gençlik Portresi - James Joyce
14- Yazgı ve Gazap - Lauren Groff
15- Artık Huzur Yok - Chinua Achebe
16- Bunu Sen De İstiyorsun - Kristen Roupenian
(https://farm2.staticflickr.com/1914/30303204147_3482d45670_o.jpg)
Yirminci yüzyılda hem edebiyata hem de felsefeye büyük katkılar sağlayan, başta Cesur Yeni Dünya, Algının Kapıları ve Ada olmak üzere yazdığı elli kadar kitapla yalnızca çağını değil çağdaşlarını da derinden etkileyen, döneminin en önemli entelektüellerden İngiliz yazar Aldous Huxley, yedi kez de Nobel Edebiyat Ödülü'ne aday gösterildi. Başyapıtı Cesur Yeni Dünya'nın güncelliğini sorgulayan ve panoramasını çıkaran Cesur Yeni Dünyayı Ziyaret, Huxley'nin kaynak eserinin bir sağlaması niteliğinde.
Cesur Yeni Dünya'dan yaklaşık otuz sene sonra yayımlanan eser, romandaki kehanetlerin ne ölçüde gerçekleştiğini mercek altına alıyor. Romanı yazarkenki öngörülerinin izini süren Huxley, dünyanın, tasavvur ettiği distopyaya çok daha büyük bir hızla dönüştüğü sonucuna varıyor.
Nüfus artışından uyuşturucu kullanımına kadar pek çok konuda fikirlerini belirten Huxley, bu kitabıyla birlikte Cesur Yeni Dünya'yı yeniden ele alırken bir diğer romanı Ada için de köprüler kuruyor.
"Huxley'nin uzak bir geleceğe dair satirik öngörülerinin bu kadar kısa sürede gerçeğe dönüştüğünü keşfetmek dehşet verici."
-New York TImes
"Çağımızın belirsizliğinde bize kim olduğumuzu gösteren şeylerden biri de Huxley'nin dehasıdır."
-Margaret Atwood
(https://farm2.staticflickr.com/1980/45241903021_924d9a5421_o.jpg)
Modern Amerikan edebiyatının en önemli yazarlarından biri olan, sıklıkla Herman Melville ve William Faulkner gibi ustalarla kıyaslanan Cormac McCarthy kariyeri boyunca Güney gotiği, Western ve postapokaliptik türlerde verdiği birbirinden başarılı eserlerle Pulitzer, National Book, National Book Critics Circle ve MacArthur Fellowship gibi ödüllerin sahibi oldu. 2007 yılında Coen Kardeşler tarafından sinemaya uyarlanan İhtiyarlara Yer Yok ise "En İyi Film" başta olmak üzere dört dalda Oscar kazandı.
Rio Grande yakınlarında avlanan Llewlyn Moss, bir şeylerin ters gittiği belli olan bir çatışma bölgesine rast gelir. Çatışmadan geriye kalanlar arasında cesetler ve kilolarca eroinin yanı sıra bir çanta dolusu para da vardır. Moss'un kader çizgisi vereceği karar üzerine burada çatallanacak ve deyim yerindeyse bir ölüm meleği peşine takılacaktır.
Kutsal kitaplar kadar kadim, günlük olaylar kadar dehşet verici konulara eğilen İhtiyarlara Yer Yok, kader, adalet, ahlak ve açgözlülük üzerine yazılmış modern bir klasik.
"McCarthy kelimeleri öylesine güzel kullanıyor ki sıradan bir iyi-kötü çatışmasını birinci sınıf bir edebiyat eserine dönüştürüyor."
—AnnIe Proulx
"Amerikan Yüceliğinin pragmatik bir geleneği varsa, Cormac McCarthy'nin kurguları bunun zirvesidir."
—Harold Bloom
(https://farm2.staticflickr.com/1949/45192722422_5984afe28e_o.jpg)
Otuz dokuz yıllık renkli ve verimli yaşamı boyunca romanlar, şiirler, şarkı sözleri yazan, trompetten ve cazdan vazgeçmeyen, oyunculuk, şarkıcılık, mucitlikten de geri kalmayan ve doğal bir oyunbozan olan Boris Vian'ın meslek hayatında Fransız Standartları Enstitüsü'nü seçmiş olması belki de sanat dünyasının en parlak ironilerinden biridir. Dönemin diğer bazı isimleri gibi doğaçlama yaşayıp eser veren Vian bugün asıl olarak yazar kimliğiyle ve antimilitarist bakış açısıyla tanınıyor.
Vernon Sullivan müstearıyla kaleme alınan ve bir "beyaz zenci"nin intikam öyküsünü anlatan Mezarlarınıza Tüküreceğim, hakkında net bir yoruma varılması zor, açık uçlu yapıtlardan biri. Şiddet ve erotizm duvarını aşarak bir rehabilitasyon, bir katharsis yaşamak mümkün mü? "Her şey"i görüp tanık olduğu için bir omuz silkme refleksi geliştirmiş olan günümüz insanı bu soruya ne yanıt verirse versin, kitaptan uyarlanan filmin galasında hayal kırıklığına kapılarak kalp krizinden ölen Vian'ın yapıtına sahip çıktığı ortada.
"Mezarlarınıza Tüküreceğim meşhur Amerikan pulp'ıyla Fransız sado-erotizminin hararetli bir birleşimi."
—The Guardian
"Boris Vian eşi benzeri olmayan bir yazar."
—James SallIs
Roza Hakmen İspanyolca, Fransızca ve İngilizceden(benim bildiklerim bunlar) şahane çeviriler yapıyor ve sadece o çevirdiği için aldığım kitaplar var. Bunu da mutlaka alacağım. Ama bir insanın bu kadar dilden çeviri yapabilmesi hakkaten çok kıskandırıcı. Yeri gelmişken Don Kişot için başka çevirmenlerele hiç bulaşmayın deyip Edirne kitap fuarına kaçayım ben bu İhtiyarlara Yer Yok için :)
Marcel Proust'nun kitaplarını da çevirmiş. Geçen günlerde Kayıp Zamanın İzinde için kısa bir araştırma yapmıştım. O zaman dikkatimi çekmişti. O kitapları da toplayacağım.
(https://farm2.staticflickr.com/1920/31775865888_cc24a939e1_o.jpg)
Amerikan Ulusal Kitap Ödülü Finalisti
Ursula K. Le Guin, bilimkurgu ve fantazi edebiyatına damga vurmuş en büyük yazarlardan. Kitapları ve fikirleriyle hem okurlara hem de yazarlara ilham veren Le Guin, yalnızca türün değil tüm yirminci yüzyılın en önemli edebiyatçılarından.
Orsinya... ortaçağ kalelerinin, surlarla çevrili şehirlerin ve kadim tanrıların mesken tuttuğu dağlara uzanan tren raylarının diyarı. Hayatın sert, düşlerin kırılgan ve bilinmedik güçlerin parçalamaya çalıştığı halkın akıl bütünlüğünü yitirmeme uğraşı verdikleri bir ülke burası.
Le Guin'in kendi için yarattığı bir Doğu Avrupa ülkesi olan Orsinya'da geçen ve yaklaşık sekiz yüz yıllık bir tarihten kesitler sunan Orsinya Öyküleri, yazarın kelime işçiliğinin ve karakter yaratımının başarısını gözler önüne sermekle kalmayıp modern edebiyattaki en sıradışı başkaldırı, devrim, şiddet ve aşk öykülerini de bir araya getiriyor.
(https://farm5.staticflickr.com/4907/31337828667_9f3942d26f_o.png)
TIME'ın Seçtiği 1923-2005 Arasında Yayımlanan En İyi İngilizce 100 Roman'dan Biri
Thomas Pynchon, yalnızca yazdıklarıyla değil, münzevi yaşam tarzıyla da yirminci yüzyılın en büyük edebiyat figürlerinden. Paranoya, ırkçılık, kolonyalizm, komplo teorileri, eşzamanlılık ve entropi gibi çeşitli konularda verdiği postmodernist eserlerle edebiyat tarihini değiştirmekle kalmayıp kendinden sonra gelen yazarları da derinden etkileyen Pynchon'ın en kısa romanı olan 49 Numaralı Parçanın Nidası da yazarın külliyatının en önemli eserlerinden biri.
Kocası Mucho'yla beraber yaşayan Oedipa Maas, eski erkek arkadaşı Pierce Inverarity'nin öldüğünü ve kendisini vasisi olarak atadığını açıklayan bir mektup alır. Vasiyeti yerine getirmeye karar veren Oedipa, San Narciso'ya yola çıkar ve sıradan bir macera olarak başlayan yolculuk, zaman geçtikçe Amerika tarihinin en büyük komplolarından birine dönüşmeye başlar.
49 Numaralı Parçanın Nidası, tersyüz edilmiş bir dedektif hikâyesi olduğu kadar hayalle gerçekçiliğin iç içe geçtiği, kültürel kaosu ve iletişim sorunlarını merkezine alan, dolambaçlı bir hiciv şaheseri.
"49 Numaralı Parçanın Nidası, dönemindeki her kitabı gölgede bırakacak kadar güçlü." –Harold Bloom
"Bir virtüözün eseri... Kitabın girift sembolizmi, Joyce'un Ulysses'te yaptığına çok yakın." –Chicago Tribune
"Postmodernist edebiyatın zirve noktalarından." –Debra A. Castillo
Bıkmadılar aynı eserleri dönüp dolaşıp farklı serilerde farklı kapaklarla tekrar tekrar basmaya. :P
(https://farm8.staticflickr.com/7868/32328201527_6d792734f1_o.jpg)
Amerikan gazeteciliğinin ve edebiyatının yirminci yüzyıldaki en tartışmalı figürlerinden biri olan Hunter S. Thompson, döneminin en büyük akımlarından olan "Gonzo gazeteciliği"nin kurucusu olmasının yanı sıra önemli bir altkültür ve siyaset figürü. Thompson'ın 1998'de Terry Gilliam tarafından sinemaya da uyarlanan romanı Las Vegas'ta Korku ve Nefret hem edebiyat hem de sinemada kült bir eser.
Thompson, Amerikan rüyasının karanlık yanını bulmak için avukatı ile birlikte Las Vegas'a gider. Los Angeles'tan çıkıp çöl boyunca tam gaz ilerlerken, böyle tehlikeli bir görevi gerçekleştirmenin tek bir yolu olduğunu anlarlar: Kafayı iyice bulmak. Muazzam bir uyuşturucu cephaneliğiyle silahlanan ikili, dünyanın bayağılık başkentinde manik ve gerçeküstü bir tura çıkar. Casino yöneticileri, polis memurları ve her çeşit Orta Amerikalı ile yaşanan tehlikeli ve kimyasallarla yüklü karşılaşmalarda sanrılı bir mizah ve kâbuslara yaraşır bir dehşet hiç eksik olmaz.
İnsanı gülmekten yerlere yatıran, cesur, özgün ve özünde fazlasıyla ciddi Las Vegas'ta Korku ve Nefret, altmışların Amerika'sında yıkılan hayallere dair bir modern klasik.
"Yazarlar için önemli olan iki sıfat vardır sadece... 'müthiş' ve 'olağanüstü'. Hunter S. Thompson ikisine de sonuna kadar sahip çıkıyor. El yakan, çığır açan, muhteşem bir kitap." –Tom Wolfe
"Amerikan edebiyatında Çıplak Şölen'den beri yazılmış en eğlenceli eser. Uyuşturucu çağının başyapıtı." –New York Times
(https://farm8.staticflickr.com/7838/40117113043_14329610ef_o.jpg)
"Madde 22, okuduğum mantıklı tek savaş romanı." –Harper Lee
"Madde 22, faşizme karşı verilen savaşta, Amerikalıların yarattığı en büyük destan." –Kurt Vonnegut
"Son elli yılda yazılmış iki büyük Amerikan romanı var. Biri Madde 22." –Stephen King
"Madde 22'nin muazzam başarısı, seçkin bir edebi eserin bazen gerçekten de çok geniş bir okuyucu kitlesine ulaşabileceğini gösterdi." –Anthony Burgess
"Orijinal. Kimse buna benzer bir kitap okumamıştır." –Norman Mailer
II. Dünya Savaşı'nda bombardıman uçağı pilotu olarak görev yapıp askeri bürokrasinin nasıl işlediğini gören Joseph Heller tecrübelerinden ilhamla yazdığı bir kitapla Amerikan edebiyatını dönüştürdü. Edebiyatta mizahi geleneğin ve savaş karşıtlığının en önemli ürünlerinden olan Madde 22 ise yazarını gölgede bırakacak kadar popülerleşip başlı başına Amerikan kültürünün bir parçası haline geldi.
İtalya'da Amerikan ordusu adına bombardıman uçağı pilotu olarak görev yapan ve hiç karşılaşmadığı binlerce kişi tarafından öldürülmek istendiği için kızgın olan Yossarian'ın asıl derdi, askerlik görevini bitirmek için gereken uçuş sayısını her geçen gün artıran ordusuyladır. Yossarian, görevlerden feragat etmek için herhangi bir girişimde bulunursa, fazlasıyla komik bir kural olan Madde 22'ye takılacaktır: Eğer biri tehlikeli savaş uçuşlarını yapmaya gönüllüyse aklını kaybettiği düşünülür ama görevlere katılmak istemediğini belirten resmi bir başvuruda bulunursa delirmediği ortaya çıkar ve böylece görevine devam etmek zorunda kalır.
Yayınlandığı günden beri Amerikan edebiyatının köşe taşlarından biri olarak görülen Madde 22, tarihin en çok ilgi gören, en sıradışı kitaplarından biri. Edebiyatta kara mizahın doruk noktası.
Madde 22'nin kaçıncı baskısı oldu bu farklı kapaklarla bilemiyorum artık. ::) :D
(https://farm8.staticflickr.com/7896/46546747024_f2ede821b6_o.jpg)
National Book Critics Circle En İyi Roman Ödülü
Gold Dagger En İyi Suç Romanı Ödülü
Polisiyeden Western'e, bilimkurgudan büyüme öyküsüne kadar birçok farklı tür arasında belki de hiçbir yazarın yapmadığı kadar çok geçiş yaparak "yüksek edebiyat" ile popüler kültürü iç içe geçiren ve pek çok prestijli ödülün sahibi olan Jonathan Lethem, kendi jenerasyonunun en sıradışı yazarlarından. Kariyerinde dönüm noktası olan Öksüz Brooklyn ise edebiyat tarihinin en alışılmadık başkahramanlarından birini okurlara sunan, benzersiz bir suç romanı.
Tourette sendromlu "özel dedektif" Lionel Essrog, hastalığının sebep olduğu dürtüler, takıntılar ve sinir krizleri arasında ona hayatta en yakın olan kişinin ölümünü çözmek için Brooklyn'in altını üstüne getirmeye kararlıdır. İpuçlarının peşine düştüğü, çıkmaz sokaklarla ve belalı karakterlerle dolu bu yolculukta en büyük yardımcısı ise kararlılığı ve obsesif kompulsif bozukluğu olacaktır.
Oyunbaz dili, unutulmaz karakterleri ve özgün konusuyla benzerlerinden ayrılan Öksüz Brooklyn, hem klasik dedektif romanlarına bir saygı gösterisi hem de yakın dönem postmodern edebiyatta kilometre taşı.
"Bir dedektiflik hikâyesi okumak bile yeterince ilginçken Lethem'ın Tourette sendromlu bir karakterin de sırlarını açığa çıkarmasına şahit olmak çok daha eğlenceli."
– Time
"Tekinsiz bir hayal gücünün ve her okumada okuru etkileyen kurguların yazarı."
– Colson Whitehead
(https://farm8.staticflickr.com/7914/40492708293_8197fa8ceb_o.jpg)
TIME'ın seçtiği "1923-2005 Yılları Arasında Yayımlanan En İyi İngilizce 100 Roman"dan biri.
Afrika edebiyatının en büyük ismi Chinua Achebe gerçekçi tarzda yazdığı ve çoğunlukla Batı'nın Afrika'yı kolonileştirmesi üzerine kaleme aldığı romanlarıyla her ne kadar yerel bir hikâye anlatsa da yarattığı karakterler ve kurgularıyla evrensel meselelere değinmeyi başaran nadir yazarlardan. 2007'de dünya edebiyatına yaptığı katkılardan dolayı Man Booker Uluslarası Ödülü'nü kazanan Achebe'nin ilk romanı Parçalanma ise hem yazarın hem de bir kıtanın başyapıtı.
Okonkwo kendi döneminde yaşayan en büyük güreşçi ve savaşçıdır. Ünü bir yangın gibi tüm Batı Afrika'ya yayılmıştır. Fakat bir gün istemeden bir kabile üyesini öldürür ve o andan itibaren her şey parçalanmaya başlar. İşlediği bu suçtan dolayı gittiği sürgünden yıllar sonra geri döndüğünde, köyünde misyonerleri ve sömürge idarecilerini bulur. Artık kontrolünü tümden yitirdiği hayatı, hızla yok oluşa sürüklenir.
Parçalanma, klasik bir kahramanlık anlatısı olmakla birlikte klişelerden uzak, son derece özgün bir roman. Modern edebiyatın belki de en büyük trajedisi.
"Büyüleyici bir yazar. Yirminci yüzyılın en iyilerinden."
- Margaret Atwood
"Achebe'nin eserleri olmadan Afrika edebiyatını düşünmek olanaksız."
- Toni Morrison
"Achebe insanı sarsıyor... Sert üslubunu, sıradan insanlara duyduğu gerçekçi ve kararında bir şefkatle hafifletiyor."
- Anthony Burgess
(https://farm8.staticflickr.com/7823/46755849964_bacc61489f_o.jpg)
Modern Amerikan edebiyatının en önemli yazarlarından biri olan, sıklıkla Herman Melville ve William Faulkner gibi ustalarla kıyaslanan Cormac McCarthy kariyeri boyunca Güney gotiği, Western ve postapokaliptik türlerde verdiği birbirinden başarılı eserlerle Pulitzer, National Book, National Book Critics Circle ve MacArthur Fellowship gibi ödüllerin sahibi oldu. 2009 yılında sinemaya da uyarlanan Pulitzer ödüllü Yol, kıyamet sonrası edebiyatının en önemli örneklerinden.
Bir baba ve oğlu yanıp kül olmuş Amerika topraklarında sonu asla gelmeyecekmiş gibi görünen bir yolculuğa çıkar. Niyetleri orada onları bir şeylerin bekleyip beklemediğini dahi bilmedikleri sahile ulaşmaktır. Rüzgârda uçuşan kurşuni küller her yeri ele geçirmiştir. Bu yıkım sonrası yolculukta kendilerini savunabilecekleri bir tabanca, yağmaladıkları yemekler ve birbirleri dışında hiçbir şeyleri yoktur.
Hiçbir umudun kalmadığı bir gelecekte bir baba ile oğulun hayatta kalmak için verdiği mücadeleyi anlatan Yol nihai yıkım, umutsuz azim ve bunlara rağmen kaybolmayan şefkatin anlatıldığı bir şaheser.
(https://live.staticflickr.com/65535/47889011961_65932cdc58_o.jpg)
2018 Pulitzer Edebiyat Ödülü
Romanları John Updike, Ann Patchett, Michael Chabon, John Irving gibi yazarların övgülerini alan, öyküleri Esquire, The Paris Review, The New Yorker dergilerinde yayımlanan, Kuzey California Kitap Ödülü, O. Henry Öykü Ödülü sahibi, Amerikan edebiyatının mizahi yanı kuvvetli, yaratıcı seslerinden Andrew Sean Greer son romanı Bay Less ile Pulitzer Ödülü'ne layık görüldü.
Elli yaşına basacak, başarısız bir romancı Bay Less. Bir gün posta kutusunda o düğün davetiyesini görür: Dokuz yıl beraber olduğu eski erkek arkadaşı nişanlanmış, şimdi de evleniyor. Bay Less düğüne gidecek mi peki? Gitse rahat edemeyecek, gitmese de kaçıyor gibi hissedecek. Çalışma masasının üstünde, dünyanın dört bir yanında yapılacak, çok da mühim olmayan edebiyat etkinliklerinin davetleri. Bay Less düğüne gitmeyecek elbette. Bahanesi de hazır. Bütün davetleri kabul edip yola çıkacak: Meksika. İtalya. Almanya. Fransa. Fas. Hindistan. Japonya. Bay Less, Paris'te âşık olacak belki, Güney Hindistan'da şu pek de iyi olmayan roman dosyasını düzeltmeye çalışacak, uçağı Japonya'ya indiğinde bavulunu bulamayacak... Bir ara da elli yaşına basacak işte.
Andrew Sean Greer, "turist Amerikalı"yla alay ederken kültürün, cinsiyetin, yaşın ötesinde bir aşk hikâyesini, dehanın yakınında olmanın ama o yüceliğe asla erişememenin acısını mizahı asla unutmadan anlatıyor. Bay Less, yanlış anlaşılmalar, sonu gelmeyen hatalar ve insan kalbinin derinliklerine dair bir roman.
"Bir roman isteyebileceğim her şeye sahip, dopdolu bir okuma tecrübesi. Yoğun mizahi bölümlerle, bilgelik dolu anlarla, zekice tespitlerle ve görkemli imgelerle dolu muazzam bir kitap!"
- Karen Joy Fowler
"Fark yaratan üslubu ve edebiyatta nadir görülen derinlikteki başkarakteri, bu romanı muhteşem kılıyor."
- Roxane Gay
"Yaşlanmak ve sevginin gerçek doğasına dair üslupta müzikal, yapıda ve çeşitlilikte ise zengin, çok yönlü bir roman."
- 2018 Pulitzer Ödülü, Seçici Kurulu
Yılın en iyi kitapları:
New York Times, Washington Post, San Francisco Chronicle, New York Post, American Library Association, Paris Review
(https://live.staticflickr.com/65535/48106935103_b7a3320251_o.jpg)
Otuz dokuz yıllık renkli ve verimli yaşamı boyunca romanlar, şiirler, şarkılar yazan, trompetten ve cazdan vazgeçmediği gibi oyunculuk, şarkıcılık, mucitlikten de geri kalmayan ve doğal bir oyunbozan olan Vian'ın meslek hayatında Fransız Standartları Enstitüsü'nü seçmiş olması belki de sanat dünyasının en parlak ironilerinden biridir. Dönemin diğer bazı isimleri gibi doğaçlama yaşayıp eser veren Vian bugün asıl olarak yazar kimliğiyle ve antimilitarist bakış açısıyla tanınıyor.
Vian'ın yazdığı son roman olan ve bir psikanalistin tuhaf bir köyde başına gelenleri anlatan Yürek Söken, yazarın en gerçeküstü eserlerinden biri. Kendi içindeki boşluğu, başkalarının duygularını "çalarak" doldurmak mümkün mü? Gittiği köyün –borçlarını para yerine başkalarının utançlarını sahiplenerek ödeyen insanlar gibi– garipliklerini kendi gariplikleriyle değiştirmeye başlayan psikanalistin bu soruya vereceği yanıt aşikâr. Ama karakterimiz "psikanaliz yapmak" ve "seks" arasındaki ayrımı bilmeyenleri tedavi etmeye uğraşadursun, Vian'ın bu son romanıyla kariyerine kusursuz bir nokta koyduğu da bir gerçek.
"Vian'ın alegorileri her okura uygun olmasa da üslubu şaşırtıcı biçimde yalın. İnsan zalimliğinin ve tutarsızlığının ilginç mantığına olan yaklaşımı ise Yürek Söken'i tek başına okunmaya değer kılıyor."
- Publisher's Weekly
"Sistemin muzip bir hicvi olan Yürek Söken, muazzam detaylarla bezeli, sarsıcı bir roman."
- Kirkus
(https://live.staticflickr.com/65535/48526764666_20c9d931a4_o.jpg)
Modern edebiyatın en çetrefil, dilin, anlatının sınırlarını yıkıp geçen, roman türünü bambaşka ihtimallerle tanıştıran yazarı James Joyce için, Beckett "onun eserleri şeyle ilgili değil, o şeyin ta kendisidir," der. Jorge Luis Borges, Flann O'Brien, David Foster Wallace, Gabriel Garcia Marquez ve başka sayısız yazarı etkileyen Joyce, sadece Dublin'i ve İrlanda'yı anlatarak evrensel ve zamansız bir edebiyat bıraktı ardında.
Joyce'un Cizvit okullarında geçen çocukluğundan, üniversitede tanıştığı insanlardan, alkolik babasından, dindar annesinden, dönemin siyasi gerginliklerinden, inançla, kadınlarla ilişkisinden beslenerek yazdığı bu roman, sanatçının, yazarın neden kalabalıktan ayrıldığını, ayrılmak zorunda kaldığını gösteren, serbest dolaylı anlatımın, bilinç akışı tekniğinin en güçlü örneklerinden.
Sanatçının Gençlik Portresi, gençlik ateşiyle öfkeli, kendinden emin, içinde fırtınalar kopan, çok çok tartışan ya da sadece dinlemekle, izlemekle yetinen ama yazarken, yazıyı konuşurken gürül gürül canlanan sanatçının belki de hiç değişmeyecek hikâyesi.
"Sanatçının Gençlik Portresi, İngiliz edebiyatının daimi bir parçası olarak kalacaktır."
- Ezra Pound
"Büyüleyici. Bir yetişkinliğe adım atma hikâyesi, belki de İngiliz edebiyatında bu türün başlıca örneği."
- Karl Ove Knausgaard
(https://live.staticflickr.com/65535/48526762791_c08a89dcec_o.jpg)
2017'de Granta dergisi tarafından en iyi genç Amerikalı yazarlar arasında gösterilen, kitapları New York Times çoksatanlar listesine giren, 2018'de Guggenheim edebiyat bursuna layık görülen Lauren Groff gelenekle yenilikçiliğin ötesine geçen, dünya klasikleri kadar katmanlı ve günümüz dünyasının gerçeklerini unutmayan bir edebiyatın temsilcisi olan maharetli bir yazar. Amerikan Ulusal Kitap Ödülü finalisti olan Yazgı ve Gazap, yayımlandığı dönemin Amerikan Başkanı Barack Obama'nın okuma listesine seçilmesiyle de adından söz ettirmişti.
Her hikâyenin iki tarafı vardır. Her ilişkide iki ayrı bakış açısı. Belki de iyi bir evliliğin sırrı doğrular değil de yalanlardır. Şeytan tüylü çapkın Lotto ile etrafı sırlarla örülü Mathilde, gizlice evlendiklerinde sadece yirmi iki yaşında, uzun boylu, yaratıcılıkla dolu, cazibeli ve birbirlerine delicesine âşık iki gençtiler. Muhteşem olmak alın yazılarıydı. Lauren Groff, bir evliliğin yirmi dört yıllık hikâyesini anlatırken hiçbir şeyin beklendiği gibi gerçekleşmeyeceğini ve burnumuzun ucundaki bu gerçeği anlamanın ne kadar zor olduğunu anlatıyor. Yazgı ve Gazap, aşkın, yalanların, daha önce eşi benzeri görülmemiş bir kudretin, herkesin kıskançlıkla izlediği bir Âdem ile Havva'nın hayatın kendisi kadar tehlikeli hikâyesi.
Nefes kesecek kadar iyi. Coşkun, zengin, hem dünyevi hem de destansı bir dönüştürücülüğe sahip.
- James Wood
Groff, romanında erkekler ve kadınların yaratıcılıkları ve insan olarak kıymetlerinin nasıl farklı değerlendirildiğini şevkle inceliyor.
- The Guardian
(https://live.staticflickr.com/65535/48864237022_b1a4380019_o.jpg)
Afrika edebiyatının en büyük ismi Chinua Achebe gerçekçi tarzda yazdığı ve çoğunlukla Batı'nın Afrika'yı kolonileştirmesi üzerine kaleme aldığı romanlarıyla her ne kadar yerel bir hikâye anlatsa da yarattığı karakterler ve kurgularıyla evrensel meselelere değinmeyi başaran nadir yazarlardan. 2007'de dünya edebiyatına yaptığı katkılardan dolayı Man Booker Uluslarası Ödülü'ne layık görülen Achebe'nin ikinci kitabı Artık Huzur Yok ise yazarın çok yönlülüğünün bir kanıtı.
Obi Okonkwo, İngiltere'de aldığı eğitimin ardından ülkesi Nijerya'ya dönmüş ve devlet memuru olarak işe başlamıştı. Ancak karşısında yozlaşmış ve rüşvetçi bir yönetim vardı. İdeallerine bağlı olan Obi, kendisine teklif edilen tüm rüşvetleri elinin tersiyle itmeye kararlıydı... ta ki ailesinin onaylamadığı bir kıza âşık olana dek. Obi'nin yaşadığı aşk onu hem derin bir duygusal çalkantıya hem de mali bir çıkmaza sürükleyecekti.
Artık Huzur Yok, Nijerya'nın bugün bile güncelliğini koruyan sıkıntılarının; insanlığın bölgesel değil evrensel sorunlarının yüzümüze tutulan trajik bir aynası.
"Büyüleyici bir yazar. Yirminci yüzyılın en iyilerinden."
- Margaret Atwood
"Achebe'nin eserleri olmadan Afrika edebiyatını düşünmek olanaksız."
- Toni Morrison
"Achebe insanı sarsıyor... Sert üslubunu, sıradan insanlara duyduğu gerçekçi ve kararında bir şefkatle hafifletiyor."
- Anthony Burgess
(https://live.staticflickr.com/65535/48953115343_3594422507_o.jpg)
Kristen Roupenian, 2017 sonbaharında, "Kedi Sever" [Cat Person] öyküsünün New Yorker'da yayımlanacağını öğrendiğinde otuz altı yaşındaydı ve daha önce sadece bir öyküsü matbu bir dergide yayımlanmıştı. Cinsel taciz ve şiddete karşı başlatılan #MeToo hareketinin en debdebeli günlerinde yayımlanan "Kedi Sever" derginin o yıl en çok okunan öyküsü oldu. Öyküde kendisinden yaşça büyük bir adamla randevuya çıkan üniversiteli bir kızın, iyi başlayan ama gittikçe tuhaflaşan akşamı anlatılıyordu. Birçok kadının aşina olduğu bir durumu anlatan öykü kısa sürede internette bir tartışma konusu oldu. Kimisi öykünün anlatıcısı kadını savunurken, kimisi erkeğin tarafını tuttu.
Kristen Roupenian, beklentileri alaşağı ettiği, cesur bir öykü derlemesi olan Bunu Sen de İstiyorsun'da tek numarası olan bir yazar olmayacağını kanıtlıyor. Sıradanla olağanüstünün birleştiği tedirgin edici noktada duran bu öykülerde, sevgilisinden yeni ayrılan dostları üzerinde kurdukları hâkimiyetten haz almaya başlayan bir çiftle, on yaşındaki bir kızın doğum günü partisinin o sihirli ama tehlikeli dilek sayesinde büründüğü akıl almaz dehşetle, kütüphanede bulduğu büyü kitabıyla en büyük arzusunu gerçekleştiren kadınla ve işyerindeki bir arkadaşına dişlerini geçirmeyi hayal eden bir ısırıkçıyla tanışacaksınız.
Bunu Sen de İstiyorsun, siniriniz bozulduğu için güleceğiniz, güldüğünüz için de kendinizi suçlu hissedeceğiniz, günümüzün endişelerini günümüze has tekinsizliklerle anlatan "o" kitap.
" 'Kedi Sever' ve Bunu Sen de İstiyorsun'daki diğer öykülerin en özel yanı, yazarın dil, karakter ve hikâye üzerindeki ustalıklı hâkimiyeti – öyküleri 'anlatıldığını' hissettirse de o kadar yapmacıksız ve anlaşılır ki doğru olduğuna inanıyoruz."
–New York Times Book Review
"Rahatsız edici, unutulmaz ve –belki sapkınca da olsa– çok ama çok eğlenceli."
–Kirkus Reviews
"Bu öykü derlemesinde neyle karşılaşacağınızı bildiğinizi sanıyorsanız, yanılıyorsunuz. Bu öyküler keskin ve sapkın, karanlık ve tuhaf, nefes kesici ve tam anlamıyla çılgınca. Hepsini öyle çok seviyorum ki."
–Carmen Maria Machado
"Bunu Sen de İstiyorsun, bir yıkım güllesine ihtiyacı olan çağımızın tam da aradığı şey. Elinizden bırakamayacağınız bu yüksek sesli, içgüdüsel kitap, kötüye saran ilişkilerin yüreğine, modern çağın iletişimsizliğine ve insan olmanın diğer korkularının derinliklerine iniyor. Nazik değil. Aptallığa tahammülü yok. Asla taviz vermiyor. Okumalısınız."
–Jeff VanderMeer
"Kristen Roupenian sadece inanılmaz bir yazar değil, aynı zamanda insan ruhuyla ilgili hayatımın bir döneminde öğreneceğimi düşündüğüm ama asla öğrenemediğim şeyleri de biliyor. Bu kitabı okuduktan sonra dünyayı daha iyi anlamaya başladım."
–Miranda July